YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11929
KARAR NO : 2023/643
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2014/178 Esas, 2016/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2020 tarihli ve 2016/293728 sayılı, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile eksik inceleme ile tüm sorumluluğun sanığa yüklendiğine, orantısız ceza verildiğinden bahisle bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
Sanığın meydana gelen olayda kusuru bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.27/01/2013 tarihinde meydana gelen doğalgaz zehirlenmesi olayında … ilçesi … Mahallesi 34. sokak No:4 adresinde ikamet eden katılan sanık …’nın eşi… ve dört çocuğunun şüpheli şekilde vefat etmeleri üzerine ölümlerin karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu meydana geldiğinin belirlendiği, sanıkların taksirli hareketleri nedeniyle birden fazla kişinin ölümüne neden oldukları gerekçesiyle haklarında kamu davasının açıldığı, sanık …’nin taksirle öldürme suçunu asli kusurlu olarak işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Temyiz dışı sanık …’ın … Gaz Dağıtım Anonim Şirketi’nde makine mühendisi olarak görev yaptığı, olayın meydana geldiği binadaki doğal gaz sisteminin 2002 yılında şartname ve projeye uygun olduğunu tespit etmesi sonucunda gaz açılışına onay verdiği, periyodik olarak iç bağımsız bölümlerdeki tesisatı kontrol etme yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, kazanın doğal gaz şebeke hattından veya iç tesisattaki bir sızıntıdan kaynaklanan kaza olmaması nedeniyle bu sanığa herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğinden atılı suçu işlemediğinin anlaşılması karşısında CMK 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, temyiz dışı katılan sanık …’nın ikamet ettiği evde 2 yıldır kira sözleşmesi uyarınca oturduğu, doğalgaz sobasının yerinin değiştirilmesinde, baca bağlantısının nizamlara ve tekniğe uygun yapılmamasında, gaz alarm cihazı monte edilmemesinde, mutfaktaki şofben bağlantısının nizamlara ve tekniğe uygun yapılmamasında, doğalgazla ilgili temizlik ve bakım yapılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve tali kusurlu olduğu belirlenmiş ise de eşinin ve dört çocuğunun ölümü nedeniyle ortaya çıkan sonuç itibari ile kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açtığı kabul edilmekle hakkında atılı suçtan 5237 sayılı Kanun’un 22 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının b bendi uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Sanığın 08.03.2013 tarihli kolluk beyanında, “…2006 yılına kadar burada kendim oturdum. Sonrasında ise kiraya verdim. Evi kiraya verdiğimde doğalgaz sobası ve doğalgazla çalışan şofben takılıydı….” şeklinde beyanda bulunduğu 03.04.2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki savunmasında “…….. benim evi teslim aldığımda doğalgaz tesisatı yoktu ben eve girince 1996-1997 yılları olabilir ben yaptırdım, tesisatı dayım 3 yıl önce ölen İbrahim Maden yaptırmış, Küçükköy Aygün Mühendislik isimli firmaya yaptırmış, ben memlekette bağ bahçe işleri ile uğraşıyorum …’a pek gelmem ara sıra gelirim, bu arada dayım rahmetli İbrahim Maden (kimliğini şu anda bilmiyorum ama ailesinden sorup öğrenecem size bildireceğim dedi) doğalgaz tesisatındaki değişiklikleri dayım İbrahim Maden kendisi yapmış, bu işlerden biraz anlardı inşaatçıydı, bana dayım İbrahim Maden bacalı şofben bağladığını ve sıcak su kullanacağımızı söylemişti, havalandırma menfezini dayım iptal etmemişti onlar duruyordu, havalandırma menfezlerini iptal eden kiracılardan biri olabilir ama kimin yaptığını tam olarak bilmiyorum ben yapmadım kesinlikle ben tesisata müdahale etmedim ve müdahale ettirmedim, tesisata müdahale eden dayım İbrahim Madendir o da öldü, …” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
4.Soruşturma aşamasında alınan 27.03.2013 tarihli bilirkişi raporu ve kovuşturma aşamasında … Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 05.01.2016 tarihli bilirkişi heyet raporu ile sanık …’nin kazanın vuku bulunduğu bağımsız bölümün maliki olduğu, doğalgaz tesisatı projesinin ve uygunluk belgesinin adına düzenlendiği ve kendi beyanına göre müşteki sanık …’na kiraya vermeden önce doğalgaz tesisatında izinsiz ve usulsüz ilaveler ve revizyonlar yaptığı/yaptırdığı sabit olduğundan, kazanın meydana gelmesinde bu hatalı davranışının birinci derecede etkili olduğundan, kazanın oluşumunda ASLİ kusurlu olduğu, müşteki sanık …’nın oturma odasındaki doğalgaz sobasının yerinin değiştirilmesi, baca bağlantısının nizamlara ve tekniğine uygun yapılmaması, mutfaktaki bacalı şofbenin baca bağlantısının ve çıkışının nizamlara ve tekniğine uygun olmaması, mutfakta uygun bir yere gaz alarm cihazı monte edilmemesi, gerekli bakım ve temizliğinde özensiz ve dikkatsiz davranmış olması nedeniyle kazanın oluşumunda TALİ kusurlu olduğu belirtilmiştir.
5.Sanığın güncel nüfus ve adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Sanığın Kusuru Olmadığına İlişkin Temyiz İstemi ile Tebliğnamenin Kusura,Eksik İncelemeye ve Ceza Miktarına İlişkin Bozma Görüşü Yönünden
Soruşturma aşamasında düzenlenen 27.03.2013 tarihli bilirkişi raporu ile uyumlu 05.01.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunun oluş ve dosya kapsamı ve birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup Tebliğname’de açıklanan görüşe iştirak olunmamıştır.
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşıldığından Tebliğname’de açıklanan görüşe iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 6.Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2014/178 Esas, 2016/72 Karar sayılı kararı ile sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.