Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12603 E. 2022/14815 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12603
KARAR NO : 2022/14815
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2021/9065 E. 2021/16108 K. ve 15.12.2021 günlü kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Keskin Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacının davalı … … Başkanlığında 01/01/1987-30/04/1989 (bu tarihler dahil) (iş yeri no 85955) ile 01/01/1993-31/03/2011 (bu tarihler dahil) (iş yeri no 1030) sigortalı olarak kesintisiz çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Anılan kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup Mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (….Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (…. Madde 17), sigortalı hesap fişi (…. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı)
Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemez.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının davalı … … Başkanlığında 01/01/1987-30/04/1989 (bu tarihler dahil) (iş yeri no 85955) ile 01/01/1993-31/03/2011 (bu tarihler dahil) (iş yeri no 1030) sigortalı olarak kesintisiz çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmişse de davacı adına 01.11.1987-11.06.1989 arasında davalı … … Başkanlığının 8955 sicil no.lu işyerinden kısmi bildirimlerinin olduğu, dava dışı …. A.Ş. işyerinden de 01.05.1989-11.06.1989 arası 41 gün, 08.05.1991-92/1. dönem arası dava dışı ….’nün 300 ve … sicil sayılı işyerlerinde, yine tekrar davalı Belediyede çalışmaya başladığını belirttiği 1992 yılı içinde ise 92/1. dönem dışında 03.08.1992-31.12.1992 tarihleri arasında da dava dışı … Müdürlüğünün 300 sicil sayılı işyerinden bildiriminin olduğu, görülmekle davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının kesintiye uğradığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Mahkemece, 01.01.1993 dönemi öncesi için hak düşürücü süre yönünden yeniden bir değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
2-Öte yandan davacının davalı Belediyedeki kesintili çalışmalarının nedenleri araştırılmalı,yine bu kapsamda, davalı işyerinde çalışan ve dosya kapsamında dinlenen tanıkların bir kısmının 1994 seçimleri sonrasında davacının işten çıkartıldığı, 2004 yılında tekrar işe girdiği yönündeki beyanları karşısında, işyerinde çalışan dinlenen tüm tanıkların hizmet cetvelleri getirtilerek,bu tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli,davacının çalışmalarının sürekli mi kesintili mi olduğu hususu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır.
3-Dairemizin 15.12.2021 tarih 2021/9065 E. 2021/16108 K. sayılı bozma ilamında “…Eldeki dosyada, davacı dava dilekçesinde 01/01/1987 – 15/04/2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespit edilmesini talep etmiş, 09.12.2019 tarihli duruşmada davacı asil,1987 yılının birinci ayından 1989 yılının Nisan ayının sonuna kadar davalı Belediyede çalıştığını,1989 yılı Mayısın başından 1991 yılı sonuna kadar Belediyede çalışmadığını, bundan sonra 1992 yılı Ocak ayında belediyede tekrar işe başlayıp … Bakanlığına geçene kadar 2011 yılı Mayıs veya Haziran ayına kadar belediyede kesintisiz çalıştığını, 1990-1991 ‘de … çalıştığını beyan etmiştir. Davacının hizmet cetveli incelendiğinde ise, 01.11.1987-11.06.1989 arasında davalı … … Başkanlığının 8955 sicil no.lu işyerinden kısmi bildirimlerinin olduğu,08.05.1991-92/1. Dönem arası dava dışı ….’nün 300 ve … sicil sayılı işyerlerinde, yine, tekrar davalı Belediyede çalışmaya başladığını belirttiği 1992 yılı içinde ise 92/1. dönem dışında 03.08.1992-31.12.1992 tarihleri arasında da dava dışı … Müdürlüğünün 300 sicil sayılı işyerinden bildiriminin olduğu gözetildiğinde, davacının talebinin bildirim dışı sürelerin tespitine yönelik olduğu anlaşılmakla; Mahkemece,01.01.1993 sonrası kabule konu süreler bakımından işverenlik sıfatı araştırılarak belirlenmeli; dava dışı diğer işverenlerin de HMK 124. maddesi gereğince davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanarak infaza elverişli karar verilmesi gerekmektedir….” şeklinde olup mahkeme, anılan bozma kararına uyduğu halde, bozma ilamının gereği yerine getirmemiştir.
Buna göre,davacının dava konusu dönem içinde, dava dışı….Ür.San.A.Ş. işyerinden 01.05.1989-11.06.1989 arası 41 gün,08.05.1991-92/1. dönemleri arası dava dışı ….İst.Müd.’nün 300 ve … sicil sayılı işyerlerinden, yine tekrar davalı Belediyede çalışmaya başladığını belirttiği 1992 yılı içinde ise 92/1. dönem dışında 03.08.1992-31.12.1992 tarihleri arasında da dava dışı … Müdürlüğünün 300 sicil sayılı işyerinden bildirimlerinin olduğu anlaşılmakla,01.01.1993 sonrası kabule konu süreler bakımından işverenlik sıfatı araştırılarak belirlenmeli; dava dışı diğer işverenlerin de HMK 124. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmeli ve davaya dahil edilen işverenin de göstereceği deliller toplanmalı, gerektiğinde resen de araştırma yapılarak davaya konu çalışma hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.