Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/10943 E. 2023/661 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10943
KARAR NO : 2023/661
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1523 E., 2018/2374 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2017/475 Esas, 2018/121 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/1523 Esas, 2018/2374 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; soruşturma aşamasında OHAL KHK’ları sebebiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, yargılama aşamasının da hukuka aykırı bir şekilde yürütülmeye çalışıldığına, bahse konu örgütün 26.05.2016 tarihinden önce terör örgütü olarak kabul edilmediğine, sendikal faaliyetin Anayasal bir hak olduğuna, örgüt üyeliği için delil olamayacağına, ByLock iddiasının istihbarat tarafından tanzim olunmuş raporlara dayandırıldığına, bu belgelerin hukuka aykırı olduğuna, dosyaya gelen CGNAT kayıtlarının da hukuka aykırılık teşkil ettiğine, USER ID ve içerik bilgisinin olmadığına, çocuğunu örgütle iltisaklı okula göndermesi husunun delil olarak değerlendirilemeyeceğine, tanıkların çelişkili beyanlarda bulunduklarına, kaldı ki tanıkların talimat yolu ile dinlenildiğinden doğrudan soru yöneltme hakkının ellerinden alındığına, sanığın örgütle doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısının olmadığına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gönderilen 25.12.2017 tarihli ByLock Cumhuriyet Başsavcılığı Sorgu sonucu raporunda … T.C. Kimlik numaralı sanık …’ün kendi adına kayıtlı 0537 (…) (..) (..) ve 0533 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile …; … IMEİ numaralı telefonda ilk tespit tarihi 01.06.2015 olarak ByLock programını kullandığının bildirildiği,
Mahkememizce sanığın kullandığı 0 533 (..) (..) (..). GSM numaralı telefon hattının ve hattın kullanıldığı cihazın belirtilen tarihler arasında ByLock uygulamasına ait -…. numaralı IP numaralarına erişim ve iletişim sağladığı tarihlerin baz istasyonu bilgileriyle Bilgi Teknolijileri ve İletişim Kurumu’ndan getirtildiği, 26.02.2018 tarihli BTK cevabi yazısı ve CD içeriği incelendiğinde 0533 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının ve hattın kullanıldığı cihazın belirtilen tarihler arasında ilk oturum başlama tarihi olarak 13.11.2015, son oturum başlama tarihi olarak ise 02.02.2016 olacak şekilde 500 kez ByLock programına ait IP adreslerine erişim ve iletişim sağladığının bildirildiği, sanığın 0533 (…) (..) (..) numaralı hattı uzun süredir kullandığı yönündeki ifadesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın ByLock programını kendi adına kayıtlı ve kendi kullanımında bulunan 0533 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile kurduğu ve kullandığı sabit görülmüştür.
Yukarıda açıklandığı üzere, sanığın örgüt üyelerinin kendi aralarında kullanmış olduğu şifreli haberleşme programın olan ByLock programını kendi adına kayıtlı ve kendi kullanımında bulunan 0533 (…) (..) (..) numaralı hat ile kullandığı, bu hususun ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriği, HTS raporu ve dosya içerisindeki diğer raporlardan anlaşıldığı, her ne kadar duruşmadaki savunmasında sanık ByLock programını kullanmadığını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bir bağlantısı olmadığını savunmuş ise de; örgütün kriptolu haberleşme ağı olan ByLock kullanımına ilişkin dosyadaki mevcut rapor, tespit ve değerlendirme tutanakları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Tüm bu hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanığın ByLock isimli programı kullanmış oluşu, sanığın örgütle iltisaklı Aktif Eğitim Sen’e 12.09.012 – 12.04.2013 ve 06.01.2014 tarihinden itibaren üyeliğinin bulunması, sanığın çocuğunu 2015-2016 yılı eğitim döneminde örgütle iltisaklı Özel … okuluna göndermesi, tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı üzere sanığın öğretmenlerin yer aldığı istişare toplantılarına katılması, esnaf sohbetlerinde aktif yol alması, himmet, burs, kurban adı altında örgüt lehine yardımlar toplaması, … Gazetesi aboneliği hususunda referans sağlaması, Nizip ilçesinde doktorlardan sorumlu abi olması şeklindeki eylemleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip, örgüte ait süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüş ve hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge adliye mahkemesince, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “29.07.2016 ve öncesi” olarak yazılması gerekirken “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek yazım hatası olduğu ve sanık hakkında temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin “TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince” şeklinde olması gerekirken “3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK 314/2. maddesi gereğince” şeklinde yazılmış olması sonuca etkili görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve taktirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin kararında eleştirilen hususlar dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiilerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre; çocuğunu örgüte müzahir okula göndermenin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı iptal Kararının TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1-)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, her üç talimat döneminde bir adet katılım hesabı açtığı ve sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte talimat ile uyumlu olduğu anlaşılmakla bu yöndeki temyiz itirazlarına itibar edilmemiştir.
2-)Alınan tanık beyanlarının ve diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilmeden ByLock kullandığının kabul edilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
3-)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içerisinde öğretmenlerin yer aldığı istişare toplantılarına katılan, esnaf sohbetlerinde aktif rol alan, himmet, burs, kurban adı altında örgüt lehine yardımlar toplayan, … Gazetesi aboneliği hususunda referans sağlayan, Nizip ilçesinde doktorlardan sorumlu abi konumunda olan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/1523 Esas, 2018/2374 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, … 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi