YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3039
KARAR NO : 2007/3706
KARAR TARİHİ : 30.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacıya Kamulaştırma Yasası hükümlerine uygun bir kamulaştırma tebligatı yapılmamış olduğuna göre öğrenme tarihi olduğu ileri sürülen 17.8.2004 günü esas alınarak 23.8.2004 tarihinde açılan bedel artırım davasının süresinde olduğunun kabulü ile değerlendirmenin dava tarihine göre yapılmasında bir isbatsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1-Dava dilekçesinde kısmen kamulaştırılan dava konusu taşınmazlara takdir olunan bedelin düşük olduğundan bahisle davacının payı için toplam 4.873.375 TL. takdir edilen bedelin 437 parsel numaralı taşınmaz için 3.500.000.000 TL’ye, 281 parsel numaralı taşınmaz için 624.000.000 TL.’ye 284 parsel numaralı taşınmaz için yine 624.000.000TL’ye ve 427 parsel numaralı taşınmaz için 812.000.000 TL’ye tüm taşınmazlar için toplam 5.560.000.000 TL’ye yükseltilerek aradaki farkı teşkil eden 5.555.126.625 TL. olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla artırılmasına karar verilmesi istenilmiştir. Yargılama aşamasında keşifler yapılıp bilirkişi raporları alındıktan sonra 3.11.2006 tarihli dilekçesinde davacılar vekili bilirkişi raporlarında ulaşılan miktarı esas almak suretiyle müddeabih miktarını ıslah ettiğini bildirmiş ve bu bedel üzerinden dava harcını aynı günlü makbuzla mahkeme veznesine yatırmıştır. Mahkemece davacı vekilinin ıslah talebi kabul edilerek birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuştur.
Kamulaştırma Yasasının 14. maddesinde kamulaştırmaya konu malın sahibinin yapılan tebligat gününden veya tebliğ yerine geçen ferağ tarihinden itibaren 30 gün içinde, takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı adli yargıda dava açıbileceği hükmüne yer verilmiş olup, bedele ilişkin olarak açılacak dava yönünden
Yasada öngörülen hak düşürücü nitelikteki bu süre geçtikten sonra malikin artık bedel konusunda dava açma hakkı bulunmamaktadır. Malikin dava hakkının bulunmadığı hak düşürücü süre içerisinde bedel artırım davası açıldıktan sonra HUMK’nun 86 ve müteakip maddelerine dayanılarak müddeabihin artırılmasına yönelik ıslah isteme hakkı mevcut ise de, bu süre geçtikten sonra bedelin daha da artırılması gerektiğinden bahisle ayrı bir davaya da konu edilemeyecek olan ilave bedel için ıslah isteminde bulunulmasına yasal olanak yoktur. Başka bir deyişle ıslah istendiği tarihte dava hakkı düşmüş ise, bu husus ıslah istemine konu edilemez. Bu durumda öğrenme ile davanın açıldığı 23.8.2004 tarihinden çok sonra 3.11.2006 tarihinde ıslah istenildiği gözetildiğinde yukarıda açıklanan nedenlerle ıslah isteminin reddi ile davacının payı için 23.8.2004 günlü dava dilekçesine artırılması istenen miktarlar gözetilerek -davacının taşınmazlardaki payı da dikkate alınmak suretiyle- karar verilmesi gerekirken fazlaya hükmedilmiş olması,
Kabule göre de;
2-Dava konusu 437 parsel numaralı taşınmazda kamulaştırılan ve ifrazen 624 parsel numarasını alan 490 m2’lik bölümde davacının payı 3/24 olup, salt bu pay yönünden hesaplama yapılması gerektiği gözetilmeden dava dışı diğer paydaşların paylarını da kapsar biçimde hesaplama yapılarak fazla artırıma karar verilmesi,
3-Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 5018 Sayılı Yasaya 5436 Sayılı Yasayla eklenen 1 sayılı cetvelin (40.) sırasında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında gösterilmiş olup, bu yasal düzenleme 5436 Sayılı Yasanın 18. maddesinin (F) bendi uyarınca 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Buna göre, genel bütçe kapsamında kalan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi hükmü uyarınca bu yasaya bağlı (1) sayılı tarifedeki yargı harçlarından müstesna tutulduğu gözetilmeden davalı idareden karar harcının tahsili yolunda hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.