Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/14611 E. 2023/189 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14611
KARAR NO : 2023/189
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında katılan …’ye karşı hakaret suçundan, neticeten hükmolunan 1.740,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında diğer suçlardan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, katılan …’ye karşı hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi ve 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 1.740,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına; katılan …’ye karşı tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine; suçtan zarar gören Sağlık Bakanlığına karşı kamu malına zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O yer Cumhuriyet savcısının Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sadece kamu malına zarar verme suçundan hüküm kurulup, kasten yaralama suçundan hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, olayda fikri içtima koşullarının bulunmadığı, sanık hakkında eşe ve çocuğa karşı olası kastla yaralama suçundan da hüküm kurulmasının gerektiğine ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz sebebi, hükümleri temyiz etme isteğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan … ile sanık …’in olay tarihinde resmi nikahla evli oldukları, katılan …’ın ise katılan …’nin önceki evliliğinden olan oğlu olduğu, katılanlar ve sanığın olay tarihinde … Köyü Sağlık Evi’nin üst katındaki lojmanda birlikte yaşadıkları, katılan … ile sanık arasında anlaşmazlıkların bulunduğu, olay günü balkonda alkol alan sanığın, alt katta … Köyü Sağlık Evi’nde çalışmakta olan katılan …’ye bağırarak “Ananı sinkaf ederim, seni öldürürüm, benden boşanamazsın” diyerek tehdit ve hakaret ettiği, bir süre sonra sanığın aşağıya inip … Köyü Sağlık Evi’nin kapısına dayandığı, katılanlar … ve …’ın kapının arkasında bulundukları, sanığın kapıyı yumrukladığı, kapının plastik kısmının kırıldığı, kırılan parçaların katılanlara isabet ederek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmalarına neden olduğu, sanığın kapının kırılmasıyla katılanların yaralanabileceklerini öngördüğü, buna rağmen eylemine devam ettiği, sanığın kamu malına zarar verme ve kasten yaralama suçlarını tek fiille işlediği anlaşıldığından fikrî içtima nedeniyle yapılan değerlendirmede kamu malına zarar verme eyleminin daha ağır cezası bulunduğundan sanık hakkında kasten yaralama eylemleri nedeniyle hüküm kurulmayıp, kamu malına zarar verme, hakaret ve tehdit suçlarından hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın aşamalardaki savunmalarında, katılan … ile karşılıklı hakaret ettiklerini, konuşmak için … Köyü Sağlık Evi’ne gittiğini, kapının kilitli olduğunu görüp ittirdiğini, kapıya vurması ile birlikte kapının dağıldığını, suç kastının olmadığını, kazayla olduğunu savunmuştur.
3. Katılanlar … ve …’ın aşamalardaki ifadelerinin, sanığın atılı suçları işlediği yönünde olduğu anlaşılmıştır.
4. Katılanların yaralanmalarına ilişkin adli raporlar ile kolluk görevlilerince düzenlenen … Köyü Sağlık Evi’nin kapı camının kırıldığına ilişkin 22.08.2013 tarihli tutanak dosya içerisinde bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Katılan …’ye Karşı Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Suçtan Zarar Gören Sağlık Bakanlığına Karşı Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. O yer Cumhuriyet savcısının fikri içtima hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığına dair temyiz sebepleri yönünden; fikri içtima hükümleri, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde “…Gerçekleştirdiği fiilin birden fazla farklı suçun oluşumuna neden olması durumunda, failin bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç nedeniyle cezalandırılması yoluna gidilmelidir. Böylece, bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmek amaçlanmıştır.” şeklinde açıklama getirilmiştir. Non bis in idem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz) kuralı gereği, sanığın işlediği tek bir fiilden dolayı ancak bir defa cezalandırılacağı ve meydana gelen suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç nedeniyle cezalandırma yoluna gidileceği kabul edilmiştir.
Bu bilgilerle somut olay değerlendirildiğinde, sanığın alkollü olarak katılanlar … ve …’ın bulunduğu … Köyü Sağlık Evi’nin kapısının önüne geldiği, sanığı gören katılanların kapıyı kilitlediği ve kapının önünde durdukları, sanığın kapıyı açmak için kapıya vurduğu, darbe sonucunda kapının kırıldığı ve parçaların ayrı ayrı katılanlara isabet etmesi neticesinde katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıklarının anlaşıldığı olayda, sanığın kapıya vurması eylemi neticesinde hem kamu malına zarar verme suçunun hem de olası kastla basit yaralama ve olası kastla eşe karşı basit yaralama suçlarının oluştuğu, anılan suçlardan kamu malına zarar verme suçunun daha ağır cezayı içerdiği de gözetildiğinde, sanık hakkında fikrî içtima nedeniyle sadece kamu malına zarar verme suçundan hüküm kurulmasına ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanığın temyiz isteminin, hükmü temyiz etme isteğine ilişkin olduğu belirlenmekle; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
C. Sanık Hakkında Katılan …’ye Karşı Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren tehdit suçu yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesiyle 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Suç tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmadığı, ancak hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, tehdit suçundan uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Sanığın 20.11.2014 tarihli oturumda, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına dair isteğinin, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca tayin olunan kısa süreli hapis cezasının seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini de içerdiği gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumları, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınıp, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, aynı maddede sayılan seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş bulunmasına göre, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Katılan …’ye Karşı Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Suçtan Zarar Gören Sağlık Bakanlığına Karşı Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Katılan …’ye Karşı Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.