Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9329 E. 2022/13828 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9329
KARAR NO : 2022/13828
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Asıl ve birleşen davalar, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, dairemizin bozma ilamı ile; “…Eldeki davada, vefat eden ve davalı …’in kullandığı araçta yolcu olarak bulunduğu anlaşılan kazalı sigortalının hizmet döküm cetveline göre, kaza tarihi itibari ile davalılardan …. İnş. Taah. Tur. ve Tic. A.Ş’ye ait işyerinden bildirimlerinin varlığı ve kazaya karışan çekici ile dorsenin diğer davalı … Nakl. ve Tic. A.Ş’ye ait olduğunun anlaşılması ile alınan beyanlarda, sigortalının … Nakl. ve Tic. A.Ş’de davalı … ile birlikte çalıştığının belirtilmesi karşısında, öncelikle oluşan bu çelişki üzerinde durularak, kazalının hangi nedenle çekicide olduğu hususu irdelenmeli bu kapsamda davacı kurumun ileri sürdüğü gibi asıl işveren- alt işveren ilişkisinin veya geçici iş ilişkisinin varlığı hususunda araştırma yapılması, olay hakkında tüm tarafların 3. kişi veya işveren olup olmadıkları hususunun netleştirilmesi ile ceza davası da dikkate alınarak, olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak, tarafların alması gereken önlemlerin neler olduğu hususunda açıklayıcı ve denetime elverişli bir kusur raporu aldırılması, tüm davalılar hakkındaki yasal dayanaklar net olarak belirlendikten sonra kanun hükümleri ve özellikle 5510 sayılı Yasanın 21’inci maddesinin 4’üncü fıkrası çerçevesinde uygun bir hesap bilirkişisinden hesap raporu aldırılmak suretiyle infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi…”gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bozmaya uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde öncelikle, kazalının sigortalılığı üzerinde durularak, geçici iş ilişkisi ile çalıştırılıp çalıştırılmadığı ile işvereninin kim olduğu hususlarının ve dolayısıyla … Nakliyat firması ile … firmasının asıl alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, sonucuna göre yeniden aldırılacak kusur ve hesap raporu ile tarafların konum ve sıfatlarının belirlenmesi ile sorumluluklarının belirlenmesi gereklerinin gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 08.11.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.