YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1312
KARAR NO : 2023/762
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/977 E., 2020/1376 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2019/40 Esas, 2019/139 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2019/977 Esas, 2020/1376 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.12.2021 tarih ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının sanığa ait olmadığına, ByLock tespit edilen numaraların kullanıcısının sanık olmadığına, iddiaların soyut olduğuna, örgütsel amaçla Bank Asyaya para yatırılmadığına, Bank Asyaya yönelik düzenlenen protestolara sanığın katılma sebebinin iş başvurusunun kabul edilmesi umudu ile olduğuna, örgüt ile iltisaklı kurumda çalışmasının delil kabul edilemeyeceğine ve çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, müvekkili hakkında fiziki takip kararı bulunmadığına, fiziki takip görüntülerinde de sanığın örgütsel eyleminin tespit edilmediğine, duruşmada dinlenilmeyen tanıkların beyanlarının gerekçeye esas alınamayacağına, diğer tanıkların beyanlarının da soyut iddia olduğuna, sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın bozulmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
2.Sanığın temyiz istemleri özetle; ByLock delilin hukuka aykırı şekilde elde edildiğine, ByLock isimli programı kullanmadığına, örgütsel amaçla Bank …’ya para yatırılmadığına, Bankasyaya yönelik düzenlenen protestolara katılma sebebinin iş başvurusunun kabul edilmesi umudu ile olduğuna, örgüt ile iltisaklı kurumda çalışmasının delil kabul edilemeyeceğine ve çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, fiziki takip delilin hukuka aykırı olduğuna ve söz konusu yurda iş başvurusu için gittiğine, örgütsel amacının bulunmadığına, duruşmada dinlenilmeyen tanıkların soruşturma beyanlarının gerekçeye esas alınamayacağına, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerekçesiz şekilde hakkında mahkumiyet kararı verildiğine, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer almadığına, hakkında beraat kararı verilmesine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kriptolu iletişim ağı ByLock isimli programı ağını birden fazla GSM hattı üzerinde yıllar içerisine kullandığı, Bank … isimli örgüte finans sağlayan bankaya talimat tarihleri itibariyle para yatırmak suretiyle örgütsel refleks ile hareket ettiği, 10-15 Aralık 2014 tarihleri arasında Adliye önünde düzenlenen protesto gösterilerine 04.02.2015 tarihinde Bank … önünde düzenlenen protesto gösterilerine katıldığı, sanığın 2014 yılı içerisinde yapıya müzahir … Özel Eğitim A.Ş. bünyesinde çalıştığı, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca usulüne uygun teknik takip kararına istinaden haklarına FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından soruşturma yürütülen şahıslar ile Eskişehir ilinde bulunan Dursun Fakı Apartta görüntülerinin tespit edildiği, sanığın Eskişehir ili yapılanmasında aktif bir görevde bulunduğu, yine sanık hakkında tanıklar ….’nin ayrı ayrı beyanlarının bulunduğu, sanığın üzerine atılı eylemlerde örgütsel çeşitlilik ve yoğunluk gösteren birden fazla faaliyetin bulunduğu anlaşılmakla sanık Sanık …’ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında “11.10.2016” yerine “14.11.2018” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir.
Sanık ve müdafiinin sanık hakkında teknik takip kararının bulunmadığına ve teknik takip görüntülerinde de sanığın örgütsel eyleminin tespit edilmediğine ilişkin temyiz talebinin değerlendirilmesinde; dosya içerisinde ve UYAP’ta yapılan kontrolde Ceza Muhakemesi Kanunu 140. maddesi kapsamında usulüne uygun olarak düzenlenmiş teknik araçlarla izleme kararının bulunmadığı, usulüne uygun teknik araçlarla izleme kararı bulunsa dahi sanığın örgütsel faaliyet kapsamında yanındaki kişilerle görüştüğünün anlaşılmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın 109266 ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı ve örgütsel içerikli birçok konuşma yaptığı anlaşılmıştır.
3- BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlendiği gözeltildiğinde; sanığın örgüt liderinin talimatı üzerine Bankasya’da hesap açtırarak bakiyesini sürekli olarak arttırdığı ve katılım hesapları açtırmaya devam ettiği anlaşılmıştır.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt üyeleri tarafından gizlilik çerçevesinde görüşmeyi sağlayan ByLock isimli haberleşme programını kullanan, örgüt liderinin çağrısına uygun olarak Bank Asyada hesap açan, Zaman gazetesinin kapatılmasına ve Bank Asyaya yönelik düzenlenen protestolara katılan, tanık beyanlarına göre “Sercan” kod adı ile örgüt adına lise öğrencilerini askeri okullara hazırlayıp yönlendiren, örgüt içerisinde muhasebecilik, lise mesullüğü gibi çeşitli görevlerde bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6-7 nci maddeleri gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesinin dışında sanık ve müdafiiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2019/977 Esas, 2020/1376 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği hüküm fıkrasındaki “TCK’nın 58/9 uncu maddesi delaletiyle TCK’nın 58/6, 7 nci maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, TCK’nın 58/6, 7 nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108/4 üncü maddesi gereğince” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 58/9 uncu maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.