YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13688
KARAR NO : 2023/351
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 02.10.2021 tarihli ve 2021/19445 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.
2. Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin,15.02.2022 tarihli ve 2021/340 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 28.04.2022 tarihli ve 2022/882 Esas, 2022/839 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafileri, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
4. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli, 2022/12621 Esas, 2022/9969 Karar sayılı ilamıyla görevsizlik kararı verilerek dosya gereği için Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiin temyizi; sanıkla mağdur arasında husumet bulunduğuna, suçun işlendiğine dair somut delil olmadığına, mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurun adli muayenesinde ve kriminal raporunda bulguya rastlanılmadığına, olay yerinin suçun işlenmesine uygun olmadığına, mağdurun eylemden sonra işe gelmeye devam ettiğine, sanığın suçu işlemediğine, takdiri indirimlerin uygulanmadığına ilişkindir.
2. Katılan mağdur vekilinin temyizi; mağdur beyanının güvenilir ve tutarlı olduğuna, geçen süre ve kullanılan kayganlaştırıcı madde, tükürük vb. neticesinde adli muayenede bulgu bulunamayabileceğine, eylemin nitelikli istismar olduğuna, kamera kayıtlarının silindiğinin tespit edildiğine, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
3. Katılan Bakanlık vekilinin temyizi; vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; “Mağdur …’un 2021 yılı Temmuz ayı başlarından itibaren …………üzerinde faaliyet gösteren … isimli iş yerinde çalışmaya başladığı, 12/07/2021 tarihinde mağdur … ile iş yeri sahibinin oğlu olan sanık …’ın iş yerinde bayram temizliği yaptıkları sırada sanığın mağdura hitaben ”Kurban bayramında havuza gideceğim orada sana karı siktireceğim ” şeklinde beyanda bulunması üzerine mağdurun korkmaya başladığı devamında sanığın mağdura hitaben ”sana nasıl sikişilir onu öğreteceğim” diyerek iş yerinin arkasında bulunan odaya mağduru götürdüğü burada mağdura hitaben ” korkma sana bir şey yapmayacağım sikişmeyi öğreteceğim” diyerek donunu indirmesini istediği, mağdurun sanığın bu talebine olumsuz yanıt verdiği ancak sanığın kıyafetlerini çıkarmasını istemediği için pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar kendisi indirdiği devamında sanığın mağduru yatağa uzandırdığı ve mağdurun kalçalarına dokunarak iki eli açtığı sonrasında da kendi pantolon ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirerek cinsel organını mağdurun anal bölgesinden içeriye doğru soktuğu, yaşanan olayın ardından tarafların iş yeri içerisine geçtikleri ve iş yerine tanık …’ın gelmesi üzerine de mağdurun iş yerinden ayrılarak ikametine gittiği, 13/07/2021 tarihinde ise mağdur ve sanığın iş yeri içerisinde oldukları sırada mağdurun sanığa hitaben ” popom acıyor ” dediği, sanığın de bunun üzerine mağdura hitaben ” sen arka tarafa geç ben müşteri ile ilgilenip geleceğim ” dediği, mağdurun sonrasında iş yerinin arka kısmına giderek sanığın söylemesi üzerine kıyafetlerini çıkarttığı bir süre sonrada sanığın eline poşet geçirmiş halde mağdurun yanına geldiği ve mağdura eğilmesini söylediği bunun üzerine mağdurun eğildiği sonrasında sanığın poşet geçirilmiş halde olan ellerine tükürerek mağdurun anal bölgesinden içeriye doğru parmaklarını soktuğu ve yaptığı eylemin ardından mağdura hitaben ” üstünü giy eve git otuz bir çek gusül abdesti al ” dediği olayın ardından tarafların bir süre daha iş yerinde çalıştıkları ve sonrasında mağdurun iş yerinden ayrılarak ikametine gittiği, 14/07/2021 tarihinde sanık …’ın iş yeri içerisinde tuvalete gittiği sırada alt kıyafetlerini çıkartarak mağduru yanına çağırdığı ve mağdura cinsel organına göstererek ” bak özel bölgeme jilet attım ” dediği ve cinsel organına dokunmasını istediği, mağdurun dokunmayacağını söylemesine rağmen sanığın zorla cinsel organını mağdura ellettiği, mağdurun sanığın cinsel organına dokunmasının ardından iş yerinin önüne gidererek etrafı süpürmeye başladığı, sanığın mağduru kendisine yaptıklarını kimseye söylememesi için de ailesini öldürmekle tehdit ettiği şeklinde gerçekleşen olaylar nedeniyle mahkememize kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, mağdurun kasadan izinsiz para aldığını bu durumdan dolayı mağdura kızdığını ayrıca başka durumlar nedeniyle de mağdura kızdığını bundan dolayı mağdurun kendisine iftira atabileceğini beyan ettiği, sanığın soruşturma aşamasında bu durumlardan bahsetmediği, mağdurun aşamalarda alınan beyanlarının birbirine benzer ve tutarlı olduğu, sanığın kendisini tehdit ettiğinden dolayı olayı kimseye anlatamadığını beyan ettiği, 15/07/2021 tarihinde mağdurun iş yerine gitmek istemediği, katılan …’in yanında bulunduğu sırada sanığın mağduru aradığı, mağdurun beyanına göre sanığın mağdura işe neden gelmediğini sorduğu mağdur …’un da cevaben kasıklarının ağrıdığını ve hasta olduğu işe gelmeyeceği söylediği, sanık …’ın bunun üzerine mağdura hitaben ” gel abicim sana bir şey yapmayacağım ” dediği mağdur …’un da ” sen benim abim olsaydın bana bu kötülüğü yapmazdın ” dediği sanık …’ın da ” bu bir kere oldu, bir şey olmaz , ben senin canını o kadar yakmadım ” dediği, bu konuşmaya bizzat katılan …’in şahit olduğu, …’nın 16/07/2021 tarihli raporuna göre anal muayenede akut veya kronik livatanın objektif bulgularının olmadığını, anal ırza geçmelerde kayganlaştırıcı madde kullanımı söz konusu olduğunda herhangi bir bulgu olmayabileceğini beyan ettiği, Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 09/09/2021 tarihli raporuna göre sürüntü örneklerinde kan ve meni bulunmadığı, bulgular üzerinde kan olabilecek leke ve meni örneği bulunamadığının bildirildiği, 29/09/2021 tarihli görüntü izleme tutanağında sanık …’ın elini mağdur …’un boynuna atarak tişörtünü boyun kısmı görülecek şekilde aşağı sıyırdığı ve ardından da kısa bir süre boynunu okşar şekilde dokunarak kafasına doğru bir tokat attığı, daha sonra da gelen müşteriye ürün vermek için çıkardığı … mağdurun başına geçirir gibi yapıp geri çektiği tespit edildiği, 27/11/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre … isimli iş yeri içerisinde raflar ile bölünerek hazırlanan … alanı ile olayın gerçekleştiği yer olarak belirtilen bir tarafı ürün ve raf ile çevrilmiş içerisinde yaklaşık 2 metre uzunluğunda ahşap sedir üzerinde döşek, yastık ve battaniye bulunan yatak, markete girenler tarafından bakıldığında sadece yastığın görülebileceği 15 cm eninde yaklaşık 2 metre boyunda açık alanın tespit edildiği,
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 18.02.2020 tarihli 2018/7128 esas 2020/1285 karar sayılı emsal nitelikteki kararı incelendiğinde; ”Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.” şeklinde olduğu,
Tüm bu hususlar dikkate alındığında mağdur …’un aşamalardaki ifadeleri, soruşturma aşamasında verdiği beyanlar ile olayın özü itibariyle tutarlı olarak duruşmada da aynı iddialardan bahsettiği, sanıkla mağdur ve ailesi arasında dosyaya yansıyan bir husumet bulunmadığı, mağdur hakkında düzenlenen adli görüşme değerlendirmesinde ”mağdur ile duruşmadan önce görüşme yaptık, mağdurun gelişimi yaşıyla uyumludur, kendisini ifade edebilecek gelişimi uygundur. ” adli görüşmeci psikolog tarafından gözlemlendiği, 15/07/2021 tarihindeki telefon konuşması gerçekleştiği, katılan …’in telefon konuşmasına bizzat şahit olduğu, eylemin birden fazla gerçekleştiği ancak mağdurdan yaşça büyük olan sanığın mağduru tehdit ettiğinden dolayı mağdurun yaşananları kimseye anlatamadığını beyan ettiği, sanık müdafiiler tarafından olayın gerçekleştiği yerin marketin içerisine giren müşteriler tarafından rahatlıkla görülebileceğinden bahsedilmişse de alınan bilirkişi raporundan belirtildiği üzere müşteriler tarafından doğrudan fark edilmesinin mümkün olmadığı, sadece yastık kısmının gözüktüğü özel bir çaba sarf edilmesi durumunda görülebileceği bu nedenlere sanığın atılı suçu işlemediği şeklindeki beyanları suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmediği, sanıkla mağdur arasında dosyaya yansıyan husumetin bulunamadığı, mağdurun aşamalardaki beyanlarının benzer nitelikte ve birbirini doğruladığı, mağdurun sanığa suç isnadında bulunmasını gerektirir bir delilin olmadığı, bu sebeplerle mağdurun beyanlarına itibar edilerek olayın gerçekleştiği hususunda emsal nitelikteki Yargıtay kararı da göz önüne alındığında delil olarak kabul edilmiş 16/07/2021 tarihli raporda fiili livataya rastlanılmadığının bildirildiği dikkate alındığında TCK madde 103/2 gereğince cezalandırılmamış, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 103/1-1.cümle maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önem ve değeri meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren cezalandırılmış, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında olmak üzere birden fazla kez gerçekleştirmesi nedeniyle sanığa verilen cezanın 5237 S.TCK.nun 43/1 mad. gereğince taktiren 1/4 oranında artırılmış, sanığın fiilden sonraki davranışları, sanığın gerçek anlamda pişmanlık duymaması, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak takdiren 5237 sayılı TCK. nun 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince … Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 28.04.2022 tarihli ve 2022/882 Esas, 2022/839 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.