YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12966
KARAR NO : 2023/1335
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, … ilçesi, … Mahallesi 169 ada 33 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, Köprüçayı ırmağının yatak değiştirerek müvekkiline ait taşınmazı ortadan ikiye ayırdığını, taşınmazın tahminen 20.000 m²lik kısmının akarsu yatağı haline geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL’nin ve arta kalan bölümdeki değer azalışının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; akarsu yataklarının mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, davanın bu nedenle husumet yönünden reddi gerektiğini, idarenin hizmet kusuru sebebiyle açılacak tazminat davalarının idare mahkemelerinde açılabileceğini bu sebeple görev yönünden davanın reddi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, idare tarafından davacılara ait taşınmaza fiili olarak el atılmadığını, idarenin davacılara ait taşınmazı ne kullanmış ne de yararlanmış olduğunu, olayın idare iradesi dışında meydana gelmiş tabiat hadisesi olduğunu, bu davanın açılmasına idarece sebebiyet verilmediğini yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile ırmak olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın m² birim bedelinin düşük hesaplandığını, artan kalan kısımdaki değer azalışının daha yüksek olması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dere yataklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacağını, müvekkil idareye açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yargı yolu (görev) yönünden de reddi gerekirken, esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; değerlendirme tarihindeki İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin kullanılmasının yerinde olduğunu, dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi vasfında kabul edildiğinden kapitalizasyon faiz oranının %4 ve bulunduğu konum, merkezi yerlere uzaklığı dikkate alındığında %10 objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olduğunu, su altında kalan kısmı dışında kalan kısımlarında tarımsal bütünlüğün bozulması, kalan parçalara ulaşım ve taşkın olduğunda zarar gören kısmın artacak olmasından dolayı % 20 değer azalışı uygulanmasının yerinde olduğunu, davacı tarafın dava ve ıslah dilekçesine istinaden, davalı tarafın usuli kazanılmış hakları da dikkate alınmak suretiyle hüküm tesisinde isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının %10 yerine %100 alınması gerektiğini, arta kalan kısımdaki değer kaybının düşük olduğunu, münavebeye alınan ürün çeşitleri ve alınan ürün sayısında hata edildiğini, usulî kazanılmış hakka dair tespitin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacağını, Hazine adına terkine karar verildiği halde davalı idareden bedelinin tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığını, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’un 2 nci maddesinin kapsamına girmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Görev ve Yetkileri” kenar başlıklı 121 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi şöyledir: “Akar sularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrüsefere elverişli hâle getirmek.”
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Antalya ili, … ilçesi, … Mahallesi 169 ada 33 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve bedelinin davalı idareden tahsiline ilişkin İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 121 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince akar sularda ıslahat yapmak görevinin DSİ Genel Müdürlüğüne ait olduğu düzenlendiğinden davalı idare vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları da yerinde değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz karar harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.