YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12011
KARAR NO : 2023/188
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul, kısmen reddi
Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Hendek ilçesi, Kahraman mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1973 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescil istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, dava konusu taşınmazın kamunun menfaatine bırakılmış yerlerden olduğu, umumun faydalanmasına açık olduğu, bu nedenle kişiler adına tescilinin mümkün olmadığı, bir an için taşınmazın zilyetlikle özel mülkiyete konu teşkil edecek biçimde iktisabının mümkün olduğu kabul edilse dahi davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2013/204 Esas, 2015/367 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.03.2015 tarihli teknik krokide (A2) harfi ile gösterilen 6.683,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
Hüküm, Yargıtay (Kapatılan 20. Hukuk) Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve 2016/7795 Esas, 2018/2070 Karar sayılı kararıyla “6360 sayılı yasa uyarınca Sakarya Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve kabule göre de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkinin giderilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 12.02.2019 tarihli ve 2018/193 Esas, 2019/71 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 1973 yılında kadastro çalışması yapıldığı, davaya konu taşınmazın aynı tarihte tescil dışı bırakıldığı, dava konusu taşınmazın A2 ile gösterilen kısmının en az 25-30 yıl davacı tarafından kullanıldığı ve böylece davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,10.03.2015 tarihli teknik krokide (A2) harfi ile gösterilen 6.683,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, Mahkemece teknik krokide (A2) harfi ile gösterilen bölüme yönelik verilen kabul kararının doğru olduğu; ancak reddine karar verilen (A1) bölümünün de orman niteliği taşımadığı ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiğini, bu bölüm bakımından da davanın kabulüne karar verilmesini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, Mahkemece kabul edilen (A2) bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, bu bölüm üzerinde davacı tarafın zilyetliğinin bulunmadığını, taşınmazın evvelinin orman niteliği taşıdığını, bu bölüm yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. “
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ve 17. maddesi, “–Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14’üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının temyizinin, hakkında davanın reddine dair hüküm kurulan 10.03.2015 tarihli teknik krokide (A1) bölümüne ilişkin olduğu, ancak bu bölüm yönünden Mahkemenin önceki 15.09.2015 tarihli ve 2013/204 Esas, 2015/367 Karar sayılı kararı ile sözü edilen taşınmaz bölümü yönünden davacının davasının reddine karar verildiği ve iş bu kararın davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği, böylece kesinleşen hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davacının temyiz inceleme isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
3.Davalı Hazinenin temyizinin, hakkında davanın kabulüne dair hüküm kurulan 10.03.2015 tarihli teknik krokide (A2) bölümüne ilişkin olduğu, bu bölümün orman tahdit sınırları dışında kaldığı sabit olmakla beraber 1958 ve 1981 tarihli memleket haritasında da orman olarak gözükmediği, böylece temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup, davalı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Yukarıda (V.C.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davacı vekilinin temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
Peşin yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine,
Yukarıda (V.C.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin (j) bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Tarafların HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,23.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.