YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15574
KARAR NO : 2023/469
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli … istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/283 Esas, 2022/127 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli … istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/2341 Esas, 2022/1562 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulup re’sen de istinafa tabi hükme yönelik sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Mağdura yönelik defalarca istismar eyleminde bulunulması ve mağdurun yaşının on beşten küçük olması nedeniyle alt sınırdan hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, sanığın pişmanlık emaresi göstermemesine rağmen takdiri indirim yapılmasının hatalı olduğuna ve zincirleme suç artırımının alt sınırdan yapılmasının isabetli olmadığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığa üst sınırdan ceza verilerek takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması ve lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafiin Temyiz Sebepleri
İddiaya konu olayın üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra şikayetçi olunduğuna, mağdurun babasının sanığı dövmesinden dolayı sanığın 06.10.2021 günü müracaatı sonrasında ve sanık ile mağdurun babası arasındaki bu husumet nedeniyle 12.10.2021 günü de sanığa iftira atılarak istismar iddiasında bulunulduğuna, dosya arasındaki video kaydında istismar görüntüsü olmadığına, istismar iddiasının uzunca bir süre gizlenmesinin tek nedeninin duyulmasının istenmemesi olarak gösterilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, mağdurun sanığın ahırına büyük abdestini yapmak şeklindeki hareketini ispatlamak için kamera görüntüsü aldığına, olay yeri olarak gösterilen yerin mağdurun evine 50 metre mesafede olduğu ve video kaydına göre de ahır kapısının açık olduğuna, dolayısıyla olay yerinin görülebildiğine, böyle bir yerde istismar olayının gerçekleştirilemeyeceğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya içerisindeki cd ve cd inceleme tutanağı, mağdurun annesi ile babası olan katılanların beyanlarının, mağdurun beyanını destekler nitelikte olduğu, mağdurun yaşı itibarıyla sanığa iftira atacak durumda olmadığı, mağdur ile sanık arasında bir husumet bulunmadığı, suç tarihinde on üç yaşında olan mağdurun ailesinin olayı bir süre gizlemiş olmalarının olayın duyulmasını istedikleri için haklı bir nedenden kaynaklandığı, mağdurun anlatımlarının durumu çevresine maruz gösterme düşüncesi taşımadığı, sanığın da dosya arasında bulunan videoyu kendisinin kayda aldığını ikrar ettiği, suçtan kurtulmaya yönelik savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağduru şikayet tarihinden yaklaşık bir yıl önce torbalara saman doldurmak için samanlığa çağırdığı, sanık ile mağdur samanlıkta yalnızken sanığın kapıyı kilitlediği ve ardından orada bulunan yabayı mağdurun boğazına dayayıp pantolonunu indirdiği, sanığın kendi pantolonunu da indirdikten sonra ikisi de ayaktayken mağdurun anüsüne … organını soktuğu, sanığın benzer istismar eylemlerini farklı tarihlerde organ sokmak suretiyle tekrarladığı ve bu eylemleri gerçekleştirebilmek için mağduru tehdit ettiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiin Temyiz Sebepleri Yönünden
Mağdurun … izlem merkezinde verdiği ifadesi ile annesi ve babası olan katılanların aşamalardaki beyanlarının birbirleriyle uyumlu olması, sanık tarafından çekilen video kaydında mağdurun üst tarafındaki giysilerinde çıkarılmış vaziyetteki görüntüsü, katılan …’in aşamalarda 05.05.2021 günü mağdura ait müstehcen içerikli video kaydının sanık tarafından kendisine gönderilmesinin hemen ardından sanığın kendisini arayıp “Whatsapp üzerinden gereksiz videolar gelmiş, onu siler misin?” şeklinde konuştuğuna, yine 05.05.2021 gününden yaklaşık bir hafta sonra sanığın “… abi sen yanlış anlamışsın, … bana teklif etti, ancak ben yapmadım.” diyerek kendisini savunduğuna yönelik beyanları, sanığın mağdurun abisi olan tanık S.G’nin yanında mağdura “Anlatayım mı?” şeklinde baskı kurduğu iddiasının adı geçen tanık tarafından doğrulanması, mağdurun ifadesinde geçtiği üzere sanığın babası tarafından sürekli şehir dışına gönderilmesi ve katılan …’in şikayetçi olunması halinde mağdurun psikolojisinin bozulacağını düşünmesi nedeniyle şikayetçi olunmadığı; ancak sanığın mağdur ve abisi olan tanık S.G ile 06.10.2021 günü karşılaşmasının ardından yaşanan darp olayı üzerine katılan …’in şikayetçi olmaya karar vermesi doğrultusunda gelişen intikale giden sürecin makul karşılanabilecek bir doğal akış içermesi, bu doğal akış karşısında, katılan … ile arasında 06.10.2021 günü yaşandığını belirttiği darp olayından kaynaklanan husumetten dolayı kendisine iftira atıldığına ilişkin sanık savunmasına itibar edilemeyeceği, sanığın organ sokma eylemleri öncesinde samanlık kapısını kapatıp kilitlediğinin mağdur tarafından ifade edildiği gözetilerek, mağdurun evine 50 metre mesafede olan samanlığın bu evden görülebilmesi nedeniyle atılı suç bakımından uygun bir ortam olmadığına yönelen temyiz gerekçesinin sonuca etkili olmadığı nazara alındığında; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Katılanlar Vekili ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanığın eylemini, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde ve aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şekilde işlediği, mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında temel cezanın “16 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan artırımın aynı Kanun’un 3 üncü
maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde alt sınırdan tayin edilmesi, takdiri indirim maddesinin sadece sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları esas alınarak uygulanmasına karar verilmediği, ayrıca “Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri” gözetilerek uygulanması karşısında, ileri sürülen temyiz istemleri yönünden İlk Derece Mahkemesi hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve … Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, … ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/2341 Esas, 2022/1562 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erciş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.