YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7576
KARAR NO : 2008/14997
KARAR TARİHİ : 25.09.2008
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 20.4.1982-6.8.1984 tarihleri arasında esnaf … sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20.04.1982-06.08.1984 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının primlerini ödediği 1983 yılının 2. ve 3. aylarında 1479 sayılı Yasa’nın 79 maddesi uyarınca isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karara verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, Kuruma verilen 21.2.1983 tarihli giriş bildirgesine istinaden 20.04.1982 tarihi itibarıyla … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı ancak Kurum’un 13.3.2006 tarihli işlemi ile davacının sigorta başlangıcı 6.8.1984 tarihine çekildiği anlaşılmaktadır. Davacının 23.11.1973-21.7.1978, 29.5.1981-28.1.1982, 6.8.1984-28.12.1984, 26.12.1984-27.1.1995 tarihleri arasında ve 10.2.1995 tarihinden beri de devam eder şekilde vergi kaydının bulunduğu, 7.12.1984 tarihinde beri esnaf odası kaydı ile 20.4.1977 den beri de şoförler odası kaydının devam ettiği, dosyada bulunan 5.6.2006 tarihli hizmet döküm cetvelinden davacının uyuşmazlık dönemi içerisinde 14.2.1983 ve 28.3.1983 tarihlerinde prim ödemesinde bulunduğu, 1992 yılı prim affından yararlandığı ve prim ödemelerine 23.9.2006 tarihine kadar devam görülmektedir.
Yapılacak iş, davacının 1992 yılı affından yararlanarak ödenen primlerinin uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar
şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi Kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemenin kabulüne göre de; davacının uyuşmazlık dönemi içerisinde 14.2.1983 ve 28.3.1983 tarihlerinde yaptığı prim ödemelerinin ne kadar sigortalılık süresini kapsadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi ve davacıdan primler zorunlu sigortalılık kolundan tahsil edildiği halde isteğe bağlı sigortalığa hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.09.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.