Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/6077 E. 2023/917 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6077
KARAR NO : 2023/917
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/225 E., 2021/473 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 13.12.2011 tarihli ve 2011/596 Esas,

2011/520 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üstünün bir şeyini salmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 132 nci maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 13.12.2011 tarihli ve 2011/596 Esas, 2011/520 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 08.10.2013 tarihli ve 2013/1167 Esas, 2013/1154 Karar sayılı kararı ile Askerî Mahkemece; 30.6.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6000 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değiştirilen
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun (mülga 353 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca atılı suçtan dolayı yargılamanın tek hâkimden
kurulu mahkeme tarafından yapılması gerektiği, bununla birlikte aynı Kanun’un 19 uncu maddesinin beşinci fıkrası
gereğince iddianamenin kabulünden sonra yargılamanın tek hâkim tarafından yürütülmesi
gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı da verilemeyecek olması nedeniyle yargılamaya kuruldan
oluşan mahkeme ile devam edilmesinin kanun gereği olduğu dikkate alındığında; tanıklar Barış
Ercan, Umut Kurt, Fatih Çölgeçen ve Aykut …’in ifadelerinin tespiti için istinabe
olunan Askerî Mahkemelerin tek hâkimden oluşması, burada yapılan duruşmaların bu şekilde icra
edilmesi ve takiben sanık hakkında heyetli olarak hüküm verilmesinin 353 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (A) bendine aykırı bulunması, tanık Fatih Çölgeçen’in ifadesinin tespiti için yazılan talimat üzerine 1.6.2011
tarihinde istinabe Mahkemesi tarafından yapılan duruşmaya ait tutanağın başlık kısmında Askerî
savcının ismi bulunmamasına rağmen, sanığın ifadesinin tespitini takiben Askeri savcıya söz
verildiği görülmekle; duruşmada Askeri savcının hazır bulunup bulunmadığı hususunda
kuşku bulunması ve şayet hazır bulunmuş ise kim olduğunun anlaşılamamasının 5271 sayılı CMK’nın 220 nci
maddesine aykırılık oluşturması ve sanık hakkında düzenlenen iddianamede bu konuda bir istem bulunmadığı halde, 1632 sayılı Kanun’un 30 uncı maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 35 inci maddeleri uyarınca onbaşılık rütbesinin geri alınmasına dair hüküm
kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olması hususlarının hukuka aykırılık oluşturması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine (Kapatılan) 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/2454 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında üstünün bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 11.08.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 11.08.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 10.03.2020 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin Kahramanmaraş 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2021/98 Esas, 2021/97 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Pervari Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/225 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin açıklanması geri bırakılan 05.06.2015 tarihli ve 2013/2454 Esas, 2015/332 Karar

sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın üstünün bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; mahkûmiyet hükmünün eksik ve yetersiz inceleme ile kurulduğuna, hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, 07.07.2010 tarihinde mağdur Tnk.Kur.Yb. Mesut …’ın odasına girerek
cüzdanının içinden iki adet 50,00 TL’lik banknotu aldığı, mağdurun ışıklarının açık olduğunu görerek
odasına gitmesi üzerine hırsızlık olayını fark ederek durumu Bölük Astsubayına bildirdiği, haberci
olarak görevli P.Er Aykut … ve P.Çvş. Serkan…’i çağırdığı, Bölük Astsubayı tarafından
yapılan araştırma neticesinde sanığın söz konusu tarih ve saatlerde tabur karargah binası içinde
görüldüğünün tespit edildiği, bunun üzerine Nöbetçi Astsubay, Nöbetçi Uzman Çavuş ve Nöbetçi
Amirinden oluşan heyet ile sanığın üzerinde arama yapıldığı, çorabının içinde mağdurun
kaybolduğunu bildirdiği iki adet 50,00 TL’lik banknotun bulunduğu, bunun üzerine sanığın mağdura
ait parayı aldığını itiraf ettiği, olayla ilgili tutanak tutulduğu maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanığın tahkikat heyetince alınan ifadesinde; mağdurun çekmecesinden paraları aldığını daha sonra pişman olarak yerine koyduğunu ve pişman olduğunu beyan etmiştir.

3.Sanık 25.11.2011 tarihli savunmasında özetle; mağdurun odasındaki masanın üzerinde cüzdanı gördüğünü, içinde bulunan iki adet 50,00 TL’lik banknotları aldığını, cüzdanı yerine koyduğunu, komutanın odasına hırsızlık için girdiğini, o dönemde parası olmadığını, ihtiyaçlarını karşılamak için parayı aldığını ve çok pişman olduğunu beyan etmiş ve hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir.

4.Bozma sonrası alınan 01.12.2014 tarihli beyanında; Yargıtay Bozma ilamına uyulmasını, iddianamedeki olayı ve atılı suçu kabul etmediğini, üst devrelerin baskısıyla ve dayaktan korktuğu için suçu kabul etmek zorunda kaldığını, öncelikle beraatini mahkeme aksi kanaatte ise hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiğini beyan etmiştir.

5.İhbar sonrası alınan 27.10.2021 tarihli beyanında özetle; önceki savunmalarını tekrar ettiğini ifade etmiş ve beraatini talep etmiştir.

6.07.07.2010 tarihli olay tespit tutanağında personel huzurunda yapılan üst aramasında mağdura ait olduğu belirlenen iki adet 50,00 TL’lik banknotun sanığın çorabının içinden çıktığı belirtilmiştir.

7.Dosya kapsamında yer alan ve usûlüne uygun ifadeleri alınan mağdur ve tanıkların ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

8.Sanık hakkında (Kapatılan) 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/2454 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının

açıklanması için ihbarda bulunan Kahramanmaraş 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2021/98 Esas, 2021/97 Karar sayılı kararı dava dosyasında mevcuttur.

9.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde “çalma” suçunun bir tanımının yapılmaması ve üstünün, astının veya
arkadaşının bir şeyini çalma suçunun unsurlarının gösterilmemesi nedeniyle suçun unsurlarının genel
hükümlere göre saptanması gerekmektedir.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde düzenlenen suç tipinin 5237 sayılı Kanun’un 141 inci
maddesinde düzenlenen “hırsızlık” suçunun asker kişiler tarafından işlenen bir benzeri olduğu ve
“çalmak” teriminin “hırsızlık” terimi ile eş anlamlı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, üstünün, astının veya arkadaşının
bir şeyini çalmak suçunun oluşabilmesi için;
a)Failin, kendisinin üstü, astı veya arkadaşı statüsünde olan bir asker kişinin menkul malını
rıza olmaksızın alması,

b)Failin üstünün, astının veya arkadaşının menkul malını alma eylemini bu malın başkasına ait
olduğunu bilerek kendisine veya başkasına bir yarar sağlama amacıyla gerçekleştirmesi,
zorunludur.
Olay tarihinde sanığın üstü olan mağdurun odasına kendi iradesi ile girerek sanığa ait cüzdandan rızası dışında bir miktar parayı aldığı ve durumun farkedilmesi üzerine yapılan arştırma esnasında sanığın suçunu itiraf ettiği, sanığın aşamalardaki beyanları ve tanık ifadeleriyle sabittir. Sanığın suçu işlemediği ve üst devrelerin baskısı ve dayak korkusuyla işlemiş olduğu şeklindeki beyanların atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek mahkemece sanık hakkında, üstünün bir şeyini çalmak suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3.Hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Pervari Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/225 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.