YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9774
KARAR NO : 2022/14613
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kazalı sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla 10.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 13/03/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 58.128,96-TL’ ye çıkarmıştır.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
1-Davanın kabulü ile,
a-58.128,96 TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 16/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-20.000,00 TL manevi tazminatın taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 16/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalının istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazlarının bulunduğunu, iş yeri sahibinin müvekkili … değil … olduğunu, … Kurumu tarafından …’a Adana 1. İş Mahkemesinin 2018/219 Esas sayılı dosyasıyla rücu davası açıldığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, SGK dosyasında yapılan keşifte müvekkiline izafe edilen kusur %50 iken, yargılama sonrası kusur %70 olarak belirlenip bozma sonrası ise %85 kusur oranına göre davanın kabulüne karar verildiğini, raporda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davacının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almadan dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının ve şuan kim olduğu bilinmeyen makineyi çalıştıran kişinin sorumlu olduğunu, davacının metal malzemeleri plastik kırma makinesinin haznesinden almak yerine helezondan almaya kalkıştığını, müvekkilinin daha önce de hazne yerine helezonu tercih eden davacıyı uyarmasına rağmen davacının bu şekilde çalışmaya devam ettiğinden iş kazası gerçirdiğini, tanık beyanında makinenin birisi tarafından çalıştırdığından bahsedildiğini, çalıştıran kişinin tespit edilmesi gerektiğini, 3. şahıslarda olabilecek olan kusurun salt olarak müvekkiline yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının geceleri hurda ve plastik toplayarak geçimini sağladığını, olay günü topladığı hurdaları satmak için iş yerine geldiğini, plastiklerden çıkan hurda demirleri toplamak için elini kaptırdığını, müvekkilinin olay esnasında orda bulunmadığını, olayın kendi iş yerinde gerçekleştiği için davacıyı hastaneye götürdüğünü, bilirkişi raporunda davacıya 01.09.2013 tarihinden itibaren 91.443,43 TL ilk sermaye değerli gelir bağlandığını, 1.999,15 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğinin tespit edilip rücu edilebilir kısmının tazminattan düşüldüğünü, yapılan ve yapılacak olan ödemelerin tamamının tazminattan düşülmesi gerekirken düşülmediğini, soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların davacının sürekli olarak iş yerinde çalışmadığını belirttiğini, asgari ücretten hesaplama yapılmayı kabul etmediklerini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, emsal ücret araştırmasının yapılmadığını, davacının iş yerinde sürekli çalışan bir işçi olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, tanık …’ın davacının alt kısımda bulunan çekmeceyi kullanmadığını, elle müdahale ettiğini, iş yerinde bazı işçilerin para çıkması umuduyla buna kalkıştıklarını, davacının da bu nedenle elini sokup sokmadığını bilmediğini, resmi olarak iş güvenliği eğitimi verilmediğini ancak sürekli olarak uyardıklarını beyan ettiğini, davacının olayın gerçekleşmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, yeniden maluliyet raporu alınası gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, davacı sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; Adana 7. İş Mahkemesinin 2015/597 Esas, 2018/390 Karar sayılı dosyasında hâkim sıfatıyla yargılama yapan ve karar veren …’ın aynı dosyanın istinaf incelemesine de üye sıfatıyla katıldığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 36. maddesi “Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması. b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması. c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması. ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması. d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.” hükmünü, 40. maddesinin 4. bendinin ise; “ Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda; temyize konu edilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin kararında heyete katılan hâkim …’ın aynı zamanda İlk Derece Mahkemesinin yargılamasında da bulunduğu anlaşılmakla HMK 36 ve 40. maddeleri gereğince hâkimin davaya bakıp bakmayacağı hususunda bir karar verilmek üzere diğer hususlar incelenmeksizin hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.