YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/749
KARAR NO : 2023/132
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların anlaşmalı olarak 2011’de boşandıklarını, anlaşmalı boşanma protokolünün 5. maddesinde ergin olup üniversite eğitimini sürdüren müşterek çocukların yıllık özel üniversite eğitim ve öğretim giderlerini şirketten aldıkları kar payı ile ödemek üzere, şirkette kocanın %28, kadının %5 hissedar olmakla, giderlerin 1/6 payının kadın, 5/6 payının koca tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, 2011-2012-2013-2014 yılları kar paylarını alan davalının 14.04.2016’da sulh sözleşmesi ile bugüne kadar doğmuş ve doğacak haklarından feragat ettiğini, müvekkilinin Amerika’da okuyan … ve … için sulh sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar 232,541 Amerikan doları, 38.408 Kanada doları, 60.972,00 TL harcama yaptığını, davalının payına düşen 171.644,00 TL için ihtarname çekildiğini, 2011’den sonra kar payı almadığından ödeme yapamayacağını davalının bildirdiğini belirterek davanın kabulü ile bu miktarların yabancı paralar için en yüksek faiz, Türk parası için yasal faiziyle, bu kabul edilmezse toplam 171.822,90 TL’nin ihtar tarihi olan 13.02.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazıyla birlikte zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, öncelikle bu nedenlerle usulden davanın reddini, aksi halde davacının alacak hakkı doğmadığını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, çocukların eğitimlerinin 2 yıl önce sona erdiğini, müvekkilinin … A.Ş. ile hukuki ihtilaflar yaşadığını, dava dışı şirket yönetim kurulu başkanı ile şirket garantörlüğünde sulh sözleşmesi imzaladığını, 2015-2016 yıllarına ait kar payı olan 600.000,00 TL’yi müvekkilinin tahsil edemediğini, ayrıca hisse bedeli 2.000.000,00 TL ile birlikte müşterek çocuklarına devrettiğini, boşanmadan sonraki süreçte müvekkilinin hesaplarına yatan kar paylarının takip eden günlerde sıfırlandığını, haksız şekilde kullanıldığını, müvekkilinin bu işlemler için dava açmaya hazırlanırken haksız davayla karşılaştığını, davacının protokol hükümleri nedeniyle müvekkiline yüklü miktarda borçlu olduğunu, borçlanılmamış edimin ifasının istenemeyeceğini, kendisinden böyle bir ödeme yapmasının istenilmediği gibi beklenilmediğin, ahlaki ödev nedeniyle yapılan ödemelerin geri istenilmesinin mümkün olmadığını, sebepsiz zenginleşmeye konu edilemeyeceğini; kaldı ki kendisine ödenmesi gereken kar payları ile çocukların masraflarının ödendiğinin şirket tarafından bildirildiğini, çocukların eğitimlerinin iki yıl önce sona erdiğini, kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu ve bu yöndeki dava ve talep haklarını saklı tuttuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın taraflar arasında anlaşmalı boşanma sonucu düzenlenen ve onaylanan boşanma protokolünün uygulanmasına yönelik alacak talebi olduğu, davalı her ne kadar görev itirazında bulunmuş ise de protokolden kaynaklanan davada mahkemenin görevli olduğu, dava konusu harcama ve ödemelerin boşanma protokolü ve boşanma kararına dayalı olarak yapıldığı anlaşılmakla, bilirkişi … tarafından düzenlenen 11.03.2019 tarihli rapordaki davacının protokolün 5 inci maddesine dayalı olarak açıldığı ve mahkemece de porotokol onaylandığı için çocuklar yararına yaptığı fazlaya dair ödemelerin, protokolün onaylanmış olması nedeniyle davalı tarafça ödenmesi gerektiği, davacının fazladan yaptığı ödemelerin ihtara rağmen ödenmediği ve bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli ve elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 171.644,00 TL alacağın 13.02.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, talep edilen alacağın doğmadığını, doğmayan alacağın ifasının istenemeyeceği, kendisinin aslında davacıdan alacaklı olduğu ve bu yöndeki dava ve talep hakkının saklı olduğu, kar payı ödemelerinin davacı tarafından aynı gün çekildiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu dolayısıyla borcunun olmadığını ve cevap dilekçesinde bulunan iddiaları yineleyerek yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken alınmayıp eksik inceleme ile kurulan hükmün kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacağın mahkemece onaylanarak kesinleşen protokole dayalı alacak olduğu, alacağın davalı tarafça ödenmediğinde ihtilaf olmadığı, davalının savunmalarına itibar edilip edilemeyeceği ihtilaf konusu olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu, davalının kar payı alacaklarını almadığı bilirkişi raporuyla sabit ise de davalının hesabına yatan paraların davacının talimatıyla çekilerek çocukların eğitim giderleri için harcandığı ve dava konusu miktardan daha fazla davacıdan alacaklı olduğu yönündeki davalı savunmasının ispatlanamadığı, takasın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 139 uncu maddesinde düzenlendiğini, savunma vasıtası olarak ileri sürülebileceğini; ancak davalının dilekçeler aşamasında, açıkça davacıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği miktarı içerir şekilde usulüne uygun şekilde takas, mahsup talebi bulunmadığını, bu konuda açılmış ayrı ya da karşı bir davanında olmadığını, davalının bu taleplerinin ayrı bir dava konusu olabileceğini, aksinin kabulünün savunma hakkının genişletilmesi yasağına aykırı olacağını, eksik inceleme söz konusu olmadığını, alınan bilirkişi raporu yeterli ve denetlenebilir nitelikte olduğunu belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğu, mahkemenin görevsiz olduğunu, talep edilen alacağın doğmadığını, doğmayan alacağın ifasının istenemeyeceği, kendisinin aslandı davacıdan alacaklı olduğu ve bu yöndeki dava ve talep hakkının saklı olduğu, kar payı ödemelerinin davacı tarafından aynı gün çekildiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu dolayısıyla borcunun olmadığını ve cevap dilekçesinin de bulunan iddiaları yineleyerek, yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken alınmayıp eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının mahkemece onaylanarak kesinleşen protokole dayalı alacağının olup olmadığı, davalının savunmalarına itibar edilip edilemeyeceği ile ispat yükünün kimde olduğu noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun’un 77 nci ve 78 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi, 6100 sayılı Kanunun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.