YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/56
KARAR NO : 2023/648
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında 2019 yılında yapılan kadastro sırasında, 126 ada 2 parsel sayılı 1.067,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iki katlı kargir ev, yığma ev ve çay bahçesi vasfıyla davalı … adına tespit edilmiş ve davacıların yaptıkları itirazlar Kadastro Komisyonunca reddedilmiştir.
2. İtirazları kadasto komisyonu tarafından red edilen davacılar … ve arkadaşları vekili dava dilekçesiyle; çekişmeli 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi … oğlu …’a ait olduğunu, taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 2 katlı kargir ev ile (B) harfi ile gösterilen yığma ev ve çay bahçesi niteliğinde olduğunu, murisin A harfi ile gösterilen kargir evi 1973 yılında inşaa ettiğini ve evi 20.04.2006 tarihli zilyetlik belgesi ile …’a haricen hibe ettiğini, evin üzerine …’in kat yapmak suretiyle 2 katlı kargir ev haline getirdiğini, ayrıca murisin taşınmaz üzerine 2009 yılında (B) harfi ile gösterilen yığma evi inşaa ettiğini, zilyetlik belgesinin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, murisin vefatından 10 yıl önceye kadar tüm taşınmazlarını taksim ettiğini ancak dava konusu evi paylaşım dışı bıraktığını, murisin vefatından sonra ise diğer mirasçılar babadan intikal eden ve dava konusu evde oturmaya devam ettiklerini, zilyetliğin muris tarafından devredilmediğini ileri sürerek, 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespitinin iptali ile tespit edilen taşınmazda krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2 katlı kargir ev ve (B) harfi ile gösterilen yığma evin tapulamasının başka bir parsel numarası ile muris …’ın mirasçılık belgesine göre mirasçıları adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde; davaya konu evin yapımına 1972 yılında başlayan davalının o tarihlerde inşaatlarda çalışarak kazandığı parayı evin yapımında kullandığını, evin yaklaşık 9-10 yılda inşa edildiğini, nizalı evin yapımına davacıların ne maddi ne de fiili bir katkılarının olmadığını, davalının dava konusu evi tek başına yaptığını ve yıllarca çekişmesiz şekilde kullandığını, 20.04.2006 tarihli zilyetlik belgesinin de evin davalıya ait olduğunu gösterdiğini, tarafların murisi …’ın tüm mal varlığını 1992 yılında çocukları arasında paylaştırdığını, bu amaçla köyde bir ihtiyar heyeti kurulduğunu, murisin taksim yapılırken köy heyetine bu arazilerde üç çocuğunun evi olduğunu, bu nedenle de evlerin olduğu kısımların evin sahibi olan çocuklarına verilmesini, buna karşılık evi olmayan çocuklarına da biraz daha fazla mal verilmesini istediğini, oluşturulan heyetin de murisin bu istekleri doğrultusunda taksimi yaptığını, taksimin yapıldığı 1992 yılından bugüne kadar taşınmazların beş kardeş arasında taksime uygun şekilde nizasız olarak ve malik sıfatıyla kullanıldığını, muris …’a ölene kadar davalının baktığını, diğer kardeşlerinin babalarıyla hiç ilgilenmediklerini, davalının kıymet takdiri yaptırarak miras payları için davacılara para ödemeyi teklif ettiği şeklindeki iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, muris …’ın sağlığında dava konusu taşınmaz dışındaki taşınmazlarını çocuklarına paylaştırdığı, dava konusu iki katlı kargir ev ile yığma evin bulunduğu taşınmazı ise davalıya verdiği, evlerin taksim dışı bırakıldığı, çocuklarının taksimden sonra kendilerine verilen taşınmazları kullanmaya başladıkları, muris …’ın çocuklarından davacılar …. ve …’e düşen yerler üzerinde bu kişilerin evlerinin bulunduğu, muris …’ın, eşi vefat ettikten sonra 28 yıl davalı ile birlikte yaşadığı, murisin yatalak hasta olduğu, ihtiyaç ve bakımlarını davalı ile eşinin iyi bir şekilde karşıladığı, muris …’ın 20.04.2006 tarihli zilyetlik belgesini düzenleyerek davalıya taşınmazın zilyetliğini devrettiği, tarafların, dava konusu taşınmazdan dolayı belirli bir miktar karşılığında anlaşmaya veya anlaştırılmaya çalışılmasının ve murisin bağış ve zilyetliğin devrinden sonra davalı ile birlikte yaşamaya devam etmesinin yapılan bağış ve devri etkilemeyeceği, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın terekeye ait bir mal olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın komisyon tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, keşif sırasında dinlenen kişilerin beyanlarına göre davalı tarafından evin yapıldığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, tüm tanık beyanları değerlendirilmeden karar verildiğini, taşınmazdaki evi murisin yaptığını ancak evin tadilatı ve iyileştirmelerinin davalı tarafından yapıldığını, 20.06.2006 tarihli zilyetlik belgesinde murisin evleri davalıya bağışladığına yönelik herhangi bir beyan bulunmadığını, mahkemece zilyetlik belgesinin geçerli olup olmadığının irdelenmeden karar verildiğini, taraflar arasında zilyetlik belgesi düzenlenmiş ise de muris tarafından taşınmazın zilyetliğinin devredilmediğini, murisin vefat edene kadar taşınmazlarda zilyetliğini devam ettirdiğini, murisin vefatından sonra ise taşınmazlarda murisin tüm mirasçılarının kalmaya devam ettiğini, zilyetlik belgesinin gerçeğe aykırı bir düzenlenmiş belge olduğunu, murisin irade fesadına uğratılarak imzalamaya zorlatıldığını, murisin vefatından 10 yıl önceye kadar tüm taşınmazlarını taksim ettiğini ancak dava konusu evi paylaşım dışı bıraktığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda dava konusu evde davalı oğul ve muris babanın birlikte yaşıyor olmaları nedeniyle kısa elden teslimin gerçekleştiğinin kabulünün gerekmesine, zilyetlik belgesi olarak düzenlenen 20.04.2006 tarihli belgenin altındaki imzanın murise ait olmadığına yönelik herhangi bir iddianın ileri sürülmemiş olmasına, senet tanıklarının da beyanlarında gerek senetteki imzayı gerekse de senet içeriğini doğrulamış olmalarına, dosya kapsamından dava konusu evin davalı tarafından değil muris tarafından yaptırıldığı anlaşılsa dahi murisin bu evleri davalıya bağışladığının sabit bulunmasına, her ne kadar 20.04.2006 tarihli belge doğrudan bir bağış belgesi niteliğinde olmasa dahi murisin davalıya yaptığı bağışı doğrulayan ve murisin iradesini yansıtan bir belge hükmünde olmasına, murisin iradesinin fesada uğratıldığının ispatlanamamış olmasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan evlerin tarafların ortak murisi murisi tarafından yapılıp yapılmadığı ve bu evlerin muris tarafından davalıya hibe edilerek zilyetliğinin devredilip devredilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 15 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile HMK’nin 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.