YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5981
KARAR NO : 2023/504
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 14.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 13.12.2001 tarihinde tutuklandığını, 138 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.11.2014 tarihli ve 2002/47 Esas, 2014/441 Karar sayılı kararı ile beraat ettiğini, kararın 05.06.2017 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmenin ve Yargıtay ilâmının davacıya tebliğ edilmediğini, davacının tutuklu kalması nedeniyle üniversiteye gidemediğini, tahliye olduktan sonra da uyum sağlamakta zorlandığını ve manevi olarak zarar gördüğünü belirterek 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 20.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 31.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının aylık kazancına ilişkin belge sunmadığından bilirkişi incelemesi yapılmasına muvafakatlarının bulunmadığını, inceleme yapılsa dahi yalnızca asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, tutuklama müzekkeresinin infaz görüp görmediğinin ve mükerrer dava bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve faiz başlangıcının tutuklama tarihinin kesin olarak tespit edilerek belirlenmesi gerektiğini beyan etmiştir.
3…. 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2018 tarihli ve 2018/7 Esas, 2018/309 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/3457 Esas, 2019/152 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacının hangi suçlardan tutuklandığı, hangi suçtan tutukluluğunun infaz gördüğü tereddüte mahal bırakılmadan ilgili savcılık ve ceza infaz kurumundan sorularak, keza beraat kararının davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılarak, davanın 16 yılı aşkın bir süre devam etmesinin adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğinin bir göstergesi olduğu gözetilerek, davacının hukuksal durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, süreçte toplanmış kanıt durumuyla örtüşmeyen gerekçe ve eksik kovuşturmayla karar verildiği gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz taleplerinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının tutuklanması nedeniyle maddi ve manevi zararının bulunduğuna ve ceza dava yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle manevi tazminata hak kazandığına yöneliktir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davanın 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kişilere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun (466 sayılı Kanun) gereğince haksız tutuklama sebebiyle tazminat davası olduğu, 5320 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesi gereğince tedbirin uygulandığı tarih itibariyle anılan kanun uygulanacak olup bu Kanunun 2 inci maddesi gereğince davanın karar tarihinden itibaren veya kesinleşme tarihinden itibaren 3 ay içerisinde açılması gerektiği, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/47 Esas, 2014/441 Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinden, davacının 13.12.2001 tarihinde tutuklandığı, 30.04.2002 tarihinde tahliye edildiği, davacı hakkında “Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma, pek az sayıda mermi bulundurma veya taşıma, yetkisiz kıyafet ve alamet kullanmak ve resmi memuriyetin gasbı” suçlarından dava açıldığı, birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçundan beraatine, diğer suçlar yönünden zamanaşamı nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
466 sayılı Kanun hükümleri gereğince tazminat davası açılabilmesi için yakalama ya da tutuklamadan sonra takipsizlik kararı, beraat kararı ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekmekle, davacı hakkında sadece yağma suçundan beraat kararı verilmiş aynı soruşturmada tevkif müzekkeresinde suçlamaya dayanak olarak gösterilen 6136 sayılı Kanun’a muhalefet , yetkisiz kıyafet ve alamet kullanmak ve resmi memuriyetin gaspı suçlarından zamanaşamı sebebiyle düşme kararı verilmiş olup, davacının tamamen beraat etmesi gibi bir durum sözkonusu olmadığından tazminat isteme şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/47 Esas – 2014/441 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının resmi şeref ve unvanın gasbı, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve yağma suçlarından dolayı 13.12.2001 – 30.04.2002 tarihleri arasında 138 gün tutuklu kaldığı iddia edildiği, yapılan yargılama sonunda yağma suçundan beraatine ve diğer suçlar yönünden zamanaşımın dolması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, hükmün 05.06.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun’a tabi olduğu ve yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı anlaşılmıştır.
2.466 sayılı Kanun’a göre tazminata esas ceza davasında verilen kararların kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde tazminat davasının açılması gerekmekle, kesinleşme şerhlerinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının kesinleşmeden herhangi bir şekilde haberdar olup olmadığı belirlenerek davanın süresinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Her ne kadar tutuklama müzekkeresinde yer alan resmi şeref ve unvanın gasbı ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de tutuklama müzekkeresinde yer alan yağma suçundan beraat ettiği ve tutuklama müzekkeresini infaz etmiş ise tazminata hak kazanacağı göz önünde bulundurulduğunda, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında davacı hakkındaki tahliyeye ilişkin müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti ilgili ceza mahkemesinden temin edilip dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi sonrası tazminata hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Davacı vekili temyiz dilekçesinde tazminata esas ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde temyiz isteminde bulunmuş olup, dava dilekçesinde sadece 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat talebinde bulunulduğu ve uzun yargılamaya ilişkin bir talebin bulunmadığı görülmekle, davacı vekilinin bu husustaki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/3457 Esas, 2019/152 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.