Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4727 E. 2022/6598 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4727
KARAR NO : 2022/6598
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti ve tapu siciline şerh verilmesi istemli davadan dolayı mahal mahkemesince verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 17/05/2022 gün ve 2021/4187 Esas, 2022/3502 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılar … ve … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, muhdesatın tespiti ve tapu siciline şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında vefat eden davacı … mirasçıları vekili; … Köyü 425, 426, 427, 428, 429, 430 ve 431 parsellerin taraflar arasında müşterek mülkiyete tâbi olup kök maliklerin arasında taşınmazların haricen paylaşıldığını ve herkesin kendi yerini kullandığını, bu paylaşımlar sonrasında kök muris …’in mirasçılarından davacı …’ın, müşterek mirasçılarının kullanımındaki kök muris Musatafa …’e ait bölümde kendisi adına zemin kat ve normal kattan oluşan bir bina yaptırdığını, daha sonra binayı … …’e kiraladığını, bina ile diğer hissedarların bir ilgileri olmadığını beyan ederek; zeminde gösterecekleri binanın davacı …’a ait olduğunun tespitine, bu şekilde tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan …; dava konusu binayı davacı …’ın yaptırdığını ancak, borçları sebebiyle icradan satılınca kendi babası …’ın binayı icradan satın aldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan …; davanın yersiz olduğunu, bina ve yerinin … mirasçılarına ait olduğunu bildirmiştir.
Davalılardan …, …, …, …, …, …, …, … ise binayı davacının yaptırdığını açıklayarak davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama neticesinde; “…429 parsel yönünden davanın kabulü ile fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 13.02.2012 tarihli rapor ve ekindeki krokide … renge boyalı gösterilen 105 m2 yüzölçümlü tek katlı betonarme evin davacı tarafından yaptırıldığının ve davacıya ait olduğunun tespiti ile muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine, davacının dava konusu diğer 425, 426, 427, 428, 430 ve 431 parsel sayılı taşınmazlar ve kayıt malikleri davalılar …, … ve … hakkındaki davasının ise reddine…” karar verilmiştir.
İlk hüküm davalılar …, … … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.10.2015 gün ve 2015/4769 E. – 2015/17458 K. sayılı bozma ilâmı ile; ” … 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.). Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; 429 parsel üzerinde olduğu belirlenen dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ve davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiş ise de az yukarıdaki açıklamalar karşısında 429 parsel malikleri taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası olmadığı anlaşılmaktadır. Maliklerden … … mirasçılarının dava konusu binanın kilidini değiştirmeleri ve davacıya vermeye yanaşmamaları da davanın niteliği itibarıyla güncel hukuki yarar olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle güncel hukuki yarar bulunmadığından, iştirak hali ve temyiz isteğinde bulunmayan iştirakçiler aleyhine verilen hükmün kesinleştiği gözetilerek temyiz isteğinde bulunan davalılar lehine olacak şekilde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Diğer yandan, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu’nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması(710 m), geçit … (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler(1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 41. maddesi, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun değişik 7. maddesi, 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 22. maddesi, 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 15. maddesi, 2924 Sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu’nun 7. Maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır. Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır. Ne var ki, “Çoğun içinde az da vardır.” kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespiti isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne, muhdesatın mülkiyetinin aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin ise reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre dava konusu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine ilişkin hüküm temyiz isteğinde bulunan davalılar yönünden usul ve yasaya aykırı bulunmuş, temyize gelmeyen iştirakçiler açısından ise bozma sevk edilmemiş ise de, az yukarıdaki açıklamalar karşısında, miras ortaklığına dahil bir mal için mirasçılardan birinin mirası korumak için talepte bulunma hakkına sahip olduğu da dikkate alınarak muhdesat şerhinin tescili yönünden tüm davalılara etkili olacak muhdesatın aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili (şerhi) isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek muhdesatın davacıya ait olduğunun tespiti ile muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesine tesciline (şerh edilmesine) karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle temyiz edilen hükmün yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenle temyiz isteğinde bulunan davalılar …, … … ve … lehine, (2) nolu bentte yazılı nedenle muhdesat şerhinin tescili yönünden tüm davalılara etkili olacak şekilde bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama neticesinde; “…Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, temyiz isteminde bulunan davalılar …, … … ve … yönünden güncel hukuki yarar bulunmadığından Ordu ili, Altınordu ilçesi, … Mahallesi, 429 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, temyiz isteminde bulunmayan diğer davalılar yönünden; davanın kabulü ile Ordu ili, Altınordu ilçesi, … Mahallesi, 429 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 13/02/2012 tarihli rapor ve ekindeki krokide … renge boyalı gösterilen 105 m² yüzölçümlü tek katlı betonarme evin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, taşınmazın muhtesat olarak tapunun beyanlar hanesine tesciline ilişkin talebin reddine, davacının diğer dava konusu 425, 426, 427, 428, 430 ve 431 parsel sayılı taşınmazlar ve kayıt malikleri davalılar hakkındaki talep ve davasının reddine…” karar verilmiştir.
Hükmü davalılar … ve … temyiz etmişlerdir.
Dairemizin 17.05.2022 gün ve 2021/4187 Esas, 2022/3502 Karar sayılı ilâmı ile; “…Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına…” karar verilmiştir.
Davalılar … ve … karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Bozma kararına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağı ve mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Yerel mahkemece bozmaya uyma kararı verildiği hâlde, elbirliği hâlinde mülkiyete tâbi olan/temyiz etmeyen davalılar yönünden kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.10.2015 gün ve 2015/4769 Esas, 2015/17458 Karar sayılı bozma ilâmında; elbirliği hâlinde mülkiyete tâbi 429 parsel sayılı taşınmazda bir hissedarın terekeye yönelik açtığı davadan diğer hissedarların da yararlanacağı açıkça belirtilmiştir. Yine aynı bozma ilâmında elbirliği mülkiyetine sahip bir kısım davalı hissedarın temyiz isteminin, temyiz isteminde bulunmamış davalı hissedarlara da sirayet edeceği vurgulaması yapılmış olmasına rağmen; tamamı elbirliği hâlinde malik olan davalılarla ilgili olarak, temyiz itirazında bulunmayan bir kısım davalılar yönünden ret, temyiz eden bir kısım davalılar yönünden ise kabul hükmü kurulması doğru olmadığından kararın bu sebeplerle bozulması gerekirdi.
Dairemizce kararın bozulması gerekirken maddi hata sonucu onandığı bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davalıların yerinde görülen karar düzeltme itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.05.2022 gün ve 2021/4187 Esas, 2022/3502 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalıların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 03.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.