Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/2971 E. 2022/13433 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2971
KARAR NO : 2022/13433
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, 20.12.2015 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karar karşı davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ilk olarak 01.06.1985 tarihinde … sicil sayılı işyerinde çalışmaya başladığını, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 tarihi olmasına rağmen, Kurum kayıtlarında 20.09.1988 tarihi olarak gözüktüğünü öğrendiğini, bu nedenle 15.08.2012 tarihinde Kuruma dilekçe vererek, sigortalılık başlangıç tarihinin düzeltilmesini talep ettiğini, ancak Kurum tarafından işe giriş bildirgesinin verildiği, 1985/2-3. dönem bordrolarının verilmediğinden 20.09.1988 tarihinin göründüğünün bildirildiğini, … 21. İş Mahkemesi’nin 2014/675 esas 2015/169 karar sayılı dosyası ile dava açılarak, sigortalılık başlangıcının 01.06.1985 olarak tespitine karar verildiği, 20.10.2016 tarihli hesaplamaya göre sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 tarihi olarak düzeltilmesi halinde 25 yıl 49 yaş 5300 gün şartını yerine getirerek, 20.12.2015 tarihi itibariyle emekli olabileceğini, ancak kurum tarafından herhangi bir aylık bağlanmadığını, 27.12.2016 tarihinde emekli aylığı bağlanması için talepte bulunulduğunu, 01.01.2017 tarihi itibariyle emekli maaşı bağlandığını, 20.12.2015-01.01.2017 tarihleri arasındaki dönem için emekli maaşlarının hesaplanarak faizi ile ödenmesi gerektiğini belirterek, davacının 20.12.2015 tarihi ile emekli aylığı bağlanan 01.01.2017 tarihleri arasında ödenmemiş emeklilik aylıklarının hesaplanmasına ve şimdilik 1.000,00 TL.nin faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Toplanan delillerin incelenmesinden; … 21. İş Mahkemesi’nin 2016/105 esas 2016/210 karar sayılı dosyası ile davacının sigorta başlangıcının 01.06.1985 tarihi olduğunu tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, Kurum kayıtlarına intikal eden 18.04.2016 tarihli dilekçesi ile tahsis talebinde bulunduğu,540 gün askerlik süresini borçlandırıldığı, 28.09.2018 tarihli dilekçesine istinaden, davacının yaşlılık aylıklarının yeniden hesaplandığı, bağlanan aylık tutarının 2.022,41 TL olduğu, fark ödemenin 11.531,86 TL olarak gönderildiği, 14.04.2016 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden de yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum tarafından 21.01.2019 tarihli Emekli Aylık Değişiklik Kararı ile davacının 13.04.2016 tarihli tahsis talebinin incelenerek, 01.05.2016 tarihinden itibaren aylık ve ek ödeme farkları olarak 11.531.86 TL’nin 26.02.2019 tarihinde ödenmek üzere gönderildiği, Aralık 2015 döneminde 30 gün sigortalı olarak bildiriminin bulunduğu, yasanın 4/1-a maddesi kapsamında işten ayrıldığına dair herhangi bir bilginin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacıya 20/12/2015-01/01/2017 tarihleri arasında emekli aylığı tahsisi gerekip gerekmediği, varsa miktarı ve faizine ilişkin olduğu, yargılama sırasında kurumun aylık başlangıcını 01/05/2016 tarihine çekmesi ve fark aylıkları dava tarihinden sonra 26/02/2019 tarihinde 11.531,86 TL olarak ödemesi, fark aylığın bilirkişi tarafından da doğrulanması karşısında bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı, 20.12.2015-30.04.2016 dönemine ilişkin talep yönünden ise bu dönemde işten ayrılma koşulu gerçekleşmediği gibi 21/10/2016 tarihli başvuru dilekçesinin geçmişe etkili olarak da geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, faiz talebi yönünden ise, davacının faiz başlangıcını belirtmeksizin fark aylığı için faiz talebinde bulunması gözetildiğinde fark aylığa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin talep edildiğinin kabulü gerektiği, bilirkişi hesap raporuna göre dava tarihine kadar toplam fark aylığın (11.531,86 TL + 26/01/2019 tarihi farkı 11,98 TL=) 11.543,84 TL olup dava tarihinden ödeme tarihi olan 26/02/2019 tarihine kadar işlemiş yasal faizinin de re’sen yapılan hesaplamada 170,79 TL olduğu anlaşıldığından bu miktara ilişkin faiz talebi kabul edilmiş, ispat edilemeyen fazlaya ilişkin talepler reddedilmiş, konusuz kalan talep yönünden yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuş, bu düşünce ve kanaatlerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; a)Fark aylığa ilişkin talebin konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, b)Faiz alacağı 170,79 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair hüküm tesis etmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince; Dava; 20.12.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve eksik ödenen aylıkların faiziyle birlikte ödenmesi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının sigorta başlangıç tarihinin 01/06/1985 tarihi olduğunu kayıtların düzeltilmesi talebi ile kuruma müracaat ettiği, kurumun talebi reddetmesi üzerine davacının … 21. İş Mahkemesi’nin 2016/105 esas 2016/210 karar sayılı dosyası ile davacının sigorta başlangıcının 01.06.1985 tarihi olduğunu tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği ve davacının 28/12/2016 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının aylıkların 20/12/2015 tarihinden bağlanmasına yönelik talebinin kurumca reddedilmesi üzerine bu davanın açıldığı, dava devam ederken kurumun, davacının 14/04/2016 tarihli dilekçesine istinaden aylık bağlama tarihini 01.05.2016 olarak düzeltildiği ve aylık ve ek ödeme farkları olarak 26.02.2019 tarihinde 11.531.86TL.nin ödenmek üzere gönderildiği anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar aylığının 20.12.2015 tarihinden itibaren bağlanmasını talep etmiş ise de; dosya kapsamındaki hizmet cetveline göre davacının bu tarihte çalışmaya devam ettiği ve tahsis talebinde de bulunmadığı anlaşıldığından, kurum işlemi yerinde olduğu, davacının aylığının daha önceki tarihten bağlanması talebi tespit niteliğinde olduğundan maktu vekâlet ücreti verilmesinde isabetsizlik olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının HMK’nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar vermiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı verilen kararın yerinde olmadığını esasen kendisinin 13.04.2016 dışında 20.12.2015 tarihi itibari ile tahsise hak kazandığını belirterek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davalı kurum vekili davacı hakkında toptan ödeme koşullarının oluşmaması nedeniyle istemin reddine dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir.
Eldeki davada ise, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1985 tarihi olduğunu kayıtların düzeltilmesi talebi ile kuruma müracaat ettiği, kurumun talebi reddetmesi üzerine davacının … 21. İş Mahkemesi’nin 2016/105 esas 2016/210 karar sayılı dosyası ile davacının sigorta başlangıcının 01.06.1985 tarihi olduğunu tespitine karar verildiği, kararın 20.09.2016 tarihi itibari ile kesinleştiği ve davacının 28.12.2016 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının aylıkların 20.12.2015 tarihinden bağlanmasına yönelik talebinin kurumca reddedilmesi üzerine bu davanın açıldığı, dava devam ederken kurumun, davacının 14.04.2016 tarihli dilekçesine istinaden aylık bağlama tarihini 01.05.2016 olarak düzeltildiği ve aylık ve ek ödeme farkları olarak 26.02.2019 tarihinde 11.531,86TL’nin ödenmek üzere gönderildiğinin anlaşılması karşısında, 01.05.2016-01.01.2017 tarihleri arasında kalan döneme yönelen istemin konusunun kaldığı söylenebilir ise de, davacının talebinin 49 yaşının gerçekleştiği 20.12.2015-01.05.2016 tarihleri arasında kalan dönemdeki aylıkların davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili istemini de içerdiği, ne var ki davacının ilk yazılı tahsis talebinin 13.04.2016 tarihinde gerçekleştiği, bu dönem bakımından, dava konusunun devam ettiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece verilen kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmakta olup, davacının faiz istemi bakımından da 5510 sayılı Yasanın 42. maddesi hükmünün dikkate alınarak, açıklanan hususlar çerçevesinde yeniden bir değerlendirme yapılması ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.