Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/18668 E. 2023/1935 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18668
KARAR NO : 2023/1935
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü, 61 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesinin, 17.03.2014 tarih 2013/662 Esas 2014/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Karar 24.04.2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
C. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci fıkrası maddesi, 50 inci maddesi, birinci fıkrası (a) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyizin reddi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. GEREKÇE
Sanığın hükmün kurulduğu 08.12.2015 tarihli oturumunda, başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumundan SEGBİS yöntemi ile katılmış olması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı Kanun’un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olması sebebiyle, yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından sanığın 04.03.2016 tarihli temyiz dilekçesinin yasal süre içerisinde olduğu kabul edilmekle, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı
Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yalnızca sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamasına dair hususlar anlatılmak suretiyle hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında Kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.

III. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.