YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12272
KARAR NO : 2022/13909
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma kararı öncesi hükümde belirtilen gerekçelerle davanın … yönünden reddine, davalılar …, … Tur. …. Ürü. Tar. ve …. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. ile … A.Ş. yönünden davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili ile davalılardan … Tur. …. Ürü. Tar. ve …. İşleri Tic. San. Ltd. Şti., … A.Ş. ve … vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalılar … A.Ş. ve … vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı Kurum vekili ile davalı … Tur. …. Ürü. Tar. ve …. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.’nin istinaf başvurlarının kısmen kabulüne ile Malatya 2. İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş olup bu kararın davacı Kurum ile davalılardan … Tur. …. Ürü. Tar. ve …. İşleri Tic. San. Ltd. Şti., … ve … A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dairemizin 16/09/2020 tarihli ve 2019/3597 Esas, 2020/4471 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup, uyulan bozma kararı sonrası, … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince, davanın … yönünden reddine, davalılar … … ve …-… Tic. San. Ltd. Şti. ve … A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı Kurum ile davalı … Turan ve davalı …Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurumun 28.12.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle ölen sigortalının hak sahiplerine bağladığı gelirler, cenaze ödeneği ve aynı kazada yaralanan … yönünden ise tedavi gideri ve geçici iş göremezlik ödeneğinden nedeniyle oluşan Kurum zararının tazmini amaçlı açtığı eldeki davada davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi olup, her ne kadar bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Eldeki davada, sürücü …’ın sevk ve idaresindeki … plakalı otobüs ile, … Müdürlüğü içerisinde giriş kapısını geçtikten sonra kurum çalışanları indirildikten sonra araç ile geri manevra yapılarak … … ve …’in zarar verilmesine sebebiyet verildiği anlaşılmakla; İşveren … ile … Tur. …. Ürü. Tar. ve …. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. arasında … Noterliği’nce düzenlene 14.05.2012 tarihli 3 yıllık personel taşıma ve servis aracı kiralama hizmet alımı sözleşmesi olduğu görülmektedir. Kurumca düzenlenen denetim raporunda işyerinde meydana gelen kazada işverenin yürüttüğü iş ile ilgili illiyet bağı olmadığı gerekçesi ile işveren hakkında 5510/21-1 maddesi gereği sorumluluğunun olmadığı belirtilmiştir. Öte yandan iş bu dosya kapsamında alınan kusur raporunda, davalı …’ın %30, davalı …-… Tic. San. Ltd. Şti.’nin %30, dava dışı …’in de %30, kazazede sigortalıya ve müteveffaya da her birinin kendi yaralanması bakımında n %10 kusurları bulundukları saptanmıştır. Ayrıca ceza dava dosyasında ise … hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan; … … ve …’in %45 kusurlu olarak tali kusurlu oldukları, …’ın ise %55 kusur oranı ile asli derecede kusurlu olduğu belirlemesi yapılmış olup … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde davacı hak sahipleri tarasından … A.Ş. ‘ye karşı açılan davada ise, … Adli Tıp İhtisas Dairesi’nden alınan raporda; araç sürücüsüne %60, sigortalıya %40 oranında kusur verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, hükme esas alınan kusur raporu oluşa uygun değildir. Mahkemece kusur oranları belirlenirken; dava dışı … ile … … Şirket arasındaki ilişki değerlendirilmeksizin genel ifadelerle kusur verilmiş olup, hesap raporunda … şirketi üçüncü kişi kabul edilmiş ve Mahkemece de üçüncü kişi hesabına göre hüküm kurulmuştur. Somut olayda, davalı ile … arasındaki ilişki servis hizmet alım sözleşmesine ilişkin olup dava dışı … ile … Şirketi arasındaki ilişki asıl, alt işveren ilişkisidir. Bu kapsamda Mahkmece kusur değerlendirilmesi yapılırken asıl alt işveren ilişkisi göz önünde tutulmalı; ayrıca olayla ilgili ceza davasında, tazminat davasında ticaret mahkemesinde görülen davada alınan kusur bilirkişi raporları ile bu davada hükme esas alınan raporlar arasında çelişki bulunmakla; kaza ile ilgili tüm kusur raporlarının ayrıntılı bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi sonucu raporlar arasındaki çelişkinin giderileceği, yukarıda işaret edilen hususlar göz önüne alınarak; dava konusu iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden oluşa uygun bir kusur raporu alınarak; varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de, ıslah ile talep edilen miktarın aşılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi isabetsiz bulunmuştur.
O hâlde, davacı Kurum ile davalılardan … ve … A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.