YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8329
KARAR NO : 2023/1651
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/431 E. , 2015/157 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2013/431 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesi birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 3.000,00 TL ve 80,00 TL gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu cep telefonu aksesuarlarının 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının değeri göz önüne alınarak müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2015 tarihli ve 2013/431 Esas, 2015/157 Karar sayılı ek kararı ile suça konu cep telefonlarının 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine, dosya üzerinden yapılan inceleme ile karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.11.2019 tarihli ve 2015/399455 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri; usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.08.10.2013 tarihinde gelen ihbar üzerine Silopi – Cizre yolunda Güzeller Tesisi mevkiinde yol kontrol noktasında önleme arama kararına istinaden durdurulan… plakalı araçta yapılan aramada sürücü Hamit Danşık ve yanında bulunan sanık …’nun, aracın arka koltukları önünde bantlanmış poşette 500 adet gümrük kaçağı cep telefonu ile yakalandıkları anlaşılmıştır.
2.Suça konu cep telefonlarının gümrük kaçağı olduğuna ilişkin BTİK raporu dava dosyasında mevcuttur.
3.Sanık … aşamalarda değişmeyen savunmalarında suça konu cep telefonlarını taşıma karşılığında para alacağını, kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında sanığa 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında etkin pişmanlık hususunda gereken ihtaratın yapılmadığı anlaşılmıştır.
4.Dosya kapsamında sanık olan Hamit Danşık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, suçta kullanılan nakil aracının anılan sanığa ait olduğu ve bu kısmın temyiz inceleme dışı olduğu görülmüştür.
5.Mahkeme tarafından suça konu kaçak cep telefonlarının müsaderesi hususunda duruşma açılmaksızın ek karar ile dosya üzerinden karar verilmiş ise de , taraflara tebliğ edilen söz konusu ek karara yönelik temyiz talebi olmadığından bu husus inceleme dışı bırakılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm,
Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin
onsekizinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi yirmiikinci fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ikinci fıkrasına eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2013/431 Esas, 2015/157 Karar sayılı sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, bozma sebepleri yönünden oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.
(Muhalif Üye)
KARŞI OY
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen sııçun. üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararlan geriye yürümez ise dc, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca dosyanın “basit yargılama usulü” yönünden de değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması hususunun diğer hususlarla beraber gösterilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun kararına kısmen iştirak edilmemiştir.