Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/1776 E. 2023/679 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1776
KARAR NO : 2023/679
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/24 E.,2016/269 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2016 tarih 2016/24 Esas, 2016/269 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay hapis ve 2000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre

çektirilmesine, suça konu kaçak sigaraların 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmiştir.

2.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.02.2021 tarih 2016/226848 sayılı tebliğname ile ” 1- Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2- Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Yasanın 3/10, 3/10-son ve 3/22. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, doğrudan 5607 sayılı Yasanın 3/18. madde ve fıkrasında yazılı şekilde hüküm tesisi,..” nedenleriyle bozma görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri,
1.Sigaraları kullanmak ve yakınlarına dağıtmak için aldığına, suç kastının bulunmadığına, hapis cezasının ertelenmesi, olmadığı takdirde adlî para cezasına çevrilmesine,

2.Re’sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü sanık … adına kargo aracılığı ile koliler içerisinde kaçak sigara geldiği bilgileri elde edilmesi üzerine, kolluk görevlilerinin kargo merkezine gittikleri, yaptıkları incelemede sanık adına 13 koli geldiğinin tespit edildiği, sanığın aynı gün kargo merkezi deposuna gelerek kolileri aracına yüklediği sırada görevlilerin sanığın yanına gittikleri ve polis tanıtma kartlarını göstererek kolilerin içerisinde ne olduğunu sormaları üzerine, sanığın kaçak sigara olduğunu söyleyerek; toplam 1075 karton sigarayı görevlilere teslim ettiği anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmasında sigaraları satmak için Kars’tan aldığını ve kendi adına Antalya’ya gönderdiğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Sanığın Temyiz Talepleri Yönünden
1.Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre ele geçen kaçak sigara miktarına ve sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasına nazaran eyleminin ticari nitelikte bulunduğu anlaşıldığından sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği hapis cezasının adlî para cezasına çevrilebilmesi için kısa süreli hapis cezasına mahkum olunması gerektiği, aynı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının kısa süreli
hapis cezası olduğu, bu açıklamalar karşısında sanığın mahkum olduğu hapis cezasının kısa süreli olmaması nedeniyle adlî para cezasına çevrilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin uygulamasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Re’sen Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar
Sanığın aşağıda belirtilen hususların dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “23 üncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7242 sayılı Kanun) 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının ilk derece mahkemesince saptanması gerektiğinden bu husus hukuka aykırı bulunmuştur.

Kabule göre ise;
1.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beş ve onuncu fıkraları uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasının son cümlesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, doğrudan 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.

2.Dosyada bulunan 22.12.2015 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 95.832,00 TL olarak belirlenirken, 14.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen CİF değer esas alınarak hazırlanan 21.04.2016 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında ise gümrüklenmiş değerin 102.229,94 TL olarak belirlenmesi karşısında, 2015 yılı için 100.000,00 TL ve üzerindeki gümrüklenmiş değerin fahiş miktarda olacağı ve sanığın cezasında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması gerekeceği göz önünde bulundurularak dosyadaki CİF değerler arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve gerekçe gösterilmeden karar tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanmaması hususu hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Sanığın tekerrüre esas alınan mahkumiyetine ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı

mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması ve sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, TCK’nun 58. maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuşur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/269 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.01.2023 tarihinde karar verildi.