Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9822 E. 2023/861 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9822
KARAR NO : 2023/861
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkmesi

Davacı hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 15.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında 2007 yılında soruşturma başlatıldığı, 2010 yılında gözaltına alınmış olduğunu, soruşturma neticesinde kovuşturmaya başlanılmış olup yargılamanın halen devam ettiğini, 9 yıl boyunca tutuklu tutuksuz yargılamasının devam ettiğini, 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (d) bendi gereği kanuna uygun tutuklandığı halde makul sürede yargılama merci huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hüküm verilmeyen kişilere tazminat verilebileceği bu nedenle müvekkilinin uzun süre tutuklu tutuksuz yargılaması ile halen yargılanıyor olması açık bir yasa ihlali olduğu, makul sürede yargılanmama nedeniyle tazminat talep etme hakkının olduğunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinine aykırı olduğunu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu, yerel mahkemenin etkili bir kovuşturma yapmadığını, müvekkilinin çalışamadığını, yargılama nedeniyle avukat ücreti ödediğini, 5271 sayılı Kanun 141 maddesinin d ve a bendi gereği 20.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 08.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında aynı sebeple tazminat davası açılıp açılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davacı hakkında henüz bir karar verilmediği, tazminat davası açılması için davacının beraat ya da takipsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesindeki şartların oluşmadığını, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, süresinde açılmadığını, davacı vekilinin tazminat davası açması için özel vekaletnamesinin olması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, faiz ve faiz tarihinin yasal olmadığını açıklanan nedenlerle tazminat talebinin reddi gerektiği, dava kabul edilecek ise de rücu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, öne sürmüştür.

3. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/456 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararı ile; davacının nerede oturduğunun tespit edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

4…. 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/456 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.04.2022 tarihli ve 2020/11673 Esas, 2022/2762 Karar sayılı kararı ile; davacının … bu dosya yargılaması sırasında ve davanın reddi kararı verildiği aşamada … Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu ve nedenle davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

5…. 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2022 tarihli ve 2022/240 Esas, 2022/303 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davacının makul sürede yargılandığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 30.11.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi;
Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yasa ve yöntem ile uluslararası sözleşmelere AİHM içtihatlarına aykırı olduğuna, yargılama süresinin uzun olduğuna, makul olmadığına, davanın basit olduğuna, yargılamanın uzamasına müvekkilinin neden olmadığına, talep gereği söz konusu kararın kesinleşmesine gerek olmadığı gibi müvekkilinin beraat etmesinin de gerekli olmadığına, 5271 sayılı Kanun’un 141 nci maddesinin (d) bendi gereği yargılamanın haksızlığı için tutuklu tutuksuz ayrımı yapılmadığı gibi yerel mahkeme temyiz aşamasındaki süre ayrımının yapılmaması gerektiği, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre açık bir ihlal olduğuna, tazminata esas dosyada etkili soruşturma ve kovuşturma yapılmadığına, tüm bunlara rağmen davasının reddedilmesi nedeniyle mahkeme masraflarına ve vekalet ücreti ödemeye mahkum edildiğine, bu durumun müvekkilinin mahkemeye erişim hakkı ihlali, adil yargılanma ilkesine aykırılık ihlali niteliğinde olduğundan davanın kabulü gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/19 Esas – 2012/609 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı, bu dosya nedeni ile davacının gözaltında ya da tutuklu kalmadığı, yapılan yargılama sonunda 21.05.2012 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet kararının da temyiz incelemesinden geçerek 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, mükerrer dava açılmadığı, bozma ilamına uyarak davacının işbu dava ile 5271 sayılı Kanun’un 141 nci maddesinin 1 nci fıkrasının d bendi gereğince (Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen) tazminat talep ettiği, ancak davacının gözaltı ve tutuklulukta kalmadığı, kaldı ki yargılamanın kısa süre içerisinde bitirildiği, davacının makul sürede yargılandığı kanaatine varıldığını, somut olayda tazminat isteminin koşullarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/19 Esas – 2012/609 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı, bu dosya nedeni ile davacının gözaltında ya da tutuklu kalmadığı, yapılan yargılama sonunda 21.05.2012 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet kararının da temyiz incelemesinden geçerek 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve Kanun’da öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacının uzun yargılama ve makul sürede yargılanmama nedeniyle tazminat talebine ilişkin söz konusu davada, davacı sanığın tazminata esas dosyada dava tarihinin 07.06.2010 olduğu, şikayet tarihinin 25.05.2010 olduğu, iddianamenin 23.12.2010 tarihinde düzenlendiği, mahkemenin 21.05.2012 tarihinde davacı sanığa 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay incelemesi ile söz konusu mahkumiyetin 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesi uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteyebilecekler tek tek sayılmış ve suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan, tutukluluğunun devamına karar verilen, kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan, kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişilerin tazminat isteyebileceği belirtilmiş, yargılamanın makul sürede tamamlandığı, davacının ise … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2015 tarihli cevabında da belirtildiği üzere; gözaltında ve tutuklu kalmadığı, yapılan yargılama ile de mahkumiyetine karar verildiği anlaşıldığından koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteyemeyeceği nazara alınarak; davanın reddine dair mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenle … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2022 tarihli ve 2022/240 Esas, 2022/303 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.