Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/24124 E. 2023/9558 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24124
KARAR NO : 2023/9558
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2018 tarihli ve 2018/19819 soruşturma sayılı iddianamesi ile; sanıklar … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h ve 53 üncü maddesini uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2018 tarihli ve 2018/133 Esas, 2018/246 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.10.2018 tarihli ve 2018/1722 Esas, 2018/1688 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
Sanıkların suçu işlediğine dair kuvvetli delil olduğundan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın olay günü gece vakti kaldırım üzerinde yürürken sanıkların kendisine hitaben “hoop kardeş nasılsın” diyerek durdurdukları, sanık …’ın katılanın boynuna sarılarak “kardeş beni tanıdın mı ” dediği, katılanın “hayır tanımadım” demesi üzerine kendisine hitaben “çıkar lan kimliğine bakacağım sen polislerle iş birliği mi yapıyorsun ” diyerek katılana bağırdığı, diğer sanığın da katılana hitaben “sen bizi tanıyorsun” dediği, katılanın onları tanımadığını ifade ettiği, ardından sanıkların parasını alabileceklerini düşünerek pantolon cebindeki cüzdanını çıkarıp montunun iç cebine koyduğu, bunun üzerine sanık …’ın katılanın cüzdanını almak için hamle yaptığı, katılanın cüzdanını sıkı bir şekilde tutmaya çalıştığı, ancak sanık …’ın katılanın cüzdanını zorla alıp kimliğini diğer sanığa verdiği, cebinde bulunan 90,00 TL parasını aldıkları, katılanın cüzdanını geri istemesi üzerine de her iki sanığın “seni gebertiriz konuşma” diyerek tehditte bulundukları, ayrıca sanık …’ın yerden büyük bir taş parçası alarak katılana “bununla senin kafanı ezerim” diyerek tehditini sürdürdüğü, diğer sanık …’nin ise katılana “s..git buradan senin a..na koyarım” diyerek katılanın montunu kafasına geçirip oradan katılanı kovaladıkları ve sanıkların katılana peşlerinden gitmemesini aksi halde kendisini öldüreceğini söyleyerek tehdit ettikleri, bir müddet sonra metruk bir binada sanıkların uyuşturucu kullandığını gören katılanın polise haber verdiğini, parasını ve cüzdanını tekrar istediğinde sanık …’ın katılanın cüzdanını kendisine verdiği, cüzdanın içerisinde sadece 40,00 TL olduğu 50,00 TL parayı tekrar geri vermelerini istediğinde ise sanıkların bu parayı vermeyeceklerini ifade ederek katılanı ölümle tehdit ettikleri, katılanın parasını zorla aldıkları iddiasıyla nitelikli yağma suçundan cezalandırılmaları istemiyle mahkemeye kamu davası açılmıştır.

2. Sanık … Savunmasında özetle, olay günü eroin içtiklerini, 10.00 TL parası olup yetmediğini, katılanın ortaklaşa alalım dediğini, beraber giderek aldıklarını, evinde katılanla kullanırken diğer sanığın geldiğini, krizde olduğunu söyleyerek istemesi üzerine beraber içebileceklerini söylediği, katılan ile sanık …’un bana az veriyorsun kendin çok içiyorsun diyerek tartıştıklarını, onlar tartışınca önlerinden alıp kendisinin içtiğini, katılanın görüşürüz diyerek kalkıp gittiğini, katılanın 50.00 TL’ mi aldı dediğini ancak o gün üstünden 30,00 TL çıktığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Sanık … Savunmasında özetle, uyuşturucu maddeyi birlikte içtiktiklerini, arkadaşının gel beraber içelim dediğini, kendisinin para katmaması nedeniyle katılan ile tartıştıklarını belirterek üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.

4. Sanıkların baştan itibaren üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmemeleri ve birbirlerini doğrulayan savunmaları, katılanın “…beni zorla köyün içerisine kadar darp ettiler, ben de peşlerinden giderek cüzdanımı verin diye yalvardım. Tekme tokat vurmaya başladılar…gömlekli olan arkadaş (Sanık …’u gösterdi) bana taş atmaya başladı. Çevredeki kişiler şikayet etmem gerektiğini söylediler… tokat yedim, tekme vurdular, en çok da gömlekli olan arkadaş (Sanık …’u gösterdi) vurdu… Orada çok kişiyle karşılaştım, bunlar seni öldürürler dedi…” şeklinde, soruşturma aşamasında “…uzun boylu olan şahıs da gözüme yumruk attı…” şeklinde beyanda bulunmasına rağmen; bu derece darp edilen katılanın olaydan hemen sonra alınan doktor raporunda buna ilişkin bir bulgunun olmadığı görülmektedir.

5. Katılan beyanında çevrede kişiler olduğunu, çok kişiyle karşılaştığını belirten sanığın onlardan yardım istememesi ve böyle bir ortamda sanıkların bu eylemlerde bulunmalarının hayatın olağan akışına uygun düşmediği belirlenmiştir.

6. Katılan yargılama aşamasında cüzdanını ve paranın bir miktarını verdiklerini belirttiği, ancak akabinde cüzdanını fırlattıklarını, peşlerinden takip edince suyun içerisinden cüzdanını aldığını belirtmesi, soruşturma aşamasında ise yine mavi eşofmanlı olanın cüzdanını verdiğini belirterek çelişkili beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.

7. Dosya kapsamında sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair katılanın iddiası dışında mevcut delil ve tespitin bulunmaması, iddianın atfı cürümden öteye gitmediği belirlenmiştir.

8. Mahkeme, mevcut kuşkunun tam olarak oluşmadığı, sanıkların savunmasının aksinin tam olarak ispatlanamadığı, böyle bir durumun da sanıklar lehine yorumlanmasının gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.1987 gün ve 4/539-138 sayılı kararında da belirtildiği üzere savunmanın değil de aksinin ispatlanmasının genel ceza kuramı olması ve bir diğer evrensel ceza kuramı olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tüm çağdaş ceza sistemlerinde benimsenmesine göre, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğine dair iddia dışında mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığından yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin ayrı ayrı sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamı incelendiğinde katılanın çelişki içeren iddiasını destekleyecek doktor raporu görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.10.2018 tarihli ve 2018/1722 Esas, 2018/1688 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun ‘un 288 ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.