YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10346
KARAR NO : 2023/50
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, … ilçesi, … Köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun Ek-5 ve Geçici 8’inci maddesi gereğince tahdit ve tespit yapıldığını, çekişmeli 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, 6831 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, 766 sayılı Kanun gereğince yapılan çalışmalarda orman olması nedeniyle tapulama dışı bırakılan taşınmazın tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını savunarak kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Tokat Kadastro Mahkemesi 12.03.2019 tarihli ve 2018/201 Esas, 2019/87 Karar sayılı kararında, çekişmeli taşınmazın 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında kültür parseli olarak kaldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 14 ve 17’inci maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, bilirkişi raporlarına göre taşınmazın ev ve meyve bahçesi niteliğinde olup 20-25 yıl öncesine kadar köy boşluğu olduğu, yaklaşık 25 yıl önce vişne ağaçların dikilip sonrasında ahır inşa edilip ahır ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı, ayrıca somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2’inci maddesinin uygulanma alanının bulunmadığı ve bu halde gerçek malik araştırması yapılmasının mümkün olmadığı, davacın iddiasının taşınmazın evveliyatının orman olup orman kadastro çalışmalarına kadar taşınmazın orman vasfında sayılması gerektiği ve öncesi zilyetliğe değer verilmemesi yönünde olduğu, ancak taşınmazın evveliyatının orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur
B. İstinaf Nedenleri
Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde, taşınmazın 1970 yılında yapılan kadastro çalışmalarında orman vasfı ile tespit harici bırakıldığını, çekişmeli taşınmazın tescil harici bırakıldığı tarihi ile orman kadastrosunun yapıldığı tarih arasındaki sürenin zilyetliğin hesabında dikkate alınamayacağını, Kadastro Kanunu’nun Geçici 8’inci maddesinde ve gerekçesinde sadece kadastro yapılır ibaresinin bulunduğu, gerçek kişiler adına tespit yapılacağına dair bir hükmün bulunmadığını, bu nedenle alınan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, çekişmeli taşınmazda edinme koşullarının oluşmadığını, bina ve duvar yapmanın imar ve ihya sayılmayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 2019/772 Esas, 2019/876 Karar sayılı kararında, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, yine alınan ziraat bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın mera vasfında olmadığının anlaşılmasına, çekişmeli taşınmazın tespitten önce 20 yıldan daha uzun bir süre harman yeri, ev ve ahır olarak kullanıldığına ilişkin alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılmasına göre ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nin 353/(1)-b.1’inci maddesi gereğince, istinaf başvururusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin yukarıda sözü edilen kararına karşı yasal süresi içerisinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere Mahkeme kararının eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayalı olduğunu, Mahkemece gerekli orman ve mera araştırmasının yapılmadığını, bu tür yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ve böylece, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8’inci maddesinde, “Bu Kanun’un yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmazlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerde ve çalışma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında kalan tapulu ve tapusuz taşınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ve 17’inci maddesinde, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1’inci maddesinde, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükümleri düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370’inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.