YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18399
KARAR NO : 2023/1657
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının, 30/09/2013 tarihli iddianamesi ile sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 191 inci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü, 58 inci ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2014 tarihli ve 2013/302 Esas, 2014/144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Karar 02/06/2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşti
C. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2016/65 Esas, 2016/301 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri
Sanık 22.03.2016 tarihli dilekçesi ile kararın usul ve yasaya aykırı beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
“Sanıklar hakkında açılan kamu davasının kovuşturmasında; sanık …’ın hakkında daha önce hüküm verilen sanık …yle arkadaş olduğunu, sanık …’nin komşusu olduğunu, esrar maddesi kullandığını, esrar kullandığı iplik fabrikası bölgesinde poşet içerisinde esrar maddesi bulduğunu, kullanmak amacıyla yanına aldığını, o günlerde …’nin evinde tadilat yaptıklarını, …’nin evinin arka kısmına yeşillik alana sakladığını, … ve …’nin haberlerinin olmadığını, …’ın kendileri oradayken …’nin evine geldiğini, … ile bir şeyler konuştuğunu, sonra gittiğini, …’e uyuşturucu madde vermediklerini, …’in uyuşturucu maddeyi bulup götürdüğünü, giderken de yakalandığını ifade etmiştir. Sorulduğunda …’nin eskiden esrar kullandığını, …’nin de esrar kullandığını
bildiğini ifade etmiştir. Sanık …, …’ın geldiğini, 5-10 dk bahçede durduğunu, bahçede köpek olduğundan ona bakacak diye düşündüğünü, uyuşturucudan haberi olmadığını, daha önce esrar kullandığını ancak artık kullanmadığını savunmuştur. Sanık …, esrar kullandığını, …’ı tanıdığını, …’in …’nin evine geldiğinde … ile konuştuklarını, 5 dk sonra ayrıldığını, ancak hızlı hızlı ayrıldığını fark ettiğini savunmuştur. …, arama işlemine katıldığını, evin içinde uyuşturucu bulunamadığını, arka tarafta kümes gibi bölümde esrar bulunduğunu beyan etmiştir. ……, arama işlemine katıldığını, evin arka kısmında bahçe duvarı bölümünde ve kümeste uyuşturucu madde bulunduğunu, arama kararı beklerken eve … adlı şahsın girip çıktığını, bu şahıs çıktığında yakalandığını, üzerinde esrar maddesi bulunduğunu belirtmiştir. … …, sanıklardan …’yi tanıdığını, diğer sanıkları hiç görmediğini, …’nin evine gittiğinde sanıklar … ve …’nin de orada olduğunu, ilk orada gördüğünü, daha önce hiç görmedim demek istediğini, pencere önünde uyuşturucuyu onlardan habersiz cebine koyduğunu, üzerindeki psikolojik baskı nedeniyle polise farklı beyanda bulunduğunu beyan etmiştir. … hazırlık beyanında; kendisine uyuşturucu lazım olduğunu söylediğini, …’ın bahçede var, işine yararsa al gibi sözler söylediğini, bu sırada …’nin içeride yattığını, …’nin köpekle uğraştığını, çıkınca yakalandığını ifade etmiştir. 13/09/2013 tarihli uzmanlık raporunda uyuşturucu maddelerden 1028,5 gr ağırlığındaki uyuşturucu maddenin nemli ve kısmen küflenmiş olduğu, 154,27 gr net esrar elde edilebileceği belirtilmiş 2,60 gr maddeden net 0,78 gr esrar elde edilebileceği belirtilmiştir. Bütün bu hususlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar … ve ali’nin uyuşturucu madde ticareti yaptığı, yasal ve kesin yeterli delillerle kanıtlanamamakla atılı anılan suçlardan anılan sanıkların ayrı ayrı beraetine karar vermek gerekmiştir. Nitekim ……’in çelişkili beyanları ve net uyuşturucu maddenin miktarı ile ikamette bulunması ve satışına yönelik bir olgunun kanıtlanamaması hususları gözetilmiştir. Ancak sanıkların anılan uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurdukları yönünde mahkememizde tam bir kanaat oluşmakla TCK’nın 191/2 maddesi istikametinde sanıklar hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmaları yönünde karar verilmiştir. Nitekim uyuşturucu maddenin miktarı, konutta bulunması ve sanıkların uyuşturucu madde kullanmaları” hususu gözetildiğinde bu şekilde sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmakla mahkumiyetine karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına dayanak teşkil eden olay tutanağı, ekspertiz raporu, soruşturma dosyası ve tedavi denetimli serbestlik tedbiri kararı verilen Niğde 1. Ağır Ceza
Mahkemesinin, 23.05.2014 tarihli ve 2013/302 Esas, 2014/144 Karar sayılı dosyasının asıllarının ya da onaylı örneklerinin, dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, bu belgelerin aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurularak sanığın hukuki durumunun tayini yerine, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 inci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından,sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkumiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun’la ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi,
gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’nun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2016/65 Esas, 2016/301 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.