Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2018/7096 E. 2023/554 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7096
KARAR NO : 2023/554
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli ve 2013/687 Esas, 2014/326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2…. 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli ve 2013/687 Esas, 2014/326 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.04.2016 tarihli ve 2015/3116 Esas, 2016/5475 Karar sayılı kararı ile ” 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli sınırlar dahilinde yer alıp aynı zamanda üzerinde bulunan yapı … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 01.06.1990 gün, 581 sayılı kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili, … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, 239 ada 27 parsel üzerindeki binanın yıkıldığının tespit edildiği, ilgili tescil kararının tebliğ veya ilanına ilişkin belgeler dosyaya getirilememiş ise de, 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler dikkate alındığında böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, keza dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın hisseli olarak dava dışı … ve … isimli şahıslara ait olduğu ve tapu kaydının beyanlar hanesine 28.06.1990 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olduğu hususunda şerh konulduğu, şerh tarihinden sonra da malikler tarafından tapuda işlemler yapıldığı, tapu kaydı dikkate alındığında, sanığın, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir hak ve tasarruf yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla; öncelikle, tapu malikleri … ve … isimli şahısların dava konusu eylemlerle ilgili olarak beyanları alınıp, ilgili Belediye ve Koruma Kurul’undan tescilli kültür varlığına ait belgeler ve fotoğraflar dosyaya getirtilerek, kültür varlığı vasfındaki taşınmazın hangi tarihte ve kim tarafından yıktırıldığı hususu açıklığa kavuşturulup, bu vasfını bildiği halde tescilli kültür varlığına dava zamanaşımı süresi içerisinde sanık tarafından zarar verildiğinin anlaşılması halinde başka her hangi bir husus araştırılmaksızın sanığın 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, eylemin sanık dışında üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti durumunda ise bu şahıs hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç ihbarında bulunulması gerekirken, 2863 sayılı Kanunda 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere yanlış anlam yüklenip, eksik araştırmaya dayalı olarak, sanığın beraatine dair yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3…. 9. Ceza Mahkemesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2016/466 Esas, 2018/400 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine,

3.Diğer temyiz sebeplerine,

ilişkindir.

III. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.03.2014 tarihli savunma olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 12.03.2022 tarihinde gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 9. Ceza Mahkemesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2016/466 Esas, 2018/400 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.