Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/15571 E. 2023/2721 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15571
KARAR NO : 2023/2721
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : 1. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
2. İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanıklar hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarından dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 297 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/657 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan karar verilmesine yer olmadığına, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanıkların beraatlerine hükmedilmiştir.

3. Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/657 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.07.2020 tarihli ve 2019/5397 Esas, 2020/2974 Karar sayılı kararı ile;
“1) Suç tarihi sanıklardan kan ve idrar örneğinin alındığı 28.08.2014 tarihi olmasına karşın gerekçeli karar başlığında 27.08.2014 olarak yazılması,
2) Olay tarihinde Konya Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olan tüm sanıkların uyuşturucu madde kullandıklarının tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 15.10.2014 tarihli raporu, sanık …’in 03.12.2014 tarihli celsede yaptığı ikrara yönelik savunması, ihbar eden…’nün beyanları ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde cezaevinde sanıkların uyuşturucu madde bulundurup kullandıklarının sübuta erdiğinden, sanıkların tek olan fiili “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” ve “ceza infaz kurumuna uyuşturucu madde sokma” suçlarını oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, 1. fıkradaki suçun konusunu oluşturan eşyanın temin edilmesi veya bulundurulmasının ayrı bir suç oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek cezanın yarı oranında artırılacağı öngörüldüğünden, sanıklar hakkında tamamlanmış “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu ile “ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma” suçundan ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezaların bulunması, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince yarı oranında artırılarak sonuç cezanın saptanması ve böylece bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden; yazılı şekilde sanıkların tek olan eylemi nitelik yönünden ikiye bölünerek “ceza infaz kurumuna uyuşturucu madde sokma” suçundan beraat, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ise karar verilmesine yer olmayıp,

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2020/298 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci ve son fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, infaz kurumuna yasak eşya sokma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık …’in temyiz sebepleri özetle;
Kararın temyizi için gereğinin yapılmasını arz ettiğine ilişkindir.

C. Sanık …’in temyiz sebepleri özetle;
Ceza infaz kurumuna yasak eşya sokmadığına, bu nedenle beraatine aksi halde sadece uyuşturucu madde kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanıkların, dosya dışı hükümlü …’nün beyanları doğrultusunda yapılan tahlillerinde, sanıklardan … ve …’in kan ve idrar örneklerinde, sanık …’in idrar örneğinde esrar etken maddesi olan THC metabolitinin bulunduğu, sanıklar … ve …’in üzerlerine atılı infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçlamasını kabul etmedikleri ve izinden dönmeden evvel uyuşturucu madde kullandıklarını beyan ettikleri, yapılan araştırmada sanık …’un 11.08.2014 tarihinde izine çıktığı, 18.08.2014 tarihinde izinden döndüğü, sanık …’in ise 21.08.2014 tarihinde izine çıktığı, 28.08.2014 tarihinde izinden döndüğünün tespit edildiği, sanık …’in Açık Ceza İnfaz Kurumundayken…’den uyuşturucu madde aldığını ve içtiğini kabul
ettiği, bozma kararı öncesi 03.12.2015 tarihli kovuşturma beyanında sanık …’in, …’nün diğer sanıklara da uyuşturucu madde verdiğini ve diğer sanıklarında içtiğini gördüğüne ilişkin beyanı, tanık…’nün beyanları, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar … ve …’in suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen beyanlarına itibar edilmediği, sanıklar…,…ve …’in ceza evinde uyuşturucu madde bulundurup, kullandıklarının sübuta erdiği, sanıkların ceza evine soktuğu yasak eşyanın uyuşturucu madde olması nedeni ile söz konusu maddenin münhasıran taşınması, bulundurulması, kullanılması suç olduğundan fikri içtima hükümleri de gözetilerek sanıklara verilen cezanın yarı oranında arttırıldığı gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanık hakkında tamamlanmış “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu ile “infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçundan ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezaların bulunması, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince yarı oranında artırılarak sonuç cezanın saptanması ve böylece bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği ancak böyle bir karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni sayılmamıştır.
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, sanığın ceza infaz kurumunda uyuşturucu madde bulundurarak kullandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Kan ve idrarında uyuşturucu maddelerden THC metaboliti bulunan sanığın, yedi gün izin kullandığı ve izindeyken uyuşturucu madde kullandığı yönündeki savunması ve 11.08.2014 ile 18.08.2014 tarihleri arasında ceza infaz kurumundan izne gönderildiğinin tespit edilmesi karşısında, sanığın izinde iken kullanmış olabileceği uyuşturucu maddenin kan ve idrarında ne kadar süre ile tespit edilebileceği noktasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

C. Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
1. Tüm dosya kapsamına göre, ceza infaz kurumununa sokulduğu iddia olunan uyuşturucu maddelerin ele geçirilemediğinin ve sanığın 21.08.2014 ile 28.08.2014 tarihleri arasında ceza infaz kurumundan izne gönderildiğinin, kan ile idrar numunelerinin de izinden döndüğü gün alındığının anlaşılması karşısında, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın izinli olduğu sırada uyuşturucu madde kullandığına dair savunmalarının aksine, ceza infaz kurumuna yasak eşya soktuğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava veya soruşturma yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi
kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; 28.06.2014’ten önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları dikkate alınmaksızın, suç tarihi 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden sonra olduğu için bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı ve gerektiğinde tedavi kararı da verilerek, infazına başlanması, şüphelinin erteleme süresi zarfında; aynı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği şekilde;
aa) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
bb) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
cc) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
Hallerinde, hakkında kamu davası açılması gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen şartların gerekleri yerine getirilmeden, bir başka deyişle kamu davasını açma koşulları oluşmadan doğrudan kamu davası açılmış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
3. Kabule göre de; sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken tekerrüre esas en ağır ilam olan Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2011 tarihli ve 2011/4 Esas, 2011/142 Karar sayılı ilamının esas alınması gerekirken daha az ceza içeren Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2013 tarihli ve 2012/1443 Esas, 2013/683 Karar sayılı ilamının esas alınması, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR
A. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde A numaralı bentte açıklanan nedenlerle Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2020/298 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde B ve C numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2020/298 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca tekerrür yönünden sanık …’in kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.