YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2286
KARAR NO : 2022/15677
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının, davalı işverene ait “… …” unvanlı işyerinde 16.01.2008’den 2017/Aralık ayına kadar çalıştığı halde, 20.10.2009-2017/ Aralık dönemine ait çalışmalarına ilişkin hizmetlerinin sigorta primlerinin ödenmemiş olduğunu ileri sürerek, işyerinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen 20.10.2009-2017/Aralık dönemine ait hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının, işyerinde 16.01.2008 – 20.10.2009 tarihleri arasında çalıştığını, çalışılan bu sürelerin ise Kurum’a bildirilmiş olduğunu, bunun dışında hizmet akdine dayalı çalışması bulunmadığını, ancak 20.10.2009 tarihinde davalı işverene gelerek artık sigortalı işçi olarak çalışmak istemediğini, parça başı iş alarak kendi işini yapmak istediğini belirterek istifasını sözlü olarak bildirmesi ile davacıya atölyenin demirbaşlarını kullanarak kendi iş alıp burada piyasaya parça başı imalat yapmasına müsaade edildiğini, işyerinde sigortasız çalıştığı iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Feri Müdahil … vekili davaya cevap dilekçesinde özet olarak; davalı yanında çalışmasına rastlanılamamış olduğunu belirterek, iddia edilen sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının yöntemince araştırılarak saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının 20.10.2009 – 14.12.2012 dönemine ilişkin talebinin hak düşürü süre yönünden reddine, davacının 14.12.2012-30/12/2017 dönemine ilişkin hizmet tespiti talebinin ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili verilen kararın hatalı olduğunu belirtip, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. Yine aynı madde de, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Eldeki davada, davacının davalı işyerinde 16.01.2008 tarihinde işe giriş bildirgesi verilerek devamında 20.10.2009 tarihine kadar bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmakla, dava dışı işyerinden 03.12.2012-14.12.2012 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunması gerekçesi ile 14.12.2012 tarihinden önceki dönem yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, işe giriş bildirgesi verildikten sonraki kesintisiz çalışma süreleri hak düşürücü süreye uğramayacağından yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca, davacının dava dışı işyerinden bildirimleri ile ilgili davacının beyanı alınmalı, söz konusu işyerindeki çalışmalarının gerçek olup olmadığı, iptalini isteyip istemediği sorulmalı, anılan sürelerin iptalini talep ettiği takdirde dava dışı işverene HMK m. 124 gereğince usulüne uygun bir biçimde husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilip, anılan kişinin dahil edilip, göstereceği bütün deliller toplandıktan ve gerekli tüm soruşturma yapılıp, uyuşmazlık konusu yönler hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, tüm kanıtlar değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıklarının beyanlarına tekrar başvurularak, davacının davalıya ait işyerinde davalının alet ve edevatını kullanmak suretiyle kendi adına iş yaptığına dair savunması değerlendirilmeli, ayrıca davacının vergi kayıtları celp edilerek, çalışmasından dolayı davalıya herhangi bir kira ödemesi yapıp yapmadığı araştırılarak bağımsız çalışma hususu netleştirilmeli ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.