YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8653
KARAR NO : 2022/14331
KARAR TARİHİ : 16.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette …’daki şehir içi elektrik hatlarını bakım onarım işlerinin şantiyesnde elektrik ustası olarak görev yaptığını, 06/10/2006 tarihinde elektrik çarpması sonucu direkten düşerek hayati tehlike geçirecek şekilde sakatlandığını, meydana gelen kaza nedeniyle … 2. Ağır ceza Mahkemesinde 2013/221 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ilgili dosyada yapılan bilirkişi incelenmesinde alınan rapor sonucunda şirket sahibi ve yetkilisi … …’ın %50, şantiye şefi …’in %25, müvekkilinin ise %25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, iş kazası nedeniyle müvekkiline sürekli iş görememezlik geliri bağlandığını, ATK raporuna görede müvekkilinin %37,4 oranında sakatlık derecesi tespit edildiğini belirterek, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 51.000,00 TL davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının 19/09/2006 – 15/11/2006 tarihleri arasında ihale yüklenici sıfatıyla … şehir içi elektrik bakım ve onarım işinde düz işçi olarak asgari ücret üzerinden çalıştığını, çalışmaya başladıktan 17 gün sonra kendi kusuru ve işyeri talimatlarına uymamasından kaynaklanan direkten düşmesi neticesinde yararlanmaya sebep olan iş kazası meydana geldiğini, işyeri güvenliğince şantiye şefinin talimatı ve izni olmadan elektrik direklerine çıkılmayacaklarını tüm çalışanların biliyor olunmasına karşı davacı işçi kendi kusuru neticesinde gerekli kontrolleri yapmayarak ve talimatlara uymayarak ve kendi işi olmadığı halde elektrik direğine çıktığını ve belindeki kemeri ile oynaması sonucu tedbirsizlik ve dikkatsizliği nedeni ile direkten düşmesi sonucu iş kazası sonucu yararlandığını belirterek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
10.000,00 TL manevi tazminatın 06/10/2006 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat talebinin reddine,”karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,davanın kısmen kabul kısmen reddine,30.000,00 TL manevi tazminatın 06/10/2006 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,davacının maddi tazminat talebinin reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davacının 10.10.2047 yaşına kadar aktif çalışacağını, mahkemenin sadece 60 yaşına kadar hesaplanan bilirkişi raporunu dikkate almasının hukuka aykırı olduğunu, yapılan emsal ücret araştırmalarından da davacının yaptığı iş nazara alındığında asgari ücretten fazla ücret aldığı net olarak belirlenmesine rağmen mahkemenin davacının tazminatı hesaplanırken asgari ücreti baz alarak maddi tazminat talebinin reddedilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, her ne kadar davacıya … Kurumu tarafından gelir bağlanmış ise de almakta olduğu gerçek ücret üzerinden kök hesap yapılmadığı için … tarafından davacıya bağlanan gelir miktarı maddi tazminat talebini karşılayamadığını, öte yandan 5510 sayılı yasanan 21. Maddesi 1. Fıkrasına göre sigortalı işçiye bağlanan gelirden dolayı Kurumun işverene rücu edebileceği miktar yalnız kusur derecesinin karşılığı olan ilk peşin değer ile sınırlı olduğunu, bu husus dikkate alınarak hesaplanacak tazminatın ancak ilk peşin değer kadar indirim yapılması gerektiğini, sonraki gelir artışlarının da indirilmesi biçimindeki yanlış uygulama zarardan sorumlu kişilerin daha az tazminat ödemeleri sonucunu doğurduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının istinafen bozulması / kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenleriyle kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, 06/10/2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, iş kazası nedeniyle davalı işveren şirket %45, dava dışı … A.Ş %45, davacı işçinin %10 oranında kusurlu oldukları, sürekli iş göremezlik oranının … Kurumu tarafından %31,2 olarak tespit edildiği, bilirkişi hesap raporunda %31,2 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak yapılan maddi zarar hesabında … tarafından %31,2 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesap edilen ilk peşin sermaye değeri yerine tüm peşin sermaye değerli gelirin rücuya kabil kısmının tenzil edildiği ve bu nedenle maddi zarar olmadığından bahisle mahkemece maddi tazminat talebinin reddi yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davaları nitelikçe … Kurumu tarafından karşılanmayan zararın tahsiline ilişkindir. Bu nedenle haksız zenginleşmenin ve mükerrer ödemenin önüne geçmek için ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekir.
Davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanunun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen … ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55. maddesinin gerekçesinde; “… ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen … ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan … ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen … ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” düzenlemesi mevcuttur.
Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesinde; “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” düzenlemesi yer almıştır. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Somut olayda, davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir yerine kurumca bildirilen tüm peşin sermaye değerli gelirin rücuya tabi kısmının tazminat alacağından tenzil edilmesi suretiyle TBK’nun 55. maddesine aykırı olacak şekilde yapılan hesabın hükme esas alınması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, Kurum tarafından davacıya %31,2 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin sorulmak suretiyle belirlenecek gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını, davacının 20.11.2018 tarihli hesap raporuna itiraz etmemesi nedeniyle içeriği itibariyle oluşan – usulü müktesep hakkın gözetilmesi suretiyle birlikte – 20/11/2018 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi tazminat alacağından tenzil ederek yapılacak hesabı hükme esas almaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.