Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13926 E. 2023/394 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13926
KARAR NO : 2023/394
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/152 Esas, 2019/440 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a) Çocuğun nitelikli … istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına

b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2020/175 Esas, 2020/248 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdur vekilinin, katılan Bakanlık vekilinin ve sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 03.03.2022 tarihli ve 2021/15227 Esas, 2022/ 1917 Karar sayılı kararı ile ” Mahkemece aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, bunun mümkün olmaması halinde ise savcılık aşamasında kaydedilen görüntülü beyan …’si duruşmada hazır bulunan taraflarla birlikte izlenip, ifadeye yönelik beyanlarının da alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması.” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/174 Esas, 2022/261 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
a) Çocuğun nitelikli … istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.10.2022 tarihli ve 9-2022/121942 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi, sanığa alt sınırdan ceza tayininin uygulanmaması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yöneliktir.

2. Sanık ve Müdafiin Temyiz İstemi, mağdurun çelişkili beyanları dışında sanığın suçu işlediğine dair delil olmadığına, talep ettikleri delillerin toplanmadığına, mağdurun suç potansiyeli yüksek bir çevrede olduğu için yalan söyleme, iftira atma ihtimalinin yüksek olduğuna, buna yönelik araştırma yapılması gerektiğine, alt sınırdan hüküm tesisi ve lehe hükümlerin uygulanmasına yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine; “Yeniden yapılan yargılamada bozma ilamında belirtilen eksiklik giderilmiş ve mağdur … psikolog nezaretinde … aracılığı ile dinlenmiş ve konuşmak istemediğini belirtmiş, daha sonra katılan vekilinin sorusu üzerine soruşturma aşamasındaki beyanın doğru olduğunu söylemekle yetinmiş, devamında da … duruşma sırasında taraflara açık şekilde izlenmiştir.
Sanık tüm aşamalardaki savunmalarında atılı suçu kabul etmediğini, mağdurun yalan söylediğini, bekçilik yaptığı inşaata birkaç kez gelen mağdurun kendisinden para istediğini ve kendisinin de küçük tutarlı paraları verdiğini, kesinlikle suç oluşturacak bir eylem yapmadığını beyan etmiştir..
Mağdur soruşturma aşamasındaki beyanında olayı doğrular şekilde ifade vermiş ve bozma sonrası yapılan duruşmada izlenen … içeriğinde de olayı tüm açıklığı ile anlatmıştır.
Katılan …’da oğlu olan mağdura karşı yapılan eylemlerden dolayı şikayetçi olduğunu belirterek davaya katılmıştır
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında, olayı özetledikten sonra sanığın üzerine atılı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma suçunu ve Çocuğun Nitelikli … İstismarı suçunu işlediğini belirterek, eylemine uyan TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle TCK 103/2, 53, 109/2-3.f-5, 53, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, karar verilmesini istemiştir.
Toplanan deliller, sanığın aşamalardaki savunmaları, mağdurun ve katılanın beyanları, izlenen …, bozma ilamı ve mütalaa birlikte değerlendirildiğinde,
Mağdur’un 09.07.2005 doğumlu olduğu, Narlıdere ilçesinde annesi ve anneannesi ile birlikte yaşadığı, sanık …’ın ise mağdurun ikamet ettiği evin karşısındaki inşaatta bekçilik yaptığı, sanığın mağduru son iki yıldır zaman zaman çağırarak para verdiği, su tarihinde de bekçilik yaptığı inşaata mağduru çağırdığı, film izlemeyi teklif ettiği ancak mağdurun kabul etmediği, akabinde aradan bir süre geçtikten sonra sanığın bu kez mağduru inşaatta yardıma çağırdığı ve kimsenin olmadığı bir yere götürdüğü, pantolonun fermuarını açarak … organını çıkardığı ve mağdura yalamasını söylediği, mağdurun sanığın kendisine zarar vermesinden korktuğu, sanığın mağdurun ağzına … organını soktuğu, bu sırada mağdurun kıyafetinin içerisinden eliyle mağdurun poposunu ellediği daha sonra mağdurun olay yerinden ayrıldığı, mağdurun istismar olayını 11.03.2019 günü annesi müşteki …’ya ağlayarak anlattığı ve yaptığı şikayet üzerine soruşturmaya başlandığı ve olayın bu şekilde cereyan ettiği anlaşılmaktadır.

Sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş ise de, beyanları suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, sanık ile mağdurun arasında husumet olmadığı, sanığa iftira atması için bir sebep de bulunmadığı, dolayısıyla beyanlarının olayın oluşuna uygun olduğu kanaatine varılmakla sanığın üzerine atılı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma suçunu ve Çocuğun Nitelikli … İstismarı suçunu işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle TCK 103/2, 53, 109/2-3.f-5, 53, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve suçun vasıf ve mahiyet durumu, TCK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması, öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk hallinin devamına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin ve Sanık ile Müdafiin Çocuğun Nitelikli … İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin, sanık ile müdafiin temyiz sebepleri yerinde görülmeyip, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin ve Sanık ile Müdafiin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddelerinde belirtildiği şekilde mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, bu kapsamda ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hile unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

D. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 11.03.2019 yerine 12/2018 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli … İstismarı Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/174 Esas, 2022/261 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık ile müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin ve sanık ile müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/174 Esas, 2022/261 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.01.2023 tarihinde karar verildi.