Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/12214 E. 2023/306 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12214
KARAR NO : 2023/306
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli … istismarı
HÜKÜMLER : Sanık … yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi, sanık … yönünden ise istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında, çocuğun nitelikli … istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2020 tarih, 2020/1114 esas sayılı iddianamesiyle,
Sanık … hakkında çocuğun … istismarına yardım etme ve sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2022 Tarihli ve 2021/211 Esas, 2022/47 Karar Sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

2. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 11.05.2022 Tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/993 Karar Sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,

2. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

D. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.09.2022 tarihli ve 2022/107803 sayılı kısmi onama, kısmi bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz istemi; atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının bulunmadığına, hükmün eksik araştırma ve inceleme neticesinde verildiğine, sanığın diğer sanık …’ın eylemlerine iştirak iradesinin olmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına ilişkindir.

2. Sanık … müdafiinin temyiz istemi; atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, mağdurun yaşını 18 olarak söylediğine, mağdur görünüş itibarıyla büyük olduğundan sanığın buna inandığına, 18 yaşından küçük olduğunu öğrendiği andan itibaren mağdura yönelik eyleminin

olmadığına, sanığın aşamalardaki beyanlarının samimi ve tutarlı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına ilişkindir.

3. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; her iki sanık yönünden de alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

4. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanık … hakkında 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdure çocuk Nildem’in sanık …’in öz kızı olduğu, sanık …’in … çevresinden sanık …’ın babasının arsa sattığını ve bu nedenle yüklü miktarda parasının olduğunu duyduğu, bunun üzerine kendisini ”Simge” ismiyle, mağdureye ait fotoğraflarla tanıtarak sanık … ile cep telefonundan mesaj yoluyla iletişime geçtiği, sanık …’ın ise diğer sanık …’in mağdure kızı bu şekilde kullanarak bulduğu … kişilerle … ilişkiye girmeye zorlayıp ayrıca bu kişilerin paralarını hırsızlamasını istediğini, arkadaşının da telefon numarasını …’e verdiğini öğrendiği, bu durumdan faydalanmak isteyen sanık …’ın Simge rumuzlu sanık … ile konuştuğu, ancak gerçekte sanık … ile yazıştığını bilerek sanık …’e evinde yüklü miktar … olduğunu söylediği, … ilişkiye girmek konusunda anlaştıkları, suç tarihinde sanık …’in mağdureye sanık … ile ilişkiye girmesi, … almaları ve sanık … sızdıktan sonra da evde bulunan paraları alması, bu dediklerini yaparsa artık rahat bir hayatlarının olacağı, istediği herşeyi alabileceği, ona karışmayacağı ve bir daha böyle olaylar için sokmayacağı telkininde bulunarak taksiyle mağdureyi sanık …’ın ikametine getirdiği, kendisi de takside beklediği, sanık …’ın ise sanık …’i tuzağa düşüreceğini arkadaşı …’a da anlattığı, …’un gelenlerin kim olduğunu görmek için dışarıda durduğu, mağdure eve girdiğinde …’ın mağdureye bira koyduğu, mağdureden yaşını sorduğu, mağdurenin on sekiz yaşında olduğunu söylediği ve ardından mağdureyle … yoldan … ilişkiye girdikleri, eve daha sonra tanık …’un geldiği, mağdurenin görüntüsünden şüphelenerek yaşını sorduğu, mağdurenin tekrar on sekiz yaşında olduğunu söylediği, …’un mağdureye inanmadığı ve gerçek yaşını söylemesi konusunda ısrar ettiği, mağdurenin bu kez on dört yaşında olduğunu ve babası sanık …’in planını … ve sanık …’a söylediği, ardından sanık …’in mağdureye verdiği cep telefonundan …’ın sızmış taklidi yaptığı fotoğraf çekerek sanık …’i yakalamak için …’e gönderdikleri, bunun üzerine …’un tekrar sanık …’i aramak üzere dışarı çıktığı, mağdure ile yalnız kalan sanık …’ın bu kez mağdureyle anal yoldan mağdurenin babasını öldürmekle tehdit etmek suretiyle zorla … ilişkiye girdiği, ardından …’un tekrar eve geldiği, mağdureyi … odasında ağlarken ve üzerini giyinirken görmesi nedeniyle sinirlendiği ve … ile yaşı küçük mağdure ile ilişkiye girmesi nedeni ile tartıştıkları, …’un mağdureyi alarak dışarıya çıktığı, sanık …’in ise mağdurenin mesajlarından şüphelenerek olay yerinden kaçtığı kabul edilmiştir.

2. Sanık … her ne kadar savunmasında sanık …’in hırsızlık amacıyla plan kurduğundan haberi olmadığını beyan etmişse de, sanık …’ın arkadaşı olan tanık …’un soruşturma aşamasında alınan beyanında sanık …’ın kendisine sanık …’in mağdureyi bu şekilde kullanarak bulduğu … kişilerle … ilişkiye girmeye zorlayıp ayrıca bu kişilerin paralarını hırsızlamasını istediğini duyduğu, bu durumdan faydalanmak istediğini kendisine söylediğini ve bu amaçla bu durumu duyduğu kişiye cep telefonu bilgilerini verdiğini beyan etmesi karşısında sanık …’ın mahkememizde durumdan haberi olmadığına ilişkin savunmasına mahkemece itibar edilmemiştir.

3. Sanık … her ne kadar mağdurenin eve ilk geldiğinde 18 yaşında yaşında olduğunu söylemesi, ayrıca iri yapılı olması nedeniyle de şüphelenmediği yönünde beyanda bulunmuşsa da, dosya içerisinde mevcut mağdurenin sanığın evine gelirken çektiği fotoğraflarda 15 yaşından küçük olduğunun belli olduğu, zira tanık …’un da mağdureyi gördüğünde mağdurenin 18 yaşından büyük olduğuna ilişkin beyanına inanmadığını beyan etmesi, mağdurenin sanığa 14 yaşında olduğunu söylediğini beyan etmesi karşısında; sanığın … yoldan mağdureyle ilişkiye girdiğinde mağdurenin 18 yaşından büyük olduğunu söylediğini ve görünüşü itibariyle de öyle olduğu yönünde hataya düştüğü yönündeki savunmasına mahkemece itibar edilmemiştir.

4. Sanık … her ne kadar mağdure ile anal yoldan … ilişkiye girdiğini kabul etmemişse de; mağdurenin raporunda fiili … bulgusu olduğunun belirtilmesi, mağdurenin ısrarlı beyanında sanığın hem … yoldan hem anal yoldan sanığın organını soktuğunu beyan etmesi, tanık …’un evden çıkmadan önce mağdureyi mutfakta bıraktığını söylemesine rağmen, bir süre sonra geri döndüğünde kapıyı çalmasına rağmen geç açıldığını, ardından kızı … odasında ağlarken gördüğünü beyan etmesi karşısında kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmasına mahkemece itibar edilmemiştir.

5. Sanık … her ne kadar mağdure kızının kendisini yönlendirdiği yönünde savunma yapmışsa da, mağdurenin aşamalarda değişmeyen ısrarlı beyanında babası sanık …’in arkadaşından öğrendiği kadarıyla tarlasını satması nedeniyle çok parası olan sanık … ile ilişkiye girmesini, … sızdıktan sonra … odasındaki paraları alıp çıkmasını söylediği yönündeki beyanı, bu beyanı destekler mesaj içerikleri karşısında sanığın savunmasına mahkemece itibar edilmemiştir.

6. İddia, sanık savunmaları, mağdure beyanı, mağdureye ait raporlar, Adli Tıp Kurumu raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından; 14 yaşındaki mağdurenin aşamalarda değişmeyen ısrarlı beyanı ile yer ve zaman belirten ayrıntılı anlatımları, mağdurenin beyanını destekler şekilde tanık …’un beyanı, yaşı küçük mağdurenin biri babası olan sanıklara suç atmasını gerektirecek dosyaya yansıyan bir sebebinin bulunmaması, mağdurenin ifadesinde hazır bulunan bilirkişinin mağdurenin beyanına itibar edilebileceğini belirtmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mağdurenin babası sanık …’in yönlendirmesiyle sanık … ile … ilişkiye girip parasını almak üzere evine gittiği, sanık …’ın … organını önce … yoldan, sonra da mağdurenin babasını öldürmekle tehdit etmek suretiyle zorla anal yoldan sokmak suretiyle üzerine atılı organ sokmak suretiyle çocuğun … istismarı suçunu işlediği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.

7. Mağdure çocuğun savcılıkta verdiği ifadesine bakıldığında önce … yoldan sanık … ile ilişkiye girdiklerini, sonrasında odaya geçtiklerini, bu sırada tanık …’un da geldiğini, burada gerçek yaşını tanık ve sanığa söylediğini, bir süre sonra tanık …’un evden ayrılmasıyla sanığın kendisini … odasına götürerek anal yoldan ilişkiye girmeye zorladığını, istemediğini, ancak anal yoldan ilişkiye girmeye başlayınca canının acıdığını ve kendini geri çektiğini, bu sırada sanığın kendisine “Seni çocuk şubeye veririm, babanı da öldürürüm, eğer bunların olmasını istemiyorsan yapacaksın” deyince kabul ettiğini, zorla canı acıyarak arka taraftan sanığın kendisine tecavüz ettiğini beyan ettiği, dolayısıyla her ne kadar istinaf bozma ilamında sanığın mağdureyi … istismar eyleminden sonra tehdit ettiği belirtilmişse de mağdurenin beyanında açıkça sanığın kendisini yaşını da öğrendiği ikinci ilişki öncesinde babasını öldürmekle tehdit ettiğini beyan etmesi karşısında, mağdurenin samimi beyanlarına itibar edilerek sanık …’ın … istismar suçunu onbeş yaşından küçük katılan mağdureye karşı tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği anlaşılmakla, verilen temel ceza 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yarı oranında arttırılmıştır.

8. Her ne kadar sanık hakkında iddianame ile mağdure ile hem anal hem de oral yoldan … ilişkiye girmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması talep edilmiş ise de, kanun maddesinin aradığı değişik zaman unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, her iki eylemin de aynı anda gerçekleştirildiği anlaşılmakla şartları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmamıştır.

9. Sanık … bakımından yapılan değerlendirmede; Mağdurenin, babası sanık …’in yönlendirmesiyle sanık … ile … ilişkiye girip parasını almak üzere evine gittiğinin, mağdurenin aşamalarda değişmeyen ısrarlı beyanı ile sabit olduğu, sanık …’ın … organını önce … yoldan, sonra da anal yoldan soktuğu, sanık …’in ise bu şekilde sanık …’ın eylemine 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi kapsamında çocuğun nitelikli … istismarı suçuna iştirak ettiği, eyleminin suçun işlenilmesi bakımından asli öneme sahip olduğu, sanığın eyleminin aynı zamanda sanık …’in bu eyleminin fuhuş suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi uyarınca bu suçların en ağırı olan çocuğun nitelikli … istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.

10. Her ne kadar sanık …’in sanık …’ın eylemine yardım eden sıfatıyla katıldığı iddiasıyla hakkında 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin uygulanması talep edilmişse de; sanık …’in mağdure kızını yönlendirmesi olmasaydı sanık …’ın eylemini gerçekleştirmesinin mümkün olmaması, sanık …’in bizzat sanık …’ı bularak irtibata geçmesi ve mesajlaşması, olay günü taksi tutarak mağdur kızını sanık …’ın evine kadar getirip kapıda beklemesi hususları dikkate alındığında sanık …’in 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi anlamında asli fail olarak sorumlu tutulması gerektiği mahkemece kabul edilmekle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi uygulanmamıştır.

11. Her ne kadar sanık …’ın nitelikli … istismar eylemine iştirak eden sanık … hakkında, sanık …’ın mağdure ile hem anal hem de oral yoldan … ilişkiye girmesi nedeniyle hakkında

5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması talep edilmiş ise de, kanun maddesinin aradığı değişik zaman unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, her iki eylemin de aynı anda gerçekleştirildiği anlaşılmakla şartları oluşmadığından sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmamıştır.

12. Sanık … hakkında her ne kadar 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması talep edilmiş ise de, sanık …’in mağdure kızına … eylemi gerçekleştirmesi için telkini ve telefon alma, istediklerini yapma vaatlerinin bulunduğu, mağdurenin beyanında sanık babasının bunu isterken kendisine bağırarak söylediğini beyan etse de tehdit içerikli bir sözünden bahsetmediği, sanık …’in sanık …’ın tehdit eylemine de iştirak etmediği anlaşılmakla şartları oluşmadığından sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarına azmettirme suçundan kurulan hüküm ile ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Sanık … hakkında çocuğun nitelikli … istismarı suçundan kurulan hüküm ile ilgili olarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini kanuna aykırı ve istinaf istemi bu nedenle yerinde görülmüş, bu aykırılık daha fazla araştırmayı gerektirmediğinden ve yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suçun Sübutuna Yönelik
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda değişmeyen ayrıntılı beyanları, tanık …’un beyanı, mağdurenin anal bölgesinde kronik fiili … bulgusu olduğuna dair 29.08.2019 tarihli … raporu, mağdurenin iç çamaşırında bulunan spermde sanığın … örneklerinin olduğuna dair rapor ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdureyle anal ve … yoldan organ sokmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından, hükümde bu yönde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Hata Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Sanığın aşamalarda mağdurenin yaşını öğrendiği ana ilişkin çelişkili beyanlarda bulunması, tanık …’un mağdureyi görmesi üzerine şaşırıp yaşını sorması, olay günü sanık … ile mağdure sanık …’ın evine getiren taksici tanık …’in kolluk ifadesinde mağdureyi küçük görüp yaşını sorduğunu belirtmesi, sanıkla mağdurenin olay öncesinde taksi parası ile ilgili yazışmalarında sanığın ‘Seni ufak ve tek başına gördü ya ondan fazla istedi galiba’ şeklinde mesaj yazması, mağdurenin dosya

içerisinde mevcut fotoğraflarından on beş yaşından küçük olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüğüne yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmeyip, hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık …’ın savunması ve mağdurenin anlatımına göre, sanık …’ın söylemiş olduğu tehdit sözlerinin … ilişki başladıktan sonra sarf ettiği kabul edilerek, ilk derece mahkemesince kurulan hükümdeki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili kısmın kaldırılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Katılan Bakanlık Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Zincirleme Suç Hükümleri İle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Uygulanması Gerektiğine Yönelik
a) Sanık savunması ve mağdurenin anlatımına göre, sanık …’ın söylemiş olduğu tehdit sözlerinin … ilişki başladıktan sonra sarf ettiği nazara alındığında, hükümde bu yönde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b) 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için bir suç işleme kararının icrası kapsamına değişik tarihlerde suç işlenmesi gerektiği, olay tarihinde sanıkla mağdurenin aynı gece içerisinde anal ve … ilişkiye girdikleri, dolayısıyla kanunda belirtilen değişik tarih unsurunun somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Teşdit Uygulanması Gerektiğine Yönelik
İlk derece mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın 16 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

D. Sanık … Müdafii İle Katılan Bakanlık Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında mağdurenin 29.08.2019 tarihli savcılık ifadesinde, öz babası olan sanık … ile birden fazla kez … ilişkiye girdiğini ve … isimli kişiyle … ilişkiye girmesine aracılık ettiğini beyan etmesi üzerine suç yerinin farklı olması nedeniyle 20.01.2020 tarihinde tefrik kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; söz konusu soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılıp, iddianame düzenlenmiş olması halinde birleştirme kararı verilerek davaların birlikte görülmesinin sağlanması, bunun mümkün olmaması durumunda ise anılan dosyanın aslı veya onaylı örneğinin temin edilerek incelenmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

E. Açıklanan nedenlerle, tebliğnamede belirtilen görüşlere iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A), (B) ve (C) numaralı bölümlerde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/993 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) numaralı bölümde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/993 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.