Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/15374 E. 2023/9677 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15374
KARAR NO : 2023/9677
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvuruların esastan reddine

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2020 tarihli ve 2020/36024 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanıklar hakkında iki kez nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bendleri, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca ve katılan …’a yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 54 üncü maddesi katılan …’ya yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendleri, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca ve ayrıca inceleme dışı eziyet etme suçundan iki kez 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2020/210 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, katılan …’a yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, katılan …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına katılan …’ya yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, katılan …’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a), (b) ve (f) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, inceleme dışı katılan …’a yönelik eziyet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, inceleme dışı katılan …’ya yönelik eziyet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2020/210 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararının sanıklar ve sanıklar müdafiileri ile Cumhuriyet savcısı tarafından, istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2021/2285 Esas, 2021/2680 Karar sayılı kararıyla;

“… Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları ilamın aidiyetinde ve cezanın kişiselleştirilmesinde dayanılan resmi bilgi ve belgeler olması hasebiyle hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde kesin olarak belirlenmesi gerekmekte ve 5271 sayılı CMK’nın 147. 191. ve 209. maddeleri uyarınca duruşmada okunmalarında zorunluluk vardır. Ayrıca 225. maddesi gereği hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebilecek olup, 232. madde uyarınca da hükmün başında sanığın açık kimliğinin gösterilmesi şarttır. CMK 217/2 maddesi uyarınca da yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve her türlü delil ile ispat edilebileceği belirtilmiş olup Bu itibarla;
Somut olay değerlendirildiğinde; soruşturma aşamasında şüpheli olarak yakalanan sanıkların kimlik bilgilerinin beyan üzere alındığı, sonrasında ve kovuşturma aşamasında beyan üzere alınan kimlik bilgilerinin herhangi bir resmi yoldan doğrulanmadığının anlaşılması karşısında,
Soruşturma aşamasında beyan üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile kolluk tarafından alınacak veya varsa alınmış fotoğraflı parmak izi kayıt formu eklenerek öncelikle göç idaresi genel müdürlüğüne gönderilip 6458 sk.nun 91 maddesi doğrultusunda çıkarılan geçici koruma yönetmeliği uyarınca sanıkların Türkiye ye kabul edilen yabancılardan olup olmadıkları ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kaydın tespit edilmesi , şayet bu şekilde tespit yapılamaması halinde ise usulüne uygun olarak alınacak fotoğraflı parmak izlerinin karara eklenmesi suretiyle hükümlülüğe karar verilmesi gerekirken 5271 sayılı CMK.nın 209.maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Suçlamaları kabul etmeyen sanık savunmaları , soruşturma aşamasında beyanları alınan … ve … ‘nin aynı evde kaldıkları süre içerisinde … ve …’ın darp edildiklerini görmediklerini yine adı geçenlerin evde zorla alıkonulduklarına dair beyan ve anlatımlarda bulunmadıklarını, katılanların tutulduğu oda kapısının iki gün önce kilitli olduğunu, ancak sonraki günlerde ise kapının açık tutulduğunu ve katılanların normal bir şekilde evin içinde gezinip namazlarını kıldıklarını beyan etmiş olmaları , alınan her iki katılana ait doktor rapor bulguları, yine katılanlar ile katılan … velisinin anlatımlarına göre katılanların cep telefonu ve paralarının alınması sonrası “çocukların elimizde” diyerek …’nın görüntü ve fotoğraflarını kaydedip velisine Whatsap üzerinden göndererek 20.000 Dolar daha para talep edildiğinin beyan edilmesi karşısında;
Adı geçen tanıklar … ve … dinlenmeden, cep telefonu ve 100’er TL paralarının alınmasından sonraki devam eden 20.000 Dolar istenmesine yönelik sanık davranışlarının tehdit suçunun özel bir görünüm şeklini oluşturan yağmanın devamı niteliğindeki davranışlar olup olmadığı, yağma ve hürriyeti tahdit suçlarının zor unsurunu oluşturan cebir ve tehdit eylemlerinin ne suretle sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde davranışları olup eziyet suçunu oluşturduğu açıklığa kavuşturulmadan eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yağma suçlarından temel ceza belirlenirken sanıkların katılanları 4 gün boyunca bir evde tutmaları, ilk gün cep telefonu ile 100’er TL paralarını almalarına müteakip …’nın çıplak görüntülerini kaydedip 20.000 Dolar daha para talep ederek yağmaya yönelik davranışlarını devam ettirdiklerinin belirtilmiş olması karşısında TCK 149/1-a-c-d bentleri yanı sıra (h) bendi ile de değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiş. Bu bakımdan sanıklar ve sanıklar müdafiilerii ile C.Savcısının aleyhe istinaf itirazları yerinde görülmekle, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin CMK 280/1-e maddesi gereğince BOZULMASINA,”
karar verilmiştir.

4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/443 Esas, 2022/218 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, katılan …’a yönelik nitelikli yağma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, katılan …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına katılan …’ya yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, katılan …’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a),(b) ve (f) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, inceleme dışı katılan …’a ve katılan …’ya yönelik eziyet suçlarından ise beraat kararları verilmiştir.

5. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2022/3322 Esas, 2022/2025 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında, katılan …’a yönelik nitelikli yağma, ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, katılan …’ya yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafii ile sanık …’ın istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Katılan beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, beyanlarının kovuşturmada değiştirildiğine, Katılanlar karakolda vermiş oldukları ifadelerinde bazı şahıslarla tanıştıklarını, bu tanıştıkları kişilerin … … dan boydan bir fotoğraf istediğini ve bu fotoğrafı göndermesi halinde kendisine 20 bin dolar para vereceklerini ve bu parayı almak için …’a gelmeleri gerektiğini söylediklerini iddia etmiş olduklarına,
2. Müvekkilin sabıkasız olduğuna,
3. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraatine karar verilmesi gerektiğine,
4. Tanıkların kollukça alınan beyanlarının müvekkilin savunmasını desteklediğine, tanıklar ile tutanak tanıklarının kovuşturmada dinlenmediğine, suçun işlendiği yerde bulunan … ve …’nin soruşturma evresinde karakolda ifadelerinin alınmış ve dinlenilmiş olmasına rağmen kovuşturma evresinde dinlenilmeden karar verilemeyeceğine, bu kişilerin gerek kimlik gerek fotoğraf teşhisiyle gerekse de başka araştırmalar yapılarak tespit edilmesi gerektiğine ,ancak tanıklar hazır edilemiyorsa dahi tanıklar … ve …’nin soruşturma evresindeki ifadeleri her şeyi gayet net bir şekilde açıklamakta olduğuna,
5. Olay anında ele geçirilen telefondaki görüntülerin hükme esas alınamayacağına, katılanların karakolda vermiş olduğu ifadelerinin de menfaat çatışması sebebiyle hükme esas alınamayacağına, kolluk kuvvetleri, …’e ait cep telefonunun incelenmesi yönünden sanıkların rızasının olduğuna dair tutanaklar hazırlayarak, TÜRKÇE BİLMEYEN sanıklar … ve …’a tercümansız ve müdafiisiz şekilde 19.03.2020 tarihinde “… İLE MUHAFAZA ALTINA ALMA TUTANAĞI” ve “… İLE TELEFON İNCELEME VE TESPİT TUTANAĞI” nı zor kullanarak imzalatmış olduklarına, katılanlardan … …’ın karakol ifadesinde müdafiiliğini üstlenen Av. … aynı zamanda da sanıklar …, … ve …’in de tutuklamanın değerlendirilmesi duruşmasında müdafiiliğini üstlenmiş olduğuna burada da açıkça bir menfaat çatışması olduğuna, katılan … …’ın karakoldaki ifadesini şaibeli ve geçersiz hale getirmekte olduğuna, katılan … …’ın karakoldaki ifadesinin hükme esas alınamayacağına,
6. Suçun kabul edilmemesi ile birlikte failin aynı suç işleme kararının icrası düşüncesiyle, tek bir fiille birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakması aynı neviden fikri içtima olarak değerlendirilmesi gerektiğine bu sebeple zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
7. Tahliye kararı verilmesi gerektiğine ,

B. Sanık …’ın Temyiz Sebepleri;
Olayla ilgisi olmadığına, lehine delillere rağmen ceza aldığına,

C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Özetle;

1. Katılanların karakolda verdikleri beyanların hayatın olağan akışına aykırı olduğuna,
2. Müvekkilin sabıkasız olduğuna,
3. Katılanlara kötü muamele yapılmadığına,
4. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine,
5. Tanıkların kollukça alınan beyanlarının müvekkilin savunmasını doğruladığına,
6. Tutanak tanıkları ile tanıkların kovuşturma aşamasında hazır edilerek dinlenmeleri gerektiğine,
7. Katılanlarla araları iyi olan tanıkların beyanlarında, katılanların evin içerisinde rahatça dolaştıklarını ve yeme içmelerini rahatlıkla giderdiklerini, kendilerine hiçkimse tarafından kötü bir muamele yapıldığını görmedikleri beyanlarının müvekkil …’in savunmasını doğrulamakta olduğuna,
8. Olay anlarında, iddia edilen suçun işlendiği yerde bulunan … ve …’nin soruşturma evresinde karakolda ifadelerinin alınmış ve dinlenilmiş olmasına rağmen kovuşturma evresinde dinlenilmeden karar verilemeyeceğine, bu kişilerin gerek kimlik gerek fotoğraf teşhisiyle gerekse de başka araştırmalar yapılarak tespit edilmesi gerektiğine, çünkü olay anında tek görgü tanığının bu şahıslar olduğuna, kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini tekrar ettiklerine,
9. Olay anında ele geçirilen telefondaki görüntülerin hükme esas alınamayacağına, katılanların kollukça alınan beyanlarının menfaat çatışması sebebiyle geçersiz olduğuna, kollukça müvekkile ait cep telefonunu sanıklardan … ile alındığına dair tutanaklarda Türkçe bilmeyen müvekkil ve diğer sanığa tercümansız ve müdafisiz şekilde muhafaza altına alma tutanağı ve … ile telefon inceleme tespit tutanağının zor kullanılarak imza ettirilmiş olduğuna, Olayda kolluk kuvvetleri ne hakimden ne savcıdan ne de kolluk amirinden yazılı bir emir almış olduklarına, hukuka aykırı şekilde elde edilen bu delillerin hükme esas alınamayacağına, ayrıca katılanlardan … …’ın karakol ifadesinde vekilliğini üstlenen Av. … aynı zamanda da sanıklar …, … ve …’in de tutuklamanın değerlendirilmesi duruşmasında müdafiiliğini üstlenmiş olduğundan burada da açıkça bir menfaat çatışması olduğuna, bu açık menfaat çatışmasının katılan … …’ın karakoldaki ifadesini şaibeli ve geçersiz hale getirmekte olduğuna, katılan … …’ın karakoldaki ifadesinin hükme esas alınamayacağına,
10. İddia edilen suç isnadını kabul etmemekle beraber kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
11. Tahliye kararı verilmesi gerektiğine,

D.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Özetle;
1. Müvekkile isnat edilen suçların kanuni tanımındaki şartları, dosya kapsamındaki delillerin yetersizliği ve zayıflığından ötürü oluşmamış olduğuna,
2. Somut delil bulunmadığına,
3. Somut bir gerekçe gösterilmediğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’nun katılanları …’a davet ettiği bunun üzerine katılanların birlikte 16.03.2020 tarihinde …’a geldikleri, sanık … tarafından atılan konum adresine taksi ile gittikleri ve sanık …’nun katılanları karşılayarak olayın gerçekleştiği söz konusu eve götürdüğü, daha sonra sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılanları evin bir odasına kapatıldıkları, sanıkların katılanların ellerini kelepçeleyerek sopa ve hortumla darp ettikleri ve katılanların cep telefonları ile 100,00 TL paralarını aldıkları, yine sanıkların katılanları darp etmelerinden sonraki ve çıplak vaziyetteki hallerinin görüntülerini çekerek katılanların yakınları ile telefon irtibatı kurup katılanların serbest bırakılması için katılanların yakınlarından 20.000,00 dolar para istedikleri, paranın verilmemesi halinde katılanları öldürmekle tehdit ettikleri, böylelikle katılanların gece vakti sayılan zaman dilimi içinde sanıklarla söz konusu eve gittikleri, konut içerisinde sanıkların tehdit ve cebir kullanılmak suretiyle katılanların cep telefonları, paralarını ve kimliklerinin aldıkları ayrıca sanıkların katılanlara yönelik ayrı ayrı tehdit ve cebir kullanmak suretiyle odaya kapatmak ve oda kapısını kilitlemek suretiyle hürriyetlerinden yoksun kıldıkları, sanıkların katılanların yakınlarını, katılanların öldürülmemesi karşılığında 20.000,00 dolar para istedikleri olaydaki eylemlerinin sanıkların eve girer girmez katılanların telefon ve parasının yağmalandığı olayın devamı niteliğinde olduğu kabulü ile İlk Derece Mahkemesince buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

2. Sanıkların hayatın olağan akışına aykırı, suçtan kurtulmaya yönelik inkar içerikli savunmalarda bulundukları anlaşılmıştır.

3. Katılanların aşamalarda birbirleri, kolluk görevlilerince düzenlenen yakalama tutanağı ve adli tıp kurumu raporları ile uyumlu, oluşa uygun beyanlarda bulundukları belirlenmiştir.

4. Katılanların etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralandıklarına dair 25.03.2020 tarihli adli tıp kurumu raporlarının dosya mevcut olduğu anlaşılmıştır.

5. Tanıklar H.H. ile A.H. ‘nin soruşturma aşamasında beyanlarının alındığı buna karşılık kovuşturma aşamasında bulunamadıklarından beyanlarının alınmasından vazgeçildiği belirlenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanıkların Suçları İşlemedikleri Yönünden
Katılanların aşamalarda birbirleri, kolluk görevlilerince düzenlenen yakalama tutanağı ve Adli Tıp Kurumu raporları ile örtüşen beyanları, sanıkların hayatın olağan akışına aykırı, suçtan kurtulmaya yönelik savunmaları karşısında atılı eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğine dair kabul içeren hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Suç Vasıflarının Hatalı Olduğu Yönünden
Sanıkların iştirak halinde katılanları evin bir odasına kitledikleri, katılan … ve yaşı küçük …’yı ellerini kelepçeleyerek sopa ve hortumla etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaraladıkları, katılanların suça konu cep telefonları ile 100,00 TL paralarını zorla aldıkları, yine sanıkların katılanları darp etmelerinden sonraki ve çıplak vaziyetteki hallerinin görüntülerini çekerek katılanların yakınları ile telefon irtibatı kurup katılanların serbest bırakılması için katılanların yakınlarından 20.000,00 dolar para istediklerinin anlaşılması karşısında, sanıkların gece vakti, konut içerisinde, silahtan sayılan sopa ve hortum kullanmak suretiyle katılanları etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaraladıkları, suça konu cep telefonu ile paraları zorla aldıkları, ellerini kelepçeleyerek zorla alıkoydukları, video kaydı ile çektikleri görüntüleri kullanmak suretiyle yanıklarından 20.000,00 dolar para istedikleri anlaşıldığından, suçların vasıflandırmasının katılan … ve …’ya yönelik ayrı ayrı nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a),(c), (d) ve (h) bendleri, katılan …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendi, katılan …’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a), (b) ve (f) bendleri olarak belirlenmesi suretiyle kurulan hükümlerde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Hukuka Aykırı Yollar ile Elde Edilen Delillerin Hükümlere Esas Alındığı Yönünden
Temyiz istemlerine konu edilen ve dosyada mevcut 19.03.2020 tarihli suça konu görüntülerin bulunduğu sanık …’a ait cep telefonunun rızası ile muhafaza altına alınmasına ve incelenmesine ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenen tutanakların Türkçe bilmediği anlaşılan sanık …’dan tercüman atanmaksızın düzenlenmesi suretiyle imza ettirilmiş olduğu anlaşılmış ise de; sanık …’ın tercüman vasıtası ile müdafii huzurunda kolluk görevlilerince alınan aynı tarihli savunmasında bahsedilen telefonu kolluk görevlilerince istendiğinde kendisinin teslim etmiş olduğunu doğrulaması ve ayrıca Cumhuriyet Savcılığının talebi üzerine de … 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 20.03.2020 tarih ve 2020/1791 D.iş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 127 nci maddesinin birinci fıkrası ve 134 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirtilen cep telefonuna el koyma ve inceleme yapılmasına izin kararı verilmiş olması hep birlikte gözetildiğinde sanık …’a ait cep telefonunun hukuka uygun yollar ile elde edildiği ve bu yönüyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, soruşturma aşamasında menfaat çatışması bulunduğu gözetilmeksizin aynı avukatın vekil ve müdafii olarak hazır edilmiş olması bakımından ise katılan …’nın 19.03.2020 tarihli şikayetçi sıfatı ile kollukça alınan beyanın vekil Av. … huzurunda alındığı, katılan …’ın 19.03.2020 tarihli şikayetçi sıfatı ile kolukça alınan beyanın ise talebi olmamakla vekil hazır edilmeksizin alındığı, sanıkların soruşturma aşamasında kollukça ve 20.03.2020 tarihli Sulh Ceza Hakimliğince alınan savunmalarının ise Av. … huzurunda alınmış olmasına karşın tutukluğun devamı talebi üzerine … 3.Sulh Ceza Hakimliğince sanıkların yokluğunda açılan celsede bu kez katılan vekilide olduğu anlaşılan Av….ın şüpheliler müdafii olarak hazır edilmesi suretiyle beyanının alınmış olması hukuka aykırı bulunmuş ise de; katılanın soruşturma aşamasında alınan beyanında hazır edilen vekil ile sanıkların soruşturma aşamasında ve Sulh Ceza Hakimliğindeki savunmalarında hazır edilen müdafiinin farklı avukat olması ve ayrıca kovuşturma aşamasında katılanlar ile sanıkların beyan ve savunmalarının da aynı avukatın vekil yada müdafii olarak görevlendirilmesi yapılmaksızın usulüne uygun şekilde alınmış olması suretiyle hukuka aykırılığın giderilmiş olması hep birlikte değerlendirildiğinde bahsedilen husus yeniden yargılamayı gerektirir bir bozma sebebi görülmeyerek hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden
Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçu bakımından 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından ise sanıkların aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlememiş olmaları karşısında hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Eksik Araştırma ve Gerekçesiz Hükümlerin Kurulduğu Yönünden
Temyiz istemine konu soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların bulunamadığından kovuşturma aşamasında dinlenilemediği anlaşılmış ise de; hüküm vermeye elverişli ve yeterli lehe ve aleyhe delillerin denetime olanaklı şekilde toplandığı gibi kararların dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanıklarının eyleminin ne olduğunun gerekçeli kararda gösterilmiş olması gözetildiğinde hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2022/3322 Esas, 2022/2025 Karar sayılı kararında sanık … ve müdafii, sanık … müdafii ile sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiriler dışında hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

30.03.2023 tarihinde karar verildi.