YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3503
KARAR NO : 2023/800
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/274 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi uygulanmasına karar verilmiştir.
2. … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/274 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.04.2018 tarihli ve 2017/361 Esas, 2018/4663 Karar sayılı kararı ile;
“…1-Gürsu İnşaat Ltd. Şti.’ne ait inşaatta kalıp ustası olarak çalışan katılanın olay günü yaptığı kalıba çivi çaktığı sırada, çivinin kırılarak sıçramasıyla sol gözünden yaralanması şeklinde meydana geldiği iddia edilen olayda; dosya içeriğinden ve tanık beyanlarından, mağdurun olay tarihinde işveren şirkette sigortasız olarak çalıştırıldığı, ayrıca makine mühendisi olan sanığın şirket yetkilisi olup fiilen şantiye şefliği yaptığı anlaşılmakla birlikte, Ticaret Sicili kayıtlarına göre şirketin ortağı olan ve inşaat mühendisi olan.’ın … Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün müzekkere cevaplarına göre de aynı zamanda şantiye şefi olduğunun belirtilmesi, teknik bilirkişi raporlarına göre, … yerinde sözleşme ile görevlendirilmiş bir … güvenliği uzmanının bulunup bulunmadığının anlaşılamaması, bilirkişi raporlarında yasal şantiye şefi olan Sedat Sayın’ın asli kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında, inşaatın sorumlusunun net olarak tespit edilebilmesi bakımından, kamu davasına dahil edilmeyen Sedat Sayın hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunularak bu kişi hakkında kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilmesi, ayrıca; tarafların dosyaya sunduğu … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kararından Gürsu-Kömü şirketleri arasında bir sözleşme olduğunun anlaşılması karşısında, şirketler arasında inşaatın A ve B blokların demir ve kalıp işine dair düzenlendiği belirtilen 11.07.2014 tarihli sözleşme ile . firmasının ticaret sicil kaydı ve işyeri sicil dosyasının getirtilmesi, ayrıca bu firmanın ortak ve yetkilileri ile ustabaşı olduğu belirtilen …’nün bu şirket ile olan ilgisi ve her iki firma arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi, katılan ve diğer işçilerin olay tarihinde emir ve talimat aldığı taşeron bir şahıs veya şirket bulunup bulunmadığının araştırılması, akabinde tespit edilen tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulması, kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilmesi sonrasında tüm sorumlular hakkında gerekmesi halinde yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle sanığın ve diğer tüm sorumluların hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması;
2-. Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 08.04.2014 tarihli raporuna göre; 18.02.2014 tarihinde sol delici göz yaralanması tanısıyla hastaneye yatışı yapılan katılanın sol delici göz yaralanması tamirinin yapıldığı, maruz kaldığı kornea perforasyonuna, travmatik katarakta, intraoküler lens takılmasına neden olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi açısından tıbbi takip ve tedavisi bittikten sonra muayenesinin uygun olacağı belirtilmesine rağmen, mağdurun yaralanmasının niteliğine ilişkin kesin adli rapor alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması;
3-”18.02.2014” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına ”22.02.2014” olarak yazılması;, …”
Gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2018/754 Esas, 2020/279 Karar sayılı kararı ile Dairemizin bozma ilamına uyularak sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince hapis cezasının ertelenmesine ve 13 ay 10 gün denetim süresi uygulanmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.06.2021 tarihli ve 2020/91671 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz sebebi, hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
2. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna,
3. Cezanın alt sınıra yakın tayini ve ertelenmesinin hatalı olduğuna,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … 9. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde, “Bozma sonrası yapılan yargılamada bozma ilamında toplanması gerekli belgeler ilgili yerlere müzekkere yazılmak suretiyle dosya arasına getirtilmiş, yine tanıkların bir kısmı mahkemece dinlenilmiştir. Bozma ilamında suç duyurusunda bulunulması istenen .hakkında daha önce aldırılan bilirkişi raporuna istinaden suç duyurusunda bulunulduktan sonra ilgili şahıs hakkında … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/377 esas 2017/252 karar sayılı dosyasında yargılama yapılarak mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın 09/03/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla ilgili mahkeme ilamı kesinleşme şerhleri ile birlikte dosya arasına alınmış, yine bu dosyada bulunan katılanın yaralanmasının duyu veya organlardan birinin sürekli yitirilmesi şeklinde olduğuna ilişkin kati rapor da alınarak işbu dosyamıza konulmuştur. Gerekli tüm belgeler toplandıktan sonra dosya kül halinde …’ya gönderilerek üçlü bilirkişi heyetinden iddianameye konu eylemle ilgili kusur durumuna ilişkin rapor tanzimi istenmiş, gelen bilirkişi heyet raporununda özetle;
İddianameye konu kazanın . İnş. Elekt. Müh. Mimarlık Mob. Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait “… ili . ilçesi . Mahallesi . pafta . ada, .Parsel ” de faaliyet gösteren inşaatta meydana geldiği, işyerinde alt işveren firma olarak “A ve B bloklarının kalıp ve demir işi ile 12 parselde bulunan C bloğun temel ve … tabliyesi kalıp ve demir işlerini” 11/07/2014 tarihli … (taşeronluk) sözleşmesi ile üstlenen . Yapı İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. İsimli firmada kalıpçı olarak istihdam edilen katılan …’in kalıp yapımı sırasında kalıba çivi çakarken, çivinin kırılarak sıçramasıyla sol gözünden yaralanması şeklinde gerçekleştiği ve sonuçta katılanın görme yeteneğini kaybederek mağdur olduğu, zikredilen iki inşaat firması arasında 4857 sayılı … Kanunu’nun 2. maddesinde zikredilen anlamda Asıl İşveren-Alt İşveren ilişkisinin doğduğu belirtilmiştir. Bu … ilişkisinde inşaatı yürüten . İnş. Şirketinin asıl işveren olup, uzmanlık gerektiren bir konuda katılanın da aralarında bulunduğu çalışanlarını münhasıran bu işte çalıştıran Kömü Yapı’nın ise Alt İşveren olduğu, . Yapı isimli firmanın yetkilisinin. isimli şahıs olduğu, dosyada tanık olarak dinlenen …’nün ise Şükrü Kömü’nün kardeşi olup . İnşaatın sigortalı elemanı olduğu ve kazanın meydana geldiği inşaatta kalıpçı ustası olarak çalıştığı belirtilmiştir. Raporda sözkonusu kazanın kök nedeni işverenin ve dolayısıyla işveren adına hareket eden işveren vekili sanık …’ın ve resmi olarak işyerinin şantiye şefliği görevini üstlenen dava dışı.’ın … güvenliği hususundaki kanun ve yönetmelikleri dikkate almaksızın “bir şey olmaz” umursamazlığı ile gerek işin başlangıcında ve gerekse devamı süresince yerine getirilmesi gerekli güvenlik tedbirlerini almamaları olarak tesbit edilmiş, sanık … ile dava dışı .’ın asli kusurlu oldukları, katılanın ise kaza ile ilgili herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaat bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında mahkememizce dinlenen katılan ve tanıklar beyanlarında benzer şekilde kazanın meydana geldiği inşaatta sigortasız olarak çalıştıklarını, sanığı şantiye şefi olarak bildiklerini ve inşaat sahasında devamlı sanığın olduğunu, .’ı ise inşaatta görmediklerini sadece inşaat sahibinin oğlu olduğunu bildiklerini söylemişlerdir. Beyanlarda geçen … isimli şahsın ise. İnşaatın elemanı olup kazanın meydana geldiği inşaatta kalıpçı ustası olarak çalıştığı gelen belgelerden anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucu dinlenen taraflar ve gelen bilirkişi raporu değerlendirildiğinde; sanık …’ın işveren vekili ve fiili olarak şantiye şefliğini yaptığı inşaatta kalıpçı olarak sigortasız çalıştırılan katılan …’in duyu veya organlardan birinin kaybı sonucunu doğuracak şekilde yaralanmasına neden olan kazada asli ve tam kusurlu olması nedeniyle eylemine uyan TCK’nın 89/1-3.b maddesi gereğince cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62. maddesinin tatbikine, yasal ve takdiri şartları bulunmakla verilen hapis cezasının ertelenmesine, her ne kadar bilirkişi kurul raporunda Sedat Sayın’ın da meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu bildirilmiş ise de, bozmadan önce aldırılan bilirkişi raporuna istinaden daha önce Sedat Sayın hakkında suç duyurusunda bulunulduktan sonra kamu davası açıldığı ve ilgili kişinin … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/377 Esas 2017/252 Karar sayılı dosyasında aynı eylemden dolayı yargılanarak mahkumiyetine karar verildiği ve ilgili kararın 09/03/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla Sedat Sayın hakkında suç duyurusunda bulunulmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
” denilmiştir.
2. Sanık, soruşturma aşamasında alınan savunmasında “…Ben G. İnşaat Şirketinin yetkilisi olarak görev yaparım. 25.02.2014 günü saat 10:00 sıralarında çalışmış olduğum . İnşaat içerisinde bulunan ofisimde bulunduğum sırada polis memurları geldi ve … isimli şahsın çalışmış olduğum inşaatta 18.02.2014 günü saat 14:20 sıralarında yaralandığını bana bildirdi. Ben de bana sorulan … isimli şahsı araştırdım ve inşaatımızda çalışan kişilerden olmadığını tespit ettim. Bunun üzerine de ifademi vermek üzere polis merkezine geldim. Bana sorduğunuz … isimli şahsı tanımıyorum. Şahıs inşaatımızın hiç bir anlamda da çalışmamıştır. Şahsın, çalışmış oldugum firmanın ismini neden vermiş olduğunu da bilmiyorum…” şeklinde; yargılama aşamasında alınan savunmasında ise “… Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben satın alma bürosunda çalışırım, işçilerle alakalı herhangi bir sorumluluğum bulunmamaktadır. Beni inşaat sahasında görmüş olabilirler çünkü alınan malzemeleri kontrol için sahaya çıkardım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Öncelikle beraatimi, mahkeme aksi kanaate ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim …” şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Kaza sebebiyle yaralanan …’in aşamalarda sanık hakkında şikayetçi olduğu, katılma talebinde bulunduğu, uzlaşmak istediği ancak sanığın uzlaşmayı kabul etmemesi sebebiyle uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
4. Katılan hakkında bozma ilamına uyularak alınan … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 09.02.2016 tarihli adli raporuna göre sol gözde tam kat korneal yaralanma sebebiyle oluşan görme kaybının duyulardan veya organlardan birisinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
5. Soruşturma aşamasında alınan tek kişilik … sağlığı ve güvenliği uzmanı tarafından düzenlenen 02.05.2014 tarihli Bilirkişi Raporuna göre kazanın meydana geldiği inşaat işini yürüten . İnşaat yetkilisi sanığın, katılana gerekli … güvenliği eğitimlerinin verilmemesi, kişisel koruyucu ekipmanların temin edilmemesi, risk değerlendirmesi ve acil eylem planı yaptırmaması sebebiyle asli, katılanın ise kalıpçı ve tecrübeli bir işçi olarak öngörülebilir olan kazayı engellemek için kişisel koruyucu kullanmadan çalışmaması gerektiğini gözetmemesi sebebiyle tali oranda kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
6. Yerel mahkeme tarafından bozma öncesinde yapılan yargılama sırasında dosyaya eklenen üç kişilik … güvenliği uzmanı tarafından düzenlenen 17.12.2014 Tarihli Bilirkişi Raporuna göre, sanığın yapı … yerinde … ve güvenlik planı ile acil eylem planı yaptırmaması, gerekli tedbirleri almaması, katılana … sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim aldırmamış olması, katılana kişisel koruyucu donanım verilmemiş ve kullanılması sağlanmamış olması nedeniyle asli kusurlu olduğunun; katılanın ise kendisine eğitim verilmemesi, kişisel koruyucu donanım ve çalışma talimatı verilmemesi nedeniyle kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüştür.
7. Yerel mahkeme tarafından bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında dosyaya eklenen üç kişilik makine mühendisi … güvenliği uzmanı, inşaat mühendisi … güvenliği uzmanı ile … güvenliği başmüfettişi tarafından düzenlenen 16.07.2019 Tarihli Bilirkişi Raporuna göre, sanığın işveren vekili ve fiili şantiye şefi sıfatıyla asli kusurlu; dava dışı şantiye şefi .’ın asli, katılanın ise kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüştür.
8. Tanıklar .., .., … T., … K., ve.., beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.
9. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan tebliğname ile sanık hakkında basit yargılama usulü hükümleri çerçevesinde sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinden bahisle hükmün bozulması önerilmiş ise de, Mahkemenin uygulamama kanaatinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6331 sayılı … Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 9. maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan … Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre, inşaat işlerinin çok tehlikeli sınıfta yer aldığı, anılan Kanun çerçevesinde, çalışanların ilk işe girişlerinde … raporu aldırılması, işin konusu ile ilgili olarak çalışanlara eğitim aldırılması, risk değerlendirilmesi yaptırılması gerekirken dosyada mevcut evrak, tanık beyanları ile bilirkişi raporundaki tespitlerden anlaşılacağı üzere, sanığın aksine davranışlarıyla, tam kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği olayda, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, eksik ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu mahkeme hakiminin takdirinde olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Dosya kapsamına göre tam kusurlu olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği görülmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Suç tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarı dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesinin uygulanabilmesi için netice ceza miktarının üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu ve sanık hakkında netice 13 ay 10 gün hapis cezasına hükmedildiği, sanığın UYAP sisteminden temin edilen sabıka kaydına göre sabıkasız olduğu ve yargılama sırasında hakkında olumsuz kanaat edinilmemiş olduğu gözetildiğinde, sanık hakkında erteleme müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Katılan Vekilinin Diğer Temyiz Sebepleri ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 18.02.2014 yerine hatalı şekilde 22.02.2014 tarihi olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
2. Hükmün tefhim edildiği oturumda, katılanlar vekiline söz verildikten sonra hazır bulunan sanıklar müdafiilerine diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesii birinci ve ikinci fıkralarına aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Yargılama sürecindeki diğer işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-1) ve (C-2) bentlerinde açıklanan nedenle … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2018/754 Esas, 2020/279 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.