Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10936 E. 2022/15079 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10936
KARAR NO : 2022/15079
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, … mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103 /4.f hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun, reddedilmiş sayılması nedeniyle, iş bu davalı kurum red kararının iptali ve ayrıca müvekkil şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talibini içeren 27/07/2017 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespiti hususlarında karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı kurum üzerinde bıkılmasını talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevabında özetle; davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 4447 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10 madde kapsamında prim teşvikinden yararlanma talebinin hukuka uygun olup olmadığına yöneliktir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 81 ve 4447 sayılı Yasa’nın geçici 10. maddesi gereği aynı anda işveren yararına düzenlenmiş birden fazla prim teşviki hakkı bulunduğunda işverenin bunlardan hangisini tercih etme noktasında hakkı bulunup bulunmadığı bu konuda yapılan tercihin daha sonra değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasındadır. Davacı bu konuda kuruma başvurmuş, talep cevap verilmeyerek zımnen reddedilmiştir. Davacı hazine yardımı %5 prim indiriminden yararlandığını belirtmektedir. Sonradan davaya konu 27/07/2017 tarihli dilekçe ile bu hazine teşvikinden değil 4447 sayılı Yasa’nın 10. maddesi kapsamında getirilen ve işsizliğin azaltılmasını amaçlayan, işveren için daha avantajlı olan teşvikten yararlanmak istediğini belirtmiştir. Kurumun dosyada bulunan 2015/10 sayılı genelgesinde birden fazla prim teşvikinden yararlanma hakkı bulunan işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden kuruma bildirebilecekleri buna göre işverence yapılan bildirimden sonra yeni bir talep ile yararlanılan sigorta primi teşvikinin değiştirilmesinin istendiğini bu genelgenin bu nedenle çıkartıldığını, bundan sonra işverence yapılan bu tercihten sonra geçmişe yönelik olarak bu tercihin değiştirilmesine yönelik taleplerin işleme alınmayacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Emsal … 5. İş Mahkemesi kararında açıklandığı gibi idareler yasa ile getirilen hakların ne şekilde kullanılacağına dair düzenleyici işlem yapabilirler ancak bu işlem ile yasanın getirdiği haklar ortadan kaldırılamaz. Davacının yararlanmak istediği 4447 sayılı Yasanın geçici 10. Maddesine göre ilgili maddede yazılı koşulları taşıyan ve bildirimi buna göre yapılan işçileri için 5510 sayılı Yasa’nın 81. maddesinde sayılan ve 82. maddesi uyarınca belirlenen … üzerinden hesaplanan primlerin işveren hisselerine ait tutarı işe alındıkları tarihten itibaren işsizlik sigortası konumundan karşılanır. Aynı yasanın geçici 10/9. fıkrasında da bu madde ile sağlanan destek konusudur. 5510 sayılı Yasa’nın 81/1-ı bendi uygulandıktan sonra kalan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait oranı üzerinden bu maddelere yapılan esaslar dikkate alınarak uygulanır denmiş, ve son fıkrasında da uygulamaya ilişkin usul ve esasların bakanlık tarafından belirleneceği açıklanmıştır. Sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 103/4 -f maddesinde ise daha önce kuruma belge türü ve kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydı ile ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen belgelere idari para cezası uygulanmaz şeklindedir. Anılan madde de işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri konusunda yasaya uygun düzenleme yapılmıştır. Kurumun iç genelgesinde de işverenin işçilerinden birden fazla kanuna tabi teşvikten yararlanma durumu söz konusu ise işverenin bu konuda tercih hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı işveren dava konusu ettiği dönem ve aylar için 5510 sayılı Yasa’nın 81/1-ı maddesi kapsamında hazine yardımından yararlanacak şekilde işlemleri tamamlamış ancak sonradan 4447 sayılı Yasa’nın geçici 10. maddesinde yazılı teşvikten yararlanmak istediğini ilk başta yaptığı tercihi bu şekilde değiştirdiğini belirterek kuruma başvurmuş ise de kurum cevap vermemiş ve zımnen isteği reddetmiştir. Dosyada bulunan 18.03.2015 tarih 2015/10 sayılı genelgede bu tip taleplerin dikkate alınmayacağı belirtilmekte ise de genelge ile yasada ve yönetmelikte getirilen hakkın ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Davacı açıkça yasada öngörülen bir hakkı kullanma talebinde bulunmuş, kurum ise talebi değerlendirmemiştir. Davacının başvurusunun kurum tarafından işleme alınması gerekir. En azından kurumun davacının belgelerini değerlendirmesi teşvik koşullarını taşıyıp taşımadığını saptaması sonuç itibari ile işveren başvurusunu değerlendirmesi zorunludur. Buna göre davacının talebi haklı bulunmuş, kurumun red işleminin hatalı olduğu anlaşılmış, davacının 4447 sayılı Yasa’nın geçici 10. maddesi kapsamındaki talebinin hukuka uygun olduğunun tespiti gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davanın kabulü ile,
1-a) Davacının … sicil sayılı işyeri için 6111 sayılı kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddesindeki sigorta pirim teşvikinden yararlanmaya yönelik 27/07/2017 tarih … numaralı başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine,
b-)Aksine davalı kurum işleminin iptaline dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, davacının 5510 Kanun numarası seçerek prim teşvikinden yararlanmak için süresi içerisinde aylık prim ve hizmet belgesini verdiği noktasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Geçici Madde 10’da prim teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin “çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde … Kurumuna vermesi” koşulu bulunmakta olup teşvik yanlış seçilmiş olsa dahi aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma gönderen işverenlerin, prim teşvik maddesini yanlış seçtikleri gerekçesiyle 4447 sayılı Kanun’un Geçici Madde 10/5 fıkrası kapsamında bildirgeyi vermiş sayılmayacakları iddiası da hukuki dayanaktan yoksundur.
Anılan dönemde, 27/03/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17. maddenin 4. fıkrası ile bu konuda kurumun işlem yapacağı ve mahkemelerce açılmış davaların konusuz kalmasına karar verileceği hükme bağlanmışsa da anılan hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden artık davanın konusuz kalmasına karar verilemeyeceği işin esasının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;
1)Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bu nedenlerle kabule dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında … Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanakların yeniden irdelenmesi, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususlarının araştırılması ve davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kaldırılarak, ilk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.