YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12212
KARAR NO : 2023/311
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun … istismarı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (3 kez)
Mağdur … vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdur …’un velayet hakkına sahip annesi müşteki …’in bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmamasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada şikayetçi olmuşsa da; şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Mağdur … vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdur …’nın velayet hakkına sahip annesi müşteki …’nin bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmamasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada şikayetçi olmuşsa da; şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmaması ve babası müşteki …’nin ise usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafiin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2009 ve 21.04.2011 tarihli iddianameleri ile sanık hakkında mağdurlar …, … ve …’e karşı çocuğun … istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından üç kez cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2013 tarihli ve 2009/774 Esas, 2013/1388 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç kez cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
3. Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2013 tarihli ve 2009/774 Esas, 2013/1388 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve mağdurlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 2016/2098 Esas, 2020/2437 Karar sayılı kararı ile mağdurlar vekilinin temyiz istemlerinin reddine, sanık müdafiin temyiz istemi yönünden ise sanığın üzerine atılı çocuğun … istismarı suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve … dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanun’un 12 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 4 üncü maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunmasından dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
4. Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.07.2020 tarihli ve 2020/553 Esas, 2020/391 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir.
5. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2020/329 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç kez cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.09.2022 tarihli ve 2022/96117 sayılı onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Mağdurlar vekillerinin temyiz isteği; sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan en üst hadden ceza verilmesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; sadece soyut ve çelişkili mağdur beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğuna, sanık ile mağdurlar arasında para konusunda husumet olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihi olan 13.05.2009 tarihinde on bir, dokuz ve sekiz yaşlarında bulunan ve öğrenci olan mağdurların Sakarya Nehri’nde satmak için boş bira şişeleri topladıkları, bu amaçla gezdikleri sırada Sakarya Nehri’nin kenarına geldiklerinde sanık ile karşılaştıkları, mağdurlara yanında bulunan boş bira şişelerinden verdikten sonra onlara aç olup olmadıklarını sorduğu, onların da aç olduklarını söylemeleri üzerine yakındaki bir büfeden tavuk, ekmek ve kola alarak getirip mağdurlara verdiği, bu şekilde çocuklarla yakınlık kurduktan sonra onları tenha bir yere götürdüğü, burada mağdur çocuklardan …’un ve …’nın pantolanlarını açıp, önce elini sokarak her iki mağdurun da … organlarını okşadığı, sonra da mağdurların … organlarını çıkararak kendi ağzına aldığı ve mağdurların … organlarını öperek yaladığı, mağdur …’nın … organının sertleşmemesi üzerine sanığın mağdur …’ya neden … organın sertleşmiyor dediğinde mağdur …’nın “Utanıyorum” dediği, bunun üzerine sanığın mağdura “Utanma bir şey olmaz, … organın kalktığında üzerine oturacağım” dediği, sanık …’nın bunun ne demek olduğunu sanığa sorduğunda, sanığın “Sen bilmezsin, ben üstüne oturursam zevk alırım.” dediği, sanığın daha sonra mağdurlardan …’in de fermuarını çözerek … organını okşamaya başladığı, mağdurun … organını çıkarmak istediğinde ise mağdur …’in korkarak ve çekinerek o sırada yanında bulunan kardeşi … ile birlikte oradan uzaklaşarak kaçtığı, 7 yaşlarında olan mağdur …’in kardeşi …’a karşı ise herhangi bir eyleminin olmadığı, mağdurlar … ve … ise sanığın dalgınlığından istifade ederek olay yerinden kaçtıkları, olaydan yaklaşık bir ay kadar sonra mağdurların mahalle komşuları tanık …’ın yanında olaydan bahsetmeleri ve bu tanığın da polise bildirmesi üzerine suça konu olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
2. Mağdurların aşamalarda alınan beyanlarının istikrarlı, belirli bir olay örgüsü çerçevesinde ve birbirini doğrular nitelikte olduğunun gözlemlendiği, bu durumun mağdurların beyanlarına olan itibar hususunda mahkemede olumlu kanaat oluşturduğu, mağdurların tanık …’a olayı anlatış şeklinin aşamalarda alınan beyanları ile uyumlu olduğu ve bu durumun da mağdurların beyanlarının doğruluğu hususunda mahkememizde oluşan olumlu kanaati daha da güçlendirdiği, her ne kadar sanık aşamalara alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de mağdurların bir ispat vasıtası niteliğinde olan soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki açıklamalarının aşamalarda kendi içinde ve diğer delillerle uyumlu bulunduğu, mağdurlar ile sanık arasında mağdurların iftira atmasını gerektirir dosya kapsamında bir neden de bulunamadığından mağdurların tüm aşamalarda değişmeyen, birbirlerini doğrulayan, tanıklar tarafından da doğrulanan anlatımları karşısında sanığın suçsuz olduğu yönündeki inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
3. Sanığın mağdurlara yönelik eylemlerinin … duygularını tatmine yönelik olduğu, mağdurların vücut bütünlüğüne karşı yaptığı mağdur … ve …’un … organlarını okşama, öperek yalama, kendi ağzına alma eylemleri ile mağdur …’in … organını açarak eli ile okşama, dokunma eylemlerinin şehevi ve süreklilik arz ettiği, sanığın her bir mağdura yönelik olan eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde değerlendirilen süreklilik arz etmeyen ve ani nitelikte olmadığı, sanığın süreklilik arz eden şehevi eylemlerini mağdurların kaçması üzerine son verdiği, sanığın eyleminin mağdurlara karşı sarkıntılık boyutunu aşacak şekilde sürdürdüğü bu itibarla sanığın mağduralara yönelik eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aştığı kanaatine ulaşılmıştır.
4. Suç tarihi itibariyle sanık yönünden basit … istismar eyleminde hapis cezasının miktarının alt sınırının 3 yıl olduğu daha sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la sanık hakkındaki ceza miktarının alt sınırının basit … istismar halinde 8 yıla çıkarıldığı, bu nedenle 6545 sayılı Kanun ile değişmemiş 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu anlaşılmış olmakla ilgili hükmün değişiklikten önceki hali uygulanmıştır.
5. Sanığın mahkemece sabit görülen mağdur …, …’a yönelik “Çocuğun … İstismarı” suçundan dolayı eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, eylemi gerçekleştirme şekli, mağdur sayısı, aradaki yaş farkı alt hadden ayrılmayı gerektirir neden görüldüğünden takdiren asgari hadden ayrılmak üzere ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Sanığın sabıka kaydından anlaşılan olumsuz kişiliği ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi nazara alınarak sanık hakkında her bir mağdur yönünden kurulan hükme ilişki olarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdur … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdur …’un velayet hakkına sahip annesi müşteki …’in bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmamasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada şikayetçi olmuşsa da; şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmaması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Mağdur … Vekilin Temyiz İstemi Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdur …’nın velayet hakkına sahip annesi müşteki …’nin bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmamasına rağmen, bozma sonrası yapılan yargılamada şikayetçi olmuşsa da; şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmaması ve babası müşteki …’nin ise bozma öncesi yapılan yargılamada usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmaması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Mağdurların aşamalardaki istikrarlı ve birbirlerini doğrulayan beyanları, tanık …’ın beyanları ile mağdurların beyanlarının örtüşmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık müdafiin sübuta ve husumete yönelik temyiz itirazlarına itibar edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
D. Açıklanan nedenlerle mağdurlar vekilinin temyiz istemlerinin reddine ilişkin sebeplere uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Mağdurlar … ve … Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) harfli alt başlıkta açıklanan nedenlerle Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2020/329 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararına yönelik mağdurlar … ve … vekillerinin temyiz istemlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiin Temyiz Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) harfli alt başlıkta açıklanan nedenlerle Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2020/329 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.