Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/8540 E. 2023/2052 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8540
KARAR NO : 2023/2052
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/156 Esas, 2015/766 Karar sayılı, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının düşmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 20.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.03.2022 tarihli ve 2021/21003 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve … sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve … sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Mahkemesince, sanığın hakkındaki denetimli serbestlik hükümlerine uyulmamasında, ısrar şartının gerçekleşmediği kabul edilerek “düşme” kararı verilmiş ise de, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin dördüncü fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 14.12.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2015 tarihli ve 2015/389 soruşturma, 2015/52 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, merci ve 15 günlük itiraz süresinin gösterildiği, kararın şüpheliye tebliğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, ancak UYAP’ta yapılan incelemede şüphelinin MERNİS adresine tebligat zarfı düzenlendiğinin anlaşıldığı, tedbirin infazı için 14.01.2015 tarihinde Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.01.2015 tarihli ve 2015/203 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 21.01.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak 13.02.2015 tarihinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

B. Erteleme kararının kaldırılarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2015 tarihli ve 2015/389 Soruşturma, 2015/1980 Esas, 2015/1649 sayılı iddianamesi ile Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/156 Esas, 2015/766 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının “düşmesine” karar verildiği, kararın 20.01.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
D. 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır ” şeklinde,
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi dikkate alındığında; gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, buna göre; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın,
Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan çağrı yazısı tebligatının usulsüz olduğu,
Dairemizin istikrar kazanmış içtihatlarına göre;
6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, fakat 10.11.2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden önce kapatılmış infaz dosyalarında; Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısının usulüne uygun tebliğinden sonra şüphelinin müdürlüğe başvurmaması halinde, uyarılı ikinci çağrı yazısının tebliğe çıkarılacağı, ikinci tebligatın usulüne uygun yapılması ve şüphelinin müdürlüğe başvurmaması üzerine infaz dosyasının kapatılacağı, bu durumda ısrar şartının gerçekleşmiş olacağı, Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının tebliği üzerine şüphelinin müdürlüğe başvurmadığı, bu durumda yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceğı, kovuşturma şartı olan “ısrar şartının” gerçekleşmediği,
Somut olayda, ısrar şartının gerçekleşmediği kabul edilerek “düşme” kararı verilmiş ise de, çağrı kağıdının usulsüz tebliği üzerine müdürlüğe başvurmayan şüpheliye uyarı tebligatı da yapılmadan infaz dosyasının kapatıldığı olayda, öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belgenin bulunmadığı da gözetilerek, dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” karar verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde “düşme” kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/156 Esas, 2015/766 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.