YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10950
KARAR NO : 2022/15238
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15/11/1992 tarihinden, 1995 yılına kadar davalıların murisi …’a ait işyerinde çalıştığını, 15/11/1992 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin varlığına rağmen kurum tarafından sigortalılık başlangıç tarihinin 1995 olarak kabul edildiğini, durumun izahı için kuruma başvuru yapılmasına karşın bir netice alamadıklarını, davacının 15/11/1992 tarihinde çalışmaya başladığına dair iş giriş bildirgesi ve sigorta sicil kartının iddialarını doğruladığını belirterek, davacının belirtilen işyerinde 15/11/1992 – 1995 tarihleri arası fiilen çalıştığının tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 15/11/1992 tarihi olduğunun tespitini talep ve dava etmiş, davacı vekili 28/09/2017 tarihli duruşmada, hizmet tespiti ile ilgili davayı atiye bıraktıklarını, sadece sigortalılık başlangıcının tespiti istediklerini belirtmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurumun yasa gereği feri müdahil olduğunu, davanın haksız olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişler, duruşmalara katılmamışlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“…Dosya kapsamından … sicil no’lu iş yerinin davalı …’a ait … malzemeleri satış iş yerine ait olduğu, davacının elektrik malzemeleri satış iş yerinde çalışmadığını beyan ettiği, davalı iş yerine ait … sicil no’lu hükûmet binası tamir işinin 05/07/1988 – 20/08/1988 arası kanun kapsamında olduğu, davacının 15/11/1992 tarihinde …’a ait … isimli … sicil no’lu iş yerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin 14/12/1992 tarihinde kuruma verilmiş ise de, davalıya ait elektrik malzemeleri satış iş yerinde çalışmadığını beyan etmesi, dinlenen komşu iş yeri tanıklarının davacının çalışmasına ilişkin bilgilerinin bulunmaması nedeniyle davacının fiilen çalıştığına ilişkin kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanaat oluşmadığından davalı iş yerinde 15/11/1992 tarihinde 1 gün süreyle sigortalı olarak çalıştığı ve sigortalılık başlangıç tarihinin 15/11/1992 olduğunun tespiti talebinin reddine; davacının 15/11/1992-1995 tarihleri arasındaki dönem için hizmet tespitine ilişkin talebini âtiye bırakmış olduğundan karar verilmesine yer olmadığı…” gerekçesiyle, “ Davacının …’a ait iş yerinde 15/11/1992 tarihinde 1 gün süreyle sigortalı olarak çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 15/11/1992 olduğunun tespiti talebinin reddine,davacının 15/11/1992 – 1995 tarihleri arasındaki dönem için hizmet tespitine ilişkin talebini atiye bırakmış olduğundan karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait devlet hastanesi inşaat işinde ve emniyet binası inşaat çalıştığını, 15/11/1992 tarihinde 1 gün süreyle sigortalı olarak çalıştığının kabulü gerektiğini, bu durumun tüm tanık beyanları ve resmi belgelerle ispatlandığını, davanın kabulü gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekilinin istinaf başvurusu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun olup sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E. – 2011/366 K. sayılı, 21.09.2011 günlü ve 2011/527 E. – 2011/552 K. sayılı ilamları gözetildiğinde, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir.
Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır.
Somut olayda;işe giriş bildirgesinin verildiği … sicil no’lu iş yerinin davalı …’a ait … malzemeleri satış iş yerine ait olduğu, davacının elektrik malzemeleri satış iş yerinde çalışmadığını beyan ettiği, davalı iş yerine ait … sicil no’lu hükumet binası tamir işinin 05/07/1988 – 20/08/1988 arası kanun kapsamında olduğu, davacının 15/11/1992 tarihinde …’a ait … isimli … sicil no’lu iş yerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesi 14/12/1992 tarihinde kuruma verilmiş ise de, davacının davalıya ait elektrik malzemeleri satış iş yerinde çalışmadığını beyan etmesi, dinlenen komşu iş yeri tanıklarının davacının çalışmasına ilişkin bilgilerinin bulunmaması nedeniyle davacının fiilen çalıştığına ilişkin kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanaat oluşmadığından davanın sigortalılık başlangıç tarihinin 15/11/1992 olduğunun tespiti talebi yönünden reddine karar verilmiş ise de karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı adına 15/11/1992 tarihli işe giriş bildirgesi verilen …’a ait … bina inşaatı işine ilişkin … sicil no’lu iş yerinde davacının kimlerle çalıştığı,ustabaşının kim olduğu davacıya açıklattırılmalı, varsa bu kişilerin Kurumdan sigorta sicil dosyaları da celbedilmek suretiyle tanık olarak bilgilerine başvurulmalı,eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,30/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.