YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1334
KARAR NO : 2006/2201
KARAR TARİHİ : 16.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Ddava dilekçesinde “…” olan adının “…” olarak değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-1587 Sayılı Nüfus Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasına göre ad ve soyadı düzetme davaları ilgilinin oturduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Bu, kanunla belirlenmiş özel bir yetki hükmü olduğu cihetle resen dikkate alınır.
Davacı … Nüfusuna kayıtlı olup, dava dilekçesinde de ikametgah adresini … olarak belirtmiş olduğuna göre Serik Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili değildir.
Bu durumda Nüfus Yasasının 46. maddesi hüküm uyarınca davaya … Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacağından davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması,
Kabule göre de;
2-Dava dilekçesinde davacının “…. olan adının … olarak değiştirilmesi istenilmiştir. Dava dilekçesine ekli vekaletname genel nitelikte olup, vekil eden davacının adının değiştirilmesi konusunda özel bir yetkiyi içermemektedir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan adın değişikliği davasının vekil aracılığı ile açılabilmesi için vekile verilen vekaletnamede özel yetki olması gerekir.
Bu durumda mahkemece genel vekaletname ile dava açan avukata dava konusu işle ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini ibraz etmesi için belli bir süre tanınması, bu süre içerisinde vekil vekaletnamesini getirmediği ya da asil dilekçe ile veya bizzat duruşmaya gelerek özel yetkisi bulunmayan vekilin açmış olduğu davaya ve yapılan işlere icazet verdiğini bildirmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Davacı vekili dilekçesinde önceki adı “…” olan davacının Türkiye’de evlenmesi nedeni ile adını “…” olarak değiştirdiğini, yurt dışı ilişkilerinin devam etmesinden dolayı yazışmalarda zorlukla karşılaştığını belirtilerek adının önceden olduğu gibi “…” olarak değiştirilmesini istemiş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
03.11.1928 tarihinde yürürlüğe giren 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun hükümleri uyarınca davacının, adının Türkçe okunduğu şekilde nüfus kütüğüne kayıt edilmesi zorunlu bulunduğundan ve ayrıca davacının adının yazılışında bulunan “x” harfinin, anılan yasanın 1.maddesinde sözü edilen ve bu yasaya bağlı cetvelde gösterilen Türk Harfleri arasında yer almadığından, davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, önceki ismine dönme hakkının sosyal hayatını düzenli kılacağı gerekçesiyle kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.