YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7898
KARAR NO : 2022/13608
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
No :
Dava, 01.02.1990-25.07.1990 tarihleri arasındaki çalışmanın kesintisiz olduğunun, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile emekli aylıklarının yersiz ödendiğinden bahisle talep edilen kurum alacağının iptaline ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının … tahsis numarası ile aylık almakta iken … tarafından yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesi sonucu 01.04.2010 ile 23.11.2018 tarihleri arasında ödenen 110.877,70 TL nin tahsili için borç yazısı düzenlediğini ve bir kısım hizmet sürelerini fiili olarak çalışmadığından bahisle iptal ettiğini, davacının emeklilik için yeterli hizmet süresi bulunmadığından dolayı emeklilik hakkının geçmişe yönelik iptal edildiğini ancak davacının davalı işyerinde 01.02.1990-25.07.1990 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak örgü ve kaba inşaat işçisi olarak çalıştığını, çalışmış olduğu hizmet sürelerinin … ya eksik bildirildiğini belirterek 5510 sayılı Yasanın 4/1-a kapsamında 01/02/1990-25/07/1990 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitini, davacıya yersiz ödendiğinden bahisle talep edilen tutarın ferileri ile birlikte iptalini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP:
Davalı Kurum vekili; davacının kuruma borçlu olmadığının tespiti talepleri yönünden kurumun taraf gösterilmiş olması nedeniyle davanın husumet yokluğundan reddini, davacı tarafın tespitini istediği 01.02.1990- 25.07.1990 dönemine ait hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davanın hak düşürücü süreye uğraması nedeniyle reddini, müdürlük denetmenlerince işyerinde yapılan denetim sonucunda davacının 02.05.2009-30.06.2009 süresi çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edilerek toplam 60 gün çalışmasının iptal edildiğini, bu nedenle emeklilik gün şartını tamamlayamayan davacının emeklilik aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, yersiz ödenen aylıkların tahsilini talep ettiklerini, kurum tarafından yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
A.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir .
B.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili hizmet tespitine ilişkin dönemin 01.02.1990 ile 25.07.1990 tarihleri arası olduğunu, öncelikle davalı Kurum müfettişleri tarafından düzenlen raporun 20 yıl öncesine ilişkin bir dönemde fiili hizmet olgusunun var olup olmadığının tespitinde ne derece sağlıklı olabileceğinin takdire sunulduğunu, hiç bir somut delile dayanmaksızın tek taraflı, yanlı düzenlenen denetmen raporuna itibar edilmesinin hak, hukuk düzeni ve kamu vicdanı açısından rahatsız edici olduğunu, bu nedenle mahkemece fiili hizmet olgusunun tespitinde denetmen raporunun resmi yazılı ve kesin delil olarak nitelendirilerek aksini ispat açısından tüm delillerin eksiksiz, bir arada, birbiri ile tutarlı olması halinin adalet ve vicdan duygusuna aykırı olduğunu, dava konusu döneme ilişkin olarak iş yeri sicil dosyasının olmadığını, … kayıtlarının bulunmadığını, mahkemece kolluk tarafından düzenlenen ve dava konusu edilmeyen döneme ilişkin tutanağa itibar edilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında dinlenen tanıkların demir bağlama ustasının çalışmasının sürekli olup olmadığı yönünde her hangi bir beyanda bulunmaması halinin mahkemece tanık beyanları değerlendirilirken demir bağlama ustasının çalışmasının sürekli olamayacağı yönünde nitelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu edilen döneme ilişkin olmayan cevabi yazılarına itibar edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, günümüz şartlarında teknik anlamdaki ilerlemeler göz önüne alındığında inşaat sektöründe demir bağlama ustasının çalışma şekil ve sürekliliği konusu ile 20 yıl öncesindeki bir dönemde demir bağlama ustasının çalışma şekil ve sürekliliğinin aynı olmadığını, bu yöndeki açıklamalarının mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile de kanıtlandığını, Mahkemece asıl itibar edilmesi gereken davacının demir bağlama ustası olarak çalıştığı her iki binalarla ilgili olarak mahallinde yapılan keşif sonucu dava konusu dönemdeki fiziki imkan ve şartlar göz önüne alınarak tanzim edilen inşaat bilirkişisi raporu olduğunu, bu raporun davacının dava konusu dönemdeki çalışmasının süresi ve sürekliliğinin ispatı açısından en net ve kesin delil olduğunu, mahkemece bu husustaki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinin ve tek başına yeterli bulunmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Yukarıda anlatılan yasal mevzuat ışığında;
1-Dosyamızla bağlantılı olduğu tespit edilen … İş Mahkemesi 2019/379 esas 2021/392 karar sayılı dosyanın da incelenerek hukuki ve fiili bağlantı olup olmadığının irdelenmesi,
2-Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Mahkemece, hizmetlerinin iptaline ilişkin verilen karar yerinde ise de; yaşlılık aylığının iptaline ilişkin olarak Mahkemece, davacının iptal edilen 4/1-a sigortalılığı haricinde; 4/1-a ve 4/1-b çalışmaları dikkate alınarak kuruma tahsis talebinde bulunmuş ise tahsis talep tarihi itibariyle, bulunmamış ise dava tarihi itibariyle aylık bağlanma koşullarının oluşup oluşmadığı usulünce irdelenerek varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.