Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4634 E. 2023/723 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4634
KARAR NO : 2023/723
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2014/25 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararı ile ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2020 havale tarihli ve 2016/71044 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Temel ceza belirlenirken alt sınırdan yetersiz oranda uzaklaşıldığına,

2.Sanık lehine takdiri indirim ve erteleme hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığına,

3.Re’sen gözetilecek hususlara

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Yapılan yargılama sonucunda sanık savunmaları, katılanlar beyanları, kaza tespit tutanağı, ölü muayene ve otopsi tutanağı, keşif tutanağı, trafik bilirkişi raporu, … Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu, … Adli Tıp kurumu raporu, … Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu, ölenin tedavi evrakları, sanığın adli sicil ve nüfus kayıtları birlikte incelendiğinde, sanığın ehliyetsiz olarak … kullanırken şerit ihlali yaparak yolun kenarında yürüyen yayaya çarpmak suretiyle kazanın oluşumuna sebep olduğu yerel bilirkişi Adli Tıp kurumu raporları ile bu durumun sabit olduğu sanığın çelişkiye yer vermeyecek şeklide her raporda asli kusurlu görüldüğü, yayanın kusursuz olduğu, sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçunu işlediği sabit görülmüştür.

2.Sarıkaya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21.02.2014 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında, …’ın, trafik kazasına bağlı kafa travması ve açık kanamalı yaralanmaya bağlı kan kaybı ve neticesinde gelişen solunum ve kalp durması sonucu öldüğü tespit edilmiştir.

3.Kaza tespit tutanağında, meskun mahal dışında, gündüz vakti, açık havada, sürücü belgesiz sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile iki yönlü düz ve eğimsiz asfalt kaplama köy yolunda sağ şeritten gitmesi gerekirken sol şeritte seyir halinde olduğu sırada yol kenarında yürümekte olan …’a aracının sol ön tarafından çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, araca ait 24.30 metre fren izi tespit edildiği, aracın tahmini 90 km hızla gittiği, ölenin çarpma noktasından 12.20 metre fırladığı ve yol ortasına düştüğü, aracın ön camının kırıldığı ve sol üst kaputta göçük meydana geldiği, yaya … her ne kadar yolun solundan yürümesi gerekirken sağdan yürüyor ise de kazanın oluşuna direkt etkisi olmadığı, sürücü …’ın ise aksine bir işaret bulunmadıkça sürücülerin araçlarını gidiş yönüne göre yolun sağından sürmesinin zorunlu olduğu kuralı ile … hızını aracın yük, teknik özelliğine, görüş, yol ve trafik durumuna uydurmak kurallarını ihlal ettiği için kusurlu olduğu, ölen yaya …’ın kusurunun olmadığı belirtilmiştir.

4.Polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen 03.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda, kaza tespit tutanağında belirtilen aynı gerekçeler ile sanık …’ın asli kusurlu, ölen yaya …’ın kusurlu olmadığı belirtilmiştir.

5…. Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.03.2015 tarihli raporda kusur dağılımı;

” —Sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrederken, yolun sağını takiben seyretmediği, şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmediği, seyrine göre yolun solunda kaplama kenarında yürüyen yaya …’ı gördüğünde yayanın uzağından geçmeye özen göstermediği hızla ve tehlikeli bir şekilde yaklaştığı yayaya seyrine göre sol şeritte frenli vaziyette çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle asli kusurludur.

—Yaya … kaplama kenarında yürüdüğü esnada sol şeritte seyreden sürücü … sevk ve idaresindeki otomobilin sademesine maruz kaldığı olayda kazaya etken kural ihlalinin olmadığı anlaşılmakla sonuçta atfı kabil kusuru yoktur.” şeklinde belirtilmiştir.

6…. Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17.12.2015 tarihli raporda kusur dağılımı;

“A)Sanık sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile yol ve mahal şartlarını dikkate alarak müteyakkız seyretmediği, kendi seyir şeridinde seyrini sürdürmesi gerekirken şerit değiştirerek (aracın seyir istikametine göre yolun sol kenarında) yolun kenarında yürümekte olan yaya …’a çarpmasıyla meydana gelen kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile ASLİ derecede kusurludur.
B)Müteveffa yaya … plakalı aracın seyir istikametine göre yolun sol kenarında yürümekte iken meydana gelen kazada alacağı herhangi bir önlem bulunmadığından meydana gelen kazanın oluşumunda atfı kabil bir kusuru yoktur.

C)Dosya içinde bulunan yaya … ‘a kusursuz verilen 03/03/2014 tarihli bilirkişi raporu; olayın oluş şekli, mahal şartları, çarpma noktası, kroki çizimi dikkate alındığında isabetli bulunmuştur.” şeklinde belirtilmiştir.

7.Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 04.11.2015 tarihli raporda, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa travması, alt ekstremite kemik kırıkları ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, kişinin 20.02.2014 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sonucu yaralanması ile 21.02.2014 tarihindeki ölümü arasında illiyet bağı olduğu, kazanın oluşumunda mevcut belgelere göre 2013 yılında tanısı konulan dejeneratif beyin hastalığının etkisi olup olmadığı bilinemediğinden bu hususun adli tahkikat dosyası ile aydınlatılabileceği belirtilmiştir.

8.Ölenin çocukları olan …, … ve … sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir. Katılanlar alınan beyanlarında, ölenin sadece ayağının topalladığını başkaca rahatsızlığı olmadığını beyan etmiştir.

9.Sanık mahkemece alınan savunmasında daha önce bu konuda alınan ifadelerini tekrar ettiğini beyan etmiş olup, 21.02.2014 günü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesinde, ehliyeti olmadığını … kullanmakta acemi olduğunu ifade etmiştir. 20.02.2014 günü yapılan olay yeri keşif esnasında alınan ifadesinde ise, yayanın aksak yürüdüğünü bu nedenle yayaya bakarken gidiş istikameti olan sağ şeritten geliş istikameti olan sol şeride geçtiğini, bunu farketmediğini, sol şeritte seyir halindeyken yayanın bir anda sendeleyerek aracın üzerine düştüğünü, ehliyeti olmadığını, araba kullanmakta acemi olduğunu, yayayı yolun yanına gelirken görünce heyecandan geldiği istikamete geçmiş olabileceğini beyan etmiştir. Hakkında lehe hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden:
1.Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden;
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Takdiri İndirim ve Erteleme Hükümlerinin Uygulanması Yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması hakimin takdirinde olduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi ve fıkraları gereğince hükmedilen 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası bulunmayan sanık hakkında mahkemece erteleme kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Re’sen Gözetilecek Hususlar Yönünden;
A.Tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezasının infaz edilmiş sayılacağının ihtar edilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

B.Katılanların kendilerini vekille temsil ettirmelerinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.800,00 TL vekalet ücreti belirlendikten sonra, hükmedilen vekalet ücretinin, sanıktan alınarak katılanlara ödenmesi yerine hazineye irat kaydına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (1), (3-A) ve (3-B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2014/25 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.