Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/11359 E. 2023/1513 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11359
KARAR NO : 2023/1513
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/114 E., 2021/330 K.
KATILANLAR : …. , ….
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 16.03.2015 tarihli ve 2014/460 Esas, 2015/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü ve 54 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.

2.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 16.03.2015 tarihli ve 2014/460 Esas, 2015/116 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2017/6281 Esas, 2021/1090 Karar sayılı ilâmıyla;
“Gerekçeli kararda sanığın üzerine yüklenen eylem yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin bulunması nedeniyle uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmişse de, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan (suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/7. maddesinin aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nin 253. ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğundan” bozulmasına karar verilmiştir.

3.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/114 Esas, 2021/330 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü ve 54 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1.Suça konu eşyaları taklit olduklarını bilmeden satın alıp, kâr etmek amacıyla satışa sunduğuna,

2.Cezanın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılanlar vekili 18.08.2014 havale tarihli şikâyet dilekçesi ile sanığın işlettiği isimsiz iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama – el koyma tedbirlerinin uygulanması talebi ile şikâyetçi olmuştur.

2.İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.08.2014 tarihli ve 2014/575 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda, ilgili iş yerinde, 20.08.2014 tarihinde sanık da hazır bulunduğu halde yapılan aramada; tezgâhta satışa hazır vaziyette, üzerlerinde katılan firmalar adına tescilli markalar bulunan toplam 112 adet tişört, mont ve parfüme el konulmuştur.

3.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun’un 53 üncü ve 54 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

4.Dosyada mevcut 20.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu ürünlerin orijinal olmayıp, marka taklidi yapılmış sahte ürünler olduklarına, katılan …. adına tescilli 132198 ve 75960; katılan … adına tescilli 87650 numaralı markaların iktibas yolu ile taklit edildiğine ve marka hakkına tecavüz fiilinin işlendiğine dair görüş bildirilmiştir.

5.Sanık savunmalarında; iş yerinde yaklaşık üç aydır tekstil ve parfümeri ticareti yaptığını, suça konu ürünleri tanımadığı bir seyyar satıcıdan faturasız olarak ve taklit olduklarını bilmeksizin satın aldığını, suç kastının bulunmadığını beyan etmiştir.

6.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek taraflar arasında uzlaştırma girişiminde bulunulduğu, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunca tanzim olunan, 2021/4594 sayılı Uzlaştırıcı Raporuna göre uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/114 Esas, 2021/330 Karar sayılı kararnda sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.