Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/11821 E. 2023/355 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11821
KARAR NO : 2023/355
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

BOZAM ÜZERİNE
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/152 E., 2021/201 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2’nci, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62’nci 63’üncü 58’inci maddesinin 9’uncu fıkrası ve 53’üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286’ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260’ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291’inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294’üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298’inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2018/270 Esas, 2019/241 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314’üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5’inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesi, 53’üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/1944 Esas, 2020/399 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Hükmün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25.01.2021 tarihli ve 2020/6127 Esas, 2021/11 sayılı Kararı ile özetle;
”Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikin de gözetilerek; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,” karar verilmiştir.
4. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 27.05.2021 tarihli ve 2021/152 Esas, 2021/201 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314’üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58’inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63’üncü maddesi ve 53’üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.08.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle; örgüte üye olma suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediğine, Yerel Mahkeme kararının yasaya, hukuka aykırı olduğuna, yerel mahkemenin Yargıtay ilamındaki teşdit konusundaki bozma gerekçesine uymadığına kendisine yeniden teşdit uyguladığına, kendisine TCK madde 62 iyi hal indirimin uygulanmamasının da hukuka aykırı olduğuna, sabıkasız olması ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz hali tespit edilmemiş olması nedeniyle yerel mahkeme hükmünün bu yönden bozulması gerektiğine, özetle kendisi hakkında ceza tayin edilecekse alt hadden ceza verilmesi ve takdiri indirim maddesinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“Sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşme aracı olarak kabul edilen örgüt tarafından sadece üyelere yüklenilen ve üyelerce kullanıma açılan bylock isimli programını 0530 262.. .. ve 0545 364 .. .. numaralı hatlar üzerinden kullandığı, programı kullanan kişinin örgütün hiyerarşik bağına tabi olduğu, gizliliğe önem verdiği, bilirkişi raporunda ayrıntısıyla izah edildiği üzere sanığın örgüt liderinin talimatından sonraki zaman içerisinde FETÖ/PDY Terör örgütünün en önemli finans kaynaklarından olan Bankasya Katılım Bankasının mevduatını artırıcı işlemlerde bulunduğu, yukarıda ayrıntısıyla açıklanan tanık beyanlarına yansıdığı üzere; sanığın FETÖ/PDY Terör örgütünün … İli … İlçe yapılanması sorumlularından olduğu, mütevelli heyet toplantılarının organizasyonunda görev aldığı, toplantı gündemlerinin sanık tarafından belirlendiği, toplantılara katılanlardan himmet, zekat, kurban bağışı adı altında para toplanılarak örgüte maddi kaynak sağlanıldığı, yapıya ait yayın organlarına abone olunmasını istediği, mahkememizin 2017/123 Esas sayılı dosyasının sanıklarından M.T.ın beyanlarına yansıdığı üzere, sanığın FETÖ/PDY Terör örgütüne arazi tahsis etmek için adı geçene baskı uyguladığı, FETÖ/PDY Terör örgütü ile irtibatlı … Özel Eğitim Kurumları Anonim Şirketi’ne ortak olunması yönünde ilçedeki bir kısım esnaflarla görüştüğü, hisse devirleri işleriyle ilgilendiği, yapıya ait öğrenci evlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talimatlar verdiği hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu bilinç doğrultusunda örgüt ile organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu mahkememizce kabul edilmiş, her ne kadar iddianamede sanığın silahlı terör örgütünün kurucu veya yönetici olduğundan bahisle TCK’nın 314/1 maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de; gerek Kanunun gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere; “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamlarının örgüt yöneticisi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca sanığın örgüt adına emir ve talimat verebilecek bir konumda olmadığı, aksine örgütün verdiği talimatları yerine getiren bir örgüt mensubu statüsünde olduğu ve örgüt yöneticisi olmadığı sonucuna varılmış olup, tüm dosya kapsamından sanığın TCK 314/2 maddesinde subut bulan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılma cihetine gidilmiştir. Sanığın eylemlerindeki çeşitlilik ve yoğunluk ile örgüt içerinde bulunduğu süre zarfı, konumu, kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ve teşdit uygulanmış ve zikredilen Yargıtay bozma ilamı da dikkate alınarak mahkumiyet hükmü kurulmuştur.”

IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
1) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşme aracı olarak kabul edilen örgüt tarafından sadece üyelere yüklenilen ve üyelerce kullanıma açılan bylock isimli programını kullandığı, programı kullanan kişinin örgütün hiyerarşik bağına tabi olduğu, gizliliğe önem verdiği, bilirkişi raporunda ayrıntısıyla izah edildiği üzere sanığın örgüt liderinin talimatından sonraki zaman içerisinde FETÖ/PDY Terör örgütünün en önemli finans kaynaklarından olan Bankasya Katılım Bankasının mevduatını artırıcı işlemlerde bulunduğu, tanık beyanlarına yansıdığı üzere; sanığın FETÖ/PDY Terör örgütünün Adana İli Kozan İlçe yapılanması sorumlularından olduğu, mütevelli heyet toplantılarının organizasyonunda görev aldığı, toplantı gündemlerinin sanık tarafından belirlendiği, toplantılara katılanlardan himmet, zekat, kurban bağışı adı altında para toplanılarak örgüte maddi kaynak sağlanıldığı, yapıya ait yayın organlarına abone olunmasını istediği, yapıya ait öğrenci evlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talimatlar verdiği hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu bilinç doğrultusunda örgüt ile organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu yerel mahkemece kabul edilmiş, her ne kadar iddianamede sanığın silahlı terör örgütünün kurucu veya yönetici olduğundan bahisle TCK’nın 314/1 maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de; gerek Kanunun gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere; “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamlarının örgüt yöneticisi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca sanığın örgüt adına emir ve talimat verebilecek bir konumda olmadığı, aksine örgütün verdiği talimatları yerine getiren bir örgüt mensubu statüsünde olduğu ve örgüt yöneticisi olmadığı sonucuna varılmış olup, tüm dosya kapsamından sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3) Bozma sonrası yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle bozma sonrası dosyanın gönderildiği Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2021/152 Esas, 2021/201 sayılı Kararında sanığın öne sürdüğü temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289’uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanunun 302’nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.