YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4911
KARAR NO : 2023/362
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Amasya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2013 gün ve 2013/782 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2014 gün, 2013/145 Esas ve 2014/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.02.2018 tarihli ve 14-2015/138945 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz istemi; eksik inceleme ve usule aykırı şekilde sanık hakkında ceza verildiğine, bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olduğuna vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesi; katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, katılanın olay tarihinde eşi olan sanığa iftira atmasını gerektirir bir husus olmaması, katılan ile sanık arasında geçen olayın görgü tanığının bulunmasının imkansız olması, katılanın olayın hemen ardından kardeşi olan tanık …’ye yaşadıklarını aktarması, katılanın şikayet tarihi olan 13.02.2013 tarihinden sonra 24.04.2013 günü boşanma davası açtığı, şikayet ile boşanma davasının açılış tarihleri dikkate alındığında; boşanma davasını kendi lehine hızlandırmak için sanığa iftira atmasının mümkün olmadığı, akut tarzda fissür hattı tespitini içeren anal muayene raporu, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun (ATK 6. İhtisas Kurulu) 24.03.2012 tarihli raporunda; katılandaki depresif belirtilerin cinsel saldırıya bağlı olarak gelişebileceği gibi cinsel saldırı olmaksızın başka olaylara bağlı olarak gelişen psikososyal-stres ve çatışmalar sonucu ortaya çıkabileceğinin ve bunlar arasında ayrım yapılamayacağının belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde;
1. 2013 yılı Ocak ayı içerisinde gerçekleştiği iddia edilen her iki tarafın rızası doğrultusunda cinsel ilişki halinde bulunduğu esnada sanığın katılanın rızası hilafına ters ilişkiye girmesi ve katılanın isteği üzerine sanığın ters ilişkiyi devam ettirmemesi şeklindeki eylem bakımından, eşlerin birbirine karşı hangi cinsel davranışları istemediğini bilebilmesi mümkün olmadığından eşlerden birinin rızasının olmadığını açıklaması halinde diğer eşin eylemine devam etmesi halinde nitelikli cinsel saldırı suçunun oluşabileceği şeklindeki gerekçe doğrultusunda katılanın ifadelerine göre sanığın eylemini devam ettirmediğini kabul ederek suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağını değerlendirmiştir.
2. Sanığın, katılan uyuduğu sırada parmağını anüsüne sokması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen 10.02.2013 tarihli eylem bakımından, sanığın 2013 yılı Ocak ayında yaşadıkları olay nedeniyle katılanın ters ilişkiye rızasının olmadığını bilmesine rağmen eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle suçun unsurları itibarıyla oluştuğunu kabul etmiştir.
3. ATK 6. İhtisas Kurulunun katılanın ruh sağlığının başka nedenlerle de bozulmuş olabileceğine yönelik raporu karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince katılanın söz konusu eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulmadığını değerlendirmiştir.
4. Sanığın eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirdiği iddia edilmesine rağmen 2013 yılı Ocak ayında gerçekleşen eylemin unsurları itibarıyla suç oluşturmayacağını değerlendirdiğinden, sanığın sadece 10.02.2013 tarihli eyleminden dolayı cezalandırılması yoluna giderek zincirleme suç hükümlerini uygulamamıştır.
5. 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen cezanın alt sınırının on iki yıldan az olamayacağının belirtilmesi karşısında, sanığa verilecek cezanın alt ve üst sınırlarını dikkate alarak 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin sanığın aleyhine sonuç doğurduğunu değerlendirerek değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun maddelerine göre hüküm kurmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Katılanın aşamalardaki çelişkili anlatımları, anal muayene raporunun içeriği itibarıyla nitelikli cinsel saldırı eyleminin gerçekleştirildiğinin kabulü için yeterli olmaması, katılan ile sanığın evliliğine katılanın ailesinin karşı çıkması nedeniyle sanık ile katılanın ailesi arasında husumet bulunması, sanığın suçlamaları reddederek şikayet tarihinden bir gün önce katılanın ablası tanık …’nin evine misafir olarak geldiğini ve adı geçen tanığın katılanın hastalığını kullanarak onun üzerinde baskı kurması neticesinde böyle bir isnatta bulunulduğuna dair savunması, katılanın şikayet tarihine kadar olan iki aylık evlilik süreci boyunca sanık hakkındaki iddialarını kimseyle paylaşmamış olması karşısında, sanığın atılı suçu işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemeştir.
3. Gerekçeli karar başlığında hatalı olarak gösterilerek suç tarihinin 10.02.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2014 tarihli ve 2013/145 Esas, 2014/237 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.