Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14688 E. 2023/524 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14688
KARAR NO : 2023/524
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.12.2021 tarihli ve 2021/47421 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dava açılmıştır.

2. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2021/549 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/878 Esas, 2022/1081 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafilerinin temyiz istemleri, mağdur beyanlarının soyut olduğuna, somut delillerle desteklenmediğine, çelişkili olduğuna, beyanlarına itibar edilemeyeceğine, mağdurun direnmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, para konusunda husumet bulunduğuna, sanığın inkarının bulunduğuna, eksik inceleme ve değerlendirmeye ilişkindir.

2. Katılan mağdur vekilinin temyiz istemi, suç vasfının tayinine ilişkindir

III. OLAY VE OLGULAR
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2021 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında mağdura yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca kamu davası açıldığı görülmüştür.

2. İlk Derece Mahkemesince; ” Mağdurun ara ara ücret karşılığında sanığa işinde yardım ettiği, yine suç tarihinde mağdurun sanığın yanına çalışmak için gittiği ve belinin ağrıdığını söylemesi üzerine sanığın yaşı küçük mağduru hurda deposunun arkasında bulunan yatağa götürerek beline krem sürdüğü, mağdurun üst ve alt kıyafetini sıyırdığı, bu esnada sanığın mağduru yapacağı şeyi kimseye söylememesi hususunda tembihleyerek cinsel organını mağdurun poposuna sürttüğü, mağdurun beyanına göre cinsel organını poposuna sokmaya çalıştığı, olay sonrasında sanığın mağdurun evine gittiği bir gün sanığı gören mağdurun korkup odadan kaçması nedeniyle mağdurun annesinin sorması üzerine mağdur küçüğün olayı annesine anlattığı, ertesi gün annesinin şikayetçi olması sonucu durumun ortaya çıktığı,

Mağdurun aşamalarda … eşliğinde alınan beyanlarında arka bölgesine sanığın cinsel organını sürttüğünü ve soktuğunu, sanıktan herhangi bir sıvının gelmediğini, sanığın mağdurun özel bölgesine krem sürmediğini beyan ettiği, mağdur hakkında alınan 05.11.2021 tarihli İzmir Adli Tıp Kurumu raporunda; mağdurun anal bölgesinde organ sokulduğuna dair delil bulunmadığı, ancak organ sokumu esnasında rıza, tehdit veya kayganlaştırıcı madde kullanılması halinde herhangi bir bulgu bulunmamasının mümkün olduğunun belirtildiği,

Mağdurun 09.02.2022 tarihli duruşmadaki beyanında sanığın cinsel organını özel bölgesini soktuğunu ancak tam girip girmediğini bilmediğini beyan ettiği, mağdurun annesinin beyanında sanığın cinsel organını sokmaya çalıştığını, tepinip korkunca bıraktığını mağdurun kendisine söylediğini ifade ettiği, mağdurun ve annesinin bu hususta farklı beyanlarda bulunduğu, aralarında husumet bulunmayan ve arkadaş olan tarafların birbirine iftira atmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı, duruşmada gözlemlendiği üzere mağdur çocuğun sanığı gördüğünde hiddetlendiği; ancak olay anında sanığın mağdura cinsel organını sokmasını engelleyici bir durumun bulunmadığı, alınan raporda da fiili livata bulgularının bulunmadığı, mağdurun, sanığın cinsel organının vücuduna girdiğine ilişkin tam netleşmeyen beyanları nazara alındığında eylemin cinsel istismar boyutunda kaldığının anlaşıldığı ve bu suçun da sabit olduğu anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK’nın 6545 Sayılı Kanun ile değişik 103/1. maddesinin 1 ve 3. cümleleri gereğince olayın oluş biçimi de nazara alınarak sanığın takdiren cezalandırılmasına, sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları ve cezasından indirim yapılmasını gerektirecek herhangi bir takdiri indirim nedeni de bulunmadığından sanığın cezasından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına…” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafileri ile katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/878 Esas, 2022/1081 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili ile sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un

302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.02.2023 tarihinde karar verildi.