YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4696
KARAR NO : 2023/684
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/18 Esas, 2015/915 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli ve 2016/150555 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; olayın meydana gelmesinde tek etkenin ölenin kusurlu hareketi olduğundan dolayı müvekkilin kusurunun bulunmadığından bahisle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Katılanlar vekilinin temyiz isteği;olayın meydana gelmesinde tek etkenin sanığın kusurlu hareketi olduğundan dolayı kusur dağılımının hukuka aykırı şekilde yapıldığına
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkemece, 26.10.2015 tarihli Karayolları Trafik Şubesinden emekli trafik teknik şefi, trafik uzmanı emekli makine mühendisi ve … güvenliği uzmanı çevre mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapor esas alınmış, sanığın idaresindeki otomobiliyle, meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş asfalt kaplama caddede seyrederken, sürücü …’in idaresindeki motosikletle, ara sokaktan ana yola katılmak için sağa manevra yaptığı esnada, dar kavis alarak sağ şeride girmesi gerekirken, sanığın geçiş istikametini kapatarak sol şeride giriş yaptığı sırada kazanın meydana geldiği şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda, sanığın kavşağa ve yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmayarak ve etkili fren, direksiyon tedbirine başvurmayarak tali kusuruyla bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiğinden bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Olay tarihli olay-görgü tespit ve araştırma tutanağında, otomobilin sağ tampon kısmında ezilme bulunduğu, sağ ön lastiğin patlak ve ön camın çatlak olduğunun, motosikletin ise ön tekerinin patlak, direksiyonun eğik, arka teker zincirinin dağılmış vaziyette bulunduğu bildirilmiştir.
3.Sanık aşamalardaki beyanında olayın meydana gelmesinde etken davranışının bulunmadığını, kendisinin sol şeritte 60-70 km hızla seyrederken, bir çarpma sesi duyduğunu ve aracın sağa çekmeye başladığını, hava yastıklarının açılması sebebiyle önünü göremediğini, arkadan … geleceğini düşünerek fren yapamadığını, sağa yanaşarak emniyet şeridinde durduğunu, araçtan indiğinde bir motosikletin kendisine sağ taraftan çarptığını anladığını ileri sürmüştür.
4.05.12.2014 tarihli ölü muayene tutanağında,
”…
Kişide ölüm trafik kazası ile husulü mümkün genel beden ve kafa travmasına bağlı etraf ve kafa kemiklerinde kırıklar oluştuğu, beyin ve iç organ yaralanması, iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği, kesin ölüm sebebinin tespit edilmesi nedeni ile klasik otopsiye gerek olmadığına,
…”
Denilmektedir.
5.Olay tarihli kaza tespit tutanağı ile kovuşturma aşamasında 26.10.2015 tarihli Karayolları Trafik Şubesinden emekli trafik teknik şefi, trafik uzmanı emekli makine mühendisi ve … güvenliği uzmanı çevre mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda olayın gelişimi sanığın düz seyrederken, üç yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde ara sokaktan gidiş yönüne göre sağdan geniş kavisle ana yola katılan ve otomobilin nüne çıkan sürücü Muzaffer’in idaresindeki motosiklete çarpması şeklinde anlatılmış, raporda sanığa kavşağa ve yaya geçidine yaklaşmasına rağmen mevcut hızıyla seyrine devam ettiği ve etkili fren, direksiyon tedbirine başvurmadığından bahisle tali kusur atfedilmiştir.
6.Yargılama aşamasında aldırılan keşif üzerine alınan 30.03.2015 tarihli trafik polis memuru bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, sanığın, aynı yönde önünde seyreden sürücü Muzaffer idaresindeki motosiklete arkadan çarpması neticesinde kazanın gerçekleştiğine yer verilerek, sanığın arkadan çarpma sebebiyle tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğine değinilmiştir.
7.Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından 23.06.2015 tarihinde düzenlenerek mahkemeye sunulan raporda, kesin kanaate varılamadığının bildirilerek, olayın meydana geliş şekline ve kusur dağılımına terditli olarak belirtildiği anlaşılmıştır.
Otomobilin, motosiklete arkadan çarptığının kabulü halinde, sanığın seyri sırasında yola gereken dikkati vermeyerek, aracın hızını mahal şartlara göre ayarlamayarak, önlemsizce çarpışmaya neden olduğu olayda asli kusurlu olduğunun,
Yolun soluna doğru yönelen motosiklete, sol arkasından gelen otomobilin çarptığının kabulü halinde ise, sanığın seyir hızını yerleşim yeri koşullarına göre ayarlamayarak, bulunduğu şeride kontrolsüzce yönelen motosiklete çarptığından bahisle tali kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.
8.Olay anı görüntüleri dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulü, kusur dağılımı isabetsiz bulunmuştur. Motosikletin cd görüntüsünde 7 … boyunca ana yolda seyrettiği gözetildiğinde, öncesinde ara sokaktan çıkarak ana yola katılması halinde dahi kazanın mahkemenin kabulünde anlatıldığı gibi sanığın geçiş istikametini kapatması şeklinde gerçekleşmediği, sanığın yola gereken dikkati vermeyerek, herhangi bir görüş engeli bulunmayan yolda önünde yavaş hızda devam eden motosikletin seyrine uygun şekilde yanından geçiş yapmak yerine arkasından hızla gelerek direksiyon yahut fren tedbirine başvurmaksızın motosiklete çarpması şeklinde meydana geldiği, yargılama aşamasında yapılan keşif ve 30.03.2015 tarihinde alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun olduğu anlaşılmıştır.
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2015/915 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.