Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/12214 E. 2023/1381 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12214
KARAR NO : 2023/1381
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/150 E., 2021/675 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 28.11.2012 tarihli ve 2012/1145 Esas, 2012/510 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 28.11.2012 tarihli ve 2012/1145 Esas, 2012/510 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 1. Dairesinin 10.09.2014 tarihli ve 2014/0747 Esas, 2014/0722 Karar sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında, uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine (Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve 2014/1086 Esas, 2015/458 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 30.06.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 30.06.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde Mart 2017 tarihinde dolandırıcılık suçunu işlediğinin Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2019 tarihli ve 2017/934 Esas, 2019/1107 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/150 Esas, 2021/675 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, açıklanması geri bırakılan 21.05.2015 tarihli ve 2014/1086 Esas, 2015/458 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; yargılama konusu suçun cezasının infaz edildiğine ve verilecek cezanın kızının psikolojisini olumsuz etkileyeceğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde askerlik hizmetini sürdüren sanığın; 16.12.2009 tarihinde birliğinden izin almaksızın ayrıldığı, 23.10.2012 tarihinde yakalandığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2. Sanığın 19.11.2012 tarihinde alınan savunmasında özetle; ne zaman firar ettiğini hatırlayamadığını, firar etme sebebinin eşine ve kızına bakacak kimsenin olmadığını bu sebeple birlik sınırından atlayarak firar ettiğini, memleketine gidip çalışarak ailesine baktığını, jandarma ekipleri tarafından yakalanarak mevcutlu olarak Diyarbakır’a getirildiğini beyan etmiştir.

3. Sanık bozma ilâmına bir diyeceğinin olmadığını, suçu sabit görülürse hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunduğunu, erteleme ve seçenek yaptırımlara çevrilmesini de kabul ettiğini beyan etmiştir.

4. Sanık ihbar sonrası alınan savunmasında özetle; denetim süresi içinde suç işlemediğini, suçsuz olduğunu beyan ederek beraatini istemiştir.

5. Dosya kapsamında bulunan sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı, sevk belgesi, firar ettiğine ve yakalandığına dair tutanak, vak’a kanaat raporu, denetim süresi içerisinde suç işlediğine dair ihbar yazısı ile mevcut bilgi ve belgeler okunup, incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. (Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesince; sanıkta anti sosyal kişilik özellikleri olduğu, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişliliğini etkileyecek ruhsal rahatsızlığının bulunmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu ve adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı şeklinde tıbbi kanaati içeren bilirkişi mütalaası alınmıştır.

2. 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen firar suçu mazeret kabul etmeyen suçlar arasında bulunduğundan sanığın ailesinin geçimini sağlamak zorunda olduğu şeklindeki beyanlarının mahkemece mazeret olarak kabul edilmeyerek suça konu eylemin sabit görülmesinde ve savunmasında da suçunu ikrar ettiği belirlenmekle, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

4. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 16.12.2009-23.10.2012 yerine yalnızca 16.12.2009 olarak yazılması yerinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak görülmüştür.

5. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası yerine yalnızca 62 nci maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (5). paragrafında açıklanan nedenle Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/150 Esas, 2021/675 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan takdiri indirim uygulanmasına ilişkin paragrafta yer alan; “TCK’nın 62 nci” ifadesinin çıkartılarak yerine “5237 sayılıl Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası” ifadesinin eklenerek diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.