YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7302
KARAR NO : 2023/65
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Red
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz (Aktarılan Dava)
Taraflar arasında görülen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Kahramanmaraş ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 928 parsel sayılı 11.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 929 parsel sayılı 11.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle eşit paylarla davalı … ve … adına, 933 parsel sayılı 20.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle davalı … adına, 939 parsel sayılı 20.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle … adına, 945 parsel sayılı 13.0000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle davalı … adına, 946 parsel sayılı 12.950,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle davalı … adına, 960 parsel sayılı 20.0000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle davalı … … ve … adına, 942 parsel sayılı 20.0000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 961 parsel sayılı 17.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle … ve … adına, 3304 parsel sayılı 9.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle … adına, 959 parsel sayılı 62.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı …, … ve … adına, 932 ve 964 parsel sayılı sırasıyla 62.450,00 ve 63.550,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına ve 3198 ve 3263 parsel sayılı sırasıyla 7.150,00 ve 17.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar miktar fazlası olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili tarafından, müvekkili olan davacıya ait Afşin ilçesi … Kasabası Köyönü … mevkiinde bulunan, doğusu: Hark, batısı: … ve … oğlu, kuzeyi: Melkir yolu ve Hark, güneyi: sahibi senet ile çevrili taşınmaz ile Köyönü mevkiinde kain, doğusu: … oğlu …, batısı: yol, kuzeyi: sahibi senet, güneyi: … ve … oğulları taşınmazı ile çevrili olan taşınmazlara davalılar …, …, …, … ve …’in müdahale ettiklerini, taşınmazların 22.06.1956 tarih ve 64 ve 67 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapuya dayalı olarak davalıların el atmalarının önlenmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu dava, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında müdahil …, dava konusu 929 parsel sayılı taşınmazı babasından satın aldığı iddiasıyla, taşınmazın adına tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı … ve …, taşınmazlara 80 yıldan fazla bir süredir zilyet olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı Hazine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 959 parsel sayılı taşınmazın 1/3 hisse ile …, 1/6 hissesi …, 1/6 hissesi …, 1/3 hissesi … adına; çekişmeli 964 parsel sayılı taşınmazın … adına; çekişmeli 3304 parsel sayılı taşınmazın … adına; çekişmeli 933 parsel sayılı taşınmazın … adına; çekişmeli 932 parsel sayılı taşınmazın … adına; çekişmeli 960 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hisse ile … ve 1/2 hisse ile … adına; çekişmeli 939 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 961 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hisse …, 1/2 hisse … adına, çekişmeli 946 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 942 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 945 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 928 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 929 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 3198 parsel sayılı taşınmazın … adına, çekişmeli 3263 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hisse … ve 1/2 hisse … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş; Mahkemece, davacı …’in temyiz masraflarını yatırmadığı gerekçesiyle ek kararla temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı … mirasçıları tarafından temyiz edilmemiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel mahkemede tapu kaydına dayalı olarak men’ i müdahale istemiyle açıldıktan sonra Kadastro Mahkemesine aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların davacı tarafın dayandığı 22.06.1956 tarihli 64 ve 67 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydı kapsamında kalmayan kısımlar üzerinde şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’ nin ) Geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427’inci vd. maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13, 14, 20, 27 ve 30/2’inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428’inci maddesi ile 439’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar hakkında yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
3. Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2’inci maddesi gereğince, genel mahkemeden kadastro mahkemesine devredilen davalarda, kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı 3. şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re’sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Bu bağlamda, eldeki davada dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının malik haneleri doldurulmuş ve eldeki dava ile birleştirilerek görülmesi gerekirken fark edilmeksizin bir takım dava dosyalarında taşınmazlar hakkında tescil kararı verilmiş olsa bile, davanın anılan niteliği gereği kadastro tutanaklarının malik hanelerinin hukuken boş olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, mahkemenin, bir kısım parseller hakkında daha önceden kadastro mahkemesince kararlar verildiği ve verilen bu hükümlerin kesinleştiği yönündeki kabulü yerinde değildir.
4. Diğer taraftan, çekişmeli 932 parselin tespitine esas alınan davacı tarafın dayandığı 22.06.1956 tarih ve 64 sıra numaralı tapu kaydı ile çekişmeli 959 ve 964 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas alınan 22.06.1956 tarih ve 67 sıra numaralı tapu kayıtlarının haritalarının bulunup bulunmadığı ve kadastro sırasında şahıslar adına aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlik nedeniyle belgesizden tespit edilen taşınmazların mevcut olup olmadığı ilgili kurumlardan sorularak belirlenmemiş; mahallinde yapılan keşif sırasında tapu kayıtlarının kapsamı usulünce belirlenmemiş ve komşu parsellerin kadastro tutanakları getirtilerek tespite dayanak kayıt ve belgelerin dava konusu taşınmazlar yönünü ne olarak gösterdiği üzerinde durulmamıştır.
5. Ayrıca, keşif sırasında çekişmeleri taşınmazların tamamı tek tek gezilmek suretiyle yerel bilirkişi ve tanıklardan her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı beyan alınması gerektiği halde, mahallinde 15.09.2008 tarihinde yapılan keşifte, sadece dava konusu taşınmazlardan 928, 929, 3198 ve 3263 parsel sayılı taşınmazlar keşif heyetince gezilmiş, değir taşınmazların başına gidilerek ayrı beyan alınmadığı gibi, bir taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
6. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.
7. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre aktarılan davanın dava tarihi olan 1974 yılından 15 – 20 – 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının haritası olup olmadığı ve Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, şahısları aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşif sırasında, öncelikle tapu kayıtlarının dayanağı harita mevcut ise, mahalli bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişi kurulu eliyle bu harita yöntemince yerine uygulanmalı ve uygulama yapılırken de haritası bulunan kayıtların kapsamlarının uygulama olanağı bulunan haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmadığının ya da haritanın uygulama kabiliyetinin olmadığının anlaşılması durumunda ise, kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli ve ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için ise taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, özellikle denetleme yapılırken; tapu kaydının sınırlarında şahıs, yer ve mevkii olarak tarif edilen taşınmazların tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, davacı tarafça dayanılan tapu kayıtlarının uygulanabilir olmadığının veya dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir kısmının tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldıklarının anlaşılması halinde, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden aktarılan davanın açıldığı tarihten geriye doğru 3402 sayılı Kadastro Kanunun’un 14’üncü maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde aykırılığın giderilmesi için tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmalı, ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini ve yaşlarını, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediklerini ve edilmişlerse imar- ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmazların her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumlarının bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, uydu ve hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir ve uygulanan kayıtların kapsadıkları alanları gösterir şekilde krokili rapor aldırılmalı: şahıslar adına belgesiz zilyetlik yoluyla tespiti yapılan taşınmazların sulu arazi mi yoksa kuru arazi mi olduğu belirlendikten sonra sulu arazi de 40 kuru arazide 100 dönüm sınırının aşılıp aşılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
8. Mahkemece, davanın genel mahkemeden kadastro mahkemesine aktarılan dava olduğu ve bu nedenle 3402 sayılı Kanun’un 30/2’inci maddesi uyarınca taşınmazların malikini re’sen belirleme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alınmak suretiyle, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, gerekçeli kararda çekişmeli taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı ve tapu kaydı kapsamında kalmıyorsa taşınmazlar üzerinde adlarına tescil kararı verilen kişiler lehine iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda her hangi bir gerekçe yazılmamış olması da isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,10.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.