YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8586
KARAR NO : 2022/15070
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :
Asıl ve birleşen davalar, … sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin 28.10.2018 tarihi olarak tespiti ve 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının askeri öğrenci olarak TSK bünyesinde … sayılı Kanuna tabi olarak muvazzaf … (…) olarak (T.C. … Sandığı Sicil Numarası: …) çalıştığını ve 17.10.2012 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istifa sonrası özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, (SSK sicil no:…) ve hala da bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, davacının 4/a ve 4/c statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti için Bağcılar … Kurumu’na dilekçe verdiğini, Bağcılar … Merkezi tarafından 11.6.2018 tarihli 20127946/324864 sayılı yazısı ile davacının 51 yaşını doldurduğunda … olabileceğini bildirdiğini, davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamımın sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğini, hizmet başlangıç tarihinin 15.9.1991 olduğunu, 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geri çekilmesi gerektiğini, geri çekildiği zaman hizmet başlangıç tarihinin 31.5.1987 olacağını, bu hizmet başlangıç tarihine göre davacının emeklilik yaşanın 50 yaş olacağını, 50 yaşını doldurduğu tarihin ise 12.2.2013 olacağını, bu tarihten de fiili hizmet zammı süresinin tamamı kadar indirim yapılması gerektiğini, 12.2.2023 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 gün düşüldüğü zaman davacının emeklilik tarihinin 28.10.2018 olacağını belirterek, davacının hak etmiş olduğu 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusunun yapılacağı tarihin) 28.10.2018 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen … 2. İş Mahkemesi’nin 2018/420 esas sayılı dosyası 13.12.2018 harç tarihli dava dilekçesinde: Asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla davacının emeklilik başvurusu yapacağı tarihin 28.10.2018’de dolmuş olması sebebiyle kurumun emeklilik aylığı bağlaması talebiyle başvurulan 13.11.2018 tarihini takip eden 1.12.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan ve esastan reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacı 12.2.1973 doğumlu olup 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammı yaşı geriye götürdüğünde doğum tarihinin 27.10.1968 olarak kabulü ve buna göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulunun değerlendirilmesi gerektiği görüşü ortaya çıkmaktadır.
Yine aynı görüşe itibar edildiği takdirde hizmet başlangıcı 15.9.1991 olan davacının 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammı bu tarihi geriye çektiğinde hizmet başlangıcı 30.5.1987 olacaktır.
Yaşlılık aylığı koşulları bakımından ise 25 yıl 50 yaş ve 5375 koşullarının gerçekleşmesi gerekecektir. Davacının 30.5.1987 tarihi başlangıç olarak kabul edildiğinde 25 yıllık sigortalılık süresi 30.5.2012 tarihinde dolmuş olacağından bu koşul yerine gelmiş olacaktır.
Yaş koşulu bakımından ise 27.10.1968 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapıldığında 50 yaşını 27.10.2018 tarihinde dolduracak ve böylece bu tarihten itibaren yaşlılık aylığına müracaat hakkı bulunacaktır.
Birleşen davada davacının 13.11.2018 tarihinde yaşlılık tahsis talebinde bulunduğu dikkate alınırsa bu tarihten itibaren toplam prim ödeme gün sayısı 11186 gün olduğu nazara alındığında yukarıda belirlendiği gibi gün sayısı bakımından da yaşlılık aylığına hak kazanabilecektir.
Diğer taraftan davacının T.C. … Sandığından sonra toplam prim ödeme gün sayısı 2021 gün olmakla hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa doğrultusunda 1260 gün prim ödeme gün şartını gerçekleştirmiş olduğundan başvuru tarihi olan 13.11.2018 tarihini takip eden 1.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı sabit olmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davanın kabulü ile; 1-Davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesinin tespitine, 2-Birleştirilen dosya talebinin kabulü ile, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin başvuru tarihini takip eden 01/12/2018 olarak tespiti ile aylıkların bu tarihten itibaren ödenmesinin tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 12.02.1973 doğumlu davacı …’un 15.09.1991 – 14.09.1995 (4 yıl ) ve 15.09.1995-14.11.2012 (17 yıl 2 ay) olmak üzere toplam 18 yıl 2 ay 4/1-c bendi kapsamında hizmeti ve 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu,
20/06/2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin, 15/02/1988-30/05/2018 arası 1871 gün 4a, 9125 gün 4c olmak üzere toplam … prim gün sayısının bulunduğu, 25 yıl, 52 yaş ve 5525 gün şartlarına tabi olduğu, yaşının 12/02/2025 tarihinde dolduğu ve işten çıkışı bulunmadığı açıklamasıyla reddedildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları belirlenirken, 23.05.2002 tarihi itibarıyla hesaplanacak sigortalılık süresine fiili hizmet zammı süresinin tamamının mı, 23.05.2002 tarihine kadarki hizmeti ile orantılı kısmının mı eklenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacının 23.05.2002 tarihine kadar 4 yıl …, 6 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve bu süreyle orantılı olarak (1 yıl 8 ay 2 gün) fiili hizmet süresi zammı bulunduğu, 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 12 yıl 4 ay 10 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 81.maddesinin B bendinin (ı) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı,
52 yaşını 12/02/2025 tarihinde dolduracağı, … sayılı Kanun’un 205/son ve 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre, 27/10/2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlayacak olup 20/06/2018 tarihli ilk tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, ancak 13/11/2018 tarihli tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi yerinde ise de hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde ” 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesine” karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi; Kurumun, davacının yaşlılık aylığına hak kazanması için 52 yaşını doldurması gerektiğini savunarak fiili hizmet süresi zammını yaştan düşmeme biçimindeki işlemi de 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesi karşısında hukuka uygun değildir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesi gereğince Geçici 81. maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesinde, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesi gereğince Geçici 81. maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … 2. İş Mahkemesi’nin 14/05/2019 tarihli, 2018/246 Esas – 2019/175 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesi gereğince Geçici 81. maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin Reddine,
Birleşen davanın kabulü ile davacının başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01/12/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylıkların bu tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin Tespitine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, aslen kendisi hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ve fiili hizmet zammı süresinin davalı Kurum işlemlerinin aksine uygulanması ile yaşlılık aylığı yönünden müstahak olduğunu belirterek, asıl ve birleşen davalarının kabulü yerine yazılı şekilde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili ise, esasen davalı kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının hem asıl davada hem de birleşen davada taleplerinin mümkün olmadığını belirterek her iki davasının da reddi gerektiğini belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Asıl davada davacı, … sayılı Yasa kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, kendisine yaşlılık aylığı talebinde bulunabileceği tarihin 28.10.2018 tarihi olarak tespitini, birleşen davada ise 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, … sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve … sayılı Yasadaki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
… sayılı Yasanın 10. kısmında (31. ila 34. maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38. maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
… sayılı Yasanın 31. maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32. maddesinde; İştirakçilerin, … sayılı Yasa kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, … … ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34. maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; … sayılı Yasanın geçici 205. maddesinde de, 32’inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
… sayılı Yasada düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35. maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36. maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Yasanın ek 5. maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesinde de “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60. ve Geçici 81’inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Yasa ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Yasanın “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı … Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri … Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı … ve diğer bağımsız çalışanlar … Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar … Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, … sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı … Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı … Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli … kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının … sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, … sayılı Yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve … aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, … sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve … ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, … sayılı Yasanın 32. vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, … sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan …, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan … hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Buna göre; 13.11.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Yasa kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Yasanın 60 ve geçici 81. maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez … Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 28 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11044 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 12.02.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 12.02.2026 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının her iki davasındaki talepleri de gözetilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.